2024/3 SGS İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Soruları ve Çözümleri

2024/3 dönemi SMMM Staja Giriş Sınavı: İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku dersinden çıkan 6 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2024/3 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

4857 sayılı İş Kanunu’na göre kısmi süreli iş sözleşmesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Kısmi süreli çalışan işçinin ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatleri, tam süreli emsal işçiye göre çalıştığı süreye orantılı olarak ödenir.
  • B)Çağrı üzerine çalışma sözleşmesinde işçinin haftalık çalışma süresi yirmi saat olarak belirlenmesine rağmen, işveren yeterli iş olmadığı için bir hafta işçiyi on saat çalıştırırsa, işçi o hafta için sadece on saatlik ücrete hak kazanır.
  • C)İki yaşındaki çocuğu ile daha fazla ilgilenmek için mecburi ilköğretim çağının başladığı tarihi takip eden ay başına kadar kısmi süreli çalışmaya geçen işçinin, çocuğu dört yaşına geldiğinde tam zamanlı çalışmaya dönmesi durumunda, yerine işe alınan işçinin iş sözleşmesi kendiliğinden sona erer.
  • D)İşverenlerin engelli işçi istihdam etme yükümlülüğünün doğup doğmadığı belirlenirken, işyerinde çalışan toplam işçi sayısının tespitinde kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanlar, çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür.
  • E)Çağrı üzerine çalışma sözleşmesinde günlük çalışma süresi kararlaştırılmamış ise, işveren her çağrıda işçiyi günde en az dört saat üst üste çalıştırmak zorundadır.
Çözümü göster — doğru cevap B

SMMM staj sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak bu soruyu çok iyi analiz etmemiz gerekiyor. Soru 4857 sayılı İş Kanunu'na dayanıyor ve kısmi süreli iş sözleşmeleri ile çağrı üzerine çalışma konusunu sorguluyor.

Doğru cevap B şıkkıdır. Şimdi gel, neden B'nin yanlış (yani sorunun doğru cevabı) olduğunu adım adım açıklayalım.

Neden B Şıkkı Doğru Cevap? (Yani Neden Bu İfade Yanlıştır?)

Bu şıkta işveren ve işçi arasındaki çağrı üzerine çalışma düzenlemesi anlatılıyor. Soruda şunu söylüyor: "İşçi haftalık 20 saat çalışacak şekilde sözleşme yapmış, ama işveren iş olmadığı için işçiyi sadece 10 saat çalıştırmış. İşçi de sadece 10 saatlik ücret almış."

İşte buradaki hata şurada: 4857 sayılı İş Kanunu Madde 10'un 4. fıkrasına göre; çağrı üzerine çalışma sözleşmesinde haftalık çalışma süresi belirlenmiş olsa bile, işveren işçiye daha az iş verirse, işçiye sadece çalıştığı sürenin ücretini değil, sözleşmede belirlenen haftalık çalışma süresine (yani 20 saate) karşılık gelen ücreti ödemek zorundadır.

Yani işveren iş olmadığı için işçiyi evde bekletse bile, işçiye tam 20 saatlik ücret ödemelidir. İşçi sadece 10 saat çalışsa bile, işveren geri kalan 10 saatlik ücreti de ödemelidir. Bu şık, işverenin işsiz kalma riskini işçiye yüklemeye çalıştığı için yanlıştır ve sorunun doğru cevabıdır.

Diğer Şıklar Neden Doğru (Yani Soruda "Yanlış" Olmadığı İçin Seçilmez)?

Şimdi diğer şıkların neden doğru ifadeler olduğunu kısaca görelim ki, sınavda bunları "doğru" olarak işaretleyip elenmeyesin:

  • A Şıkkı (Doğru İfade): Kısmi süreli çalışanlar, tam süreli emsal işçiye göre çalıştıkları süreye orantılı olarak ücret ve paraya ilişkin menfaatlerini (örneğin prim, ikramiye vb.) alırlar. Bu kanunun temel ilkesidir.
  • C Şıkkı (Doğru İfade): Çocuk sahibi işçiler, çocukları 4 yaşına gelene kadar kısmi süreli çalışabilir. Çocuk 4 yaşına geldiğinde işçi tam zamanlı çalışmaya geçerse, yerine alınan işçinin sözleşmesi kendiliğinden sona erer. Bu, kanunda belirtilen bir istisnadır.
  • D Şıkkı (Doğru İfade): Engelli işçi istihdam yükümlülüğü hesaplanırken, kısmi süreli çalışanlar da dikkate alınır. Ancak bunlar, çalışma süreleri oranında tam süreli işçiye dönüştürülerek toplam işçi sayısına eklenir. Bu, istatistiksel bir düzeltmedir ve doğrudur.
  • E Şıkkı (Doğru İfade): Çağrı üzerine çalışmada günlük süre belirlenmemişse, işveren işçiyi her çağrıda en az 4 saat üst üste çalıştırmak zorundadır. Bu, işçinin günlük asgari çalışma süresini korumak içindir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 4857 Sayılı İş Kanunu Madde 10'u (Kısmi Süreli İş Sözleşmeleri ve Çağrı Üzerine Çalışma) çok iyi bilmelisin.

Özellikle şunlara dikkat etmelisin:

  • Kısmi süreli işlerde ücret ve menfaatlerin orantılı ödenmesi.
  • Çağrı üzerine çalışmada işsiz kalma riskinin işçiye yüklenemeyeceği (İşveren iş vermezse bile belirlenen sürenin ücretini ödemelidir).
  • Çağrı üzerine çalışmada günlük asgari çalışma süresi (4 saat) kuralı.

Özetle: Sınavda "Çağrı üzerine çalışmada işveren iş vermezse işçi sadece çalıştığı sürenin ücretini alır" gibi bir ifade görürsen, hemen "YANLIŞ" işaretle ve bu sorunun cevabı olarak işaretle. Çünkü kanun, işverenin işsiz kalma riskini işçiye yüklemesini yasaklar.

Başarılar dilerim!

Soru 2 · 2024/3 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre teşmil kararı aşağıdakilerden hangisi tarafından alınır?

  • A)Üçlü Danışma Kurulu
  • B)Yüksek Hakem Kurulu
  • C)Ekonomik ve Sosyal Konsey
  • D)Cumhurbaşkanı
  • E)Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
Çözümü göster — doğru cevap D

Bu soruyu bir SMMM stajı öğrencisi gibi ele alalım. Sorunun doğru cevabı D) Cumhurbaşkanı'dır.

Gelin, nedenini ve diğer şıkların neden işe yaramadığını adım adım inceleyelim.

Neden Doğru Cevap "Cumhurbaşkanı"?

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'na göre, teşmil kararı (bir toplu iş sözleşmesinin, o iş kolunda çalışan sendikalı olmayan işçilere de uygulanmasını sağlayan karar), Cumhurbaşkanı tarafından verilir.

Buradaki mantık şudur: Sendikalar ve işverenler arasında bir anlaşma (toplu iş sözleşmesi) sağlandığında, bu sözleşmenin tüm iş koluna yayılması (teşmil edilmesi) için yetkili makam, işçi ve işveren temsilcilerinin üzerinde anlaştığı bu sözleşmenin geçerliliğini onaylayan en yüksek yetkili olan Cumhurbaşkanı'dır. Kanun, bu yetkiyi doğrudan Cumhurbaşkanına vermiştir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden bu iş için kullanılmadığını kısaca açıklayalım:

  • A) Üçlü Danışma Kurulu: Bu kurul, işçi, işveren ve devlet temsilcilerinden oluşur. Ancak görevi sadece teşkilat kurmak veya toplu iş sözleşmesi yapmaktır. Teşmil kararı verme yetkisi yoktur.
  • B) Yüksek Hakem Kurulu: Bu kurul, işçi ve işveren temsilcileri arasında anlaşma sağlanamazsa devreye girer ve uzlaşma sağlar. Yani anlaşma yoksa hüküm koyar. Ancak anlaşma varsa ve bu anlaşmanın tüm iş koluna yayılması (teşmil) isteniyorsa, yetkili Yüksek Hakem Kurulu değil, Cumhurbaşkanı'dır.
  • C) Ekonomik ve Sosyal Konsey: Bu bir danışma organıdır. Sadece hükümete tavsiye verir, karar alma yetkisi yoktur. Dolayısıyla teşmil kararı veremez.
  • E) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı: Bakanlık, iş süreçlerini yürütür ve denetler. Ancak teşmil kararı gibi önemli bir yasal düzenleme yetkisi bakanlıkta değil, doğrudan Cumhurbaşkanındadır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun "Teşmil Kararları" başlıklı maddesini (genellikle 10. madde civarında) bilmek gerekir.

Özetle:

  • Anlaşma yoksa ve uzlaşma gerekiyorsa -> Yüksek Hakem Kurulu devreye girer.
  • Anlaşma varsa ve tüm iş koluna yayılması (teşmil) isteniyorsa -> Cumhurbaşkanı karar verir.

Başarılar dilerim!

Soru 3 · 2024/3 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre aşağıdaki iş veya işyerlerinde çalışanlardan hangisi fiili hizmet süresi zammı uygulamasından yararlanamaz?

  • A)Çimento fabrikalarının otomatik fırınlarında pişirme işlerinde çalışanlar
  • B)Kömür madeninin yer altı işlerinde çalışanlar
  • C)Türk Silahlı Kuvvetlerinde subay, yedek subay, astsubay olarak görev yapanlar
  • D)Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekili olarak görev yapanlar
  • E)Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay gibi yüksek mahkemelerde hakim veya savcı olarak görev yapanlar
Çözümü göster — doğru cevap E

Bu soru, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'ndaki (5510 sayılı Kanun) "Fiili Hizmet Süresi Zammı" konusunu ölçüyor. Bu konu, ağır ve tehlikeli işlerde çalışanların emeklilik haklarının daha hızlı kazanması için onlara ekstra zaman tanınmasıdır.

Gelin şıkkı şıkkı inceleyelim ve doğru cevabı bulalım.

✅ Neden Doğru Cevap E?

E Şıkkı: "Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay gibi yüksek mahkemelerde hakim veya savcı olarak görev yapanlar"

Bu şık yanlış bir işçi grubu değil, doğru bir istisnadır. Yani, bu kişiler fiili hizmet süresi zammından yararlanamazlar.

Neden? Kanun, fiili hizmet süresi zammını; ağır, tehlikeli, sağlığa zararlı veya zorlayıcı işlerde çalışanlara tanımlar.

  • Hakim ve Savcılar: Meslekleri itibarıyla fiziksel olarak ağır veya tehlikeli bir iş yapmazlar. Ofis ortamında, hukuki süreçler yürütürler. Dolayısıyla, maden işçisi veya çimento fabrikası işçisi gibi "fiili hizmet süresi zammı"na (örneğin 1 yıl çalışanın 1 yıl 3 ay sayılması gibi) hak kazanma şartlarını taşımazlar.
  • Kural: Kanun maddelerine göre, hakim ve savcılar emeklilikte "hizmet süresi"ni tam olarak sayarlar, ek bir süre (zam) eklenmez.

❌ Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıklar (A, B, C ve D), Kanun'un fiili hizmet süresi zammı uyguladığı iş gruplarıdır. Yani bu kişiler zammı alabilirler, bu yüzden sorunun "alamayan hangisidir?" sorusuna cevap olamazlar.

  • A Şıkkı (Çimento Fabrikaları): Otomatik fırınlar çok yüksek sıcaklıkta çalışır ve işçi sağlığı için çok zorlayıcıdır. Kanun, bu işlerde çalışanlara fiili hizmet süresi zammı tanır.
  • B Şıkkı (Kömür Madenleri): Yer altı maden işleri, patlama riski, gaz çıkışı ve ağır fiziksel yükü nedeniyle en tehlikeli işlerdendir. Kanun maden işçilerine zammı tanır.
  • C Şıkkı (Silahlı Kuvvetler): Subay, yedek subay ve astsubayların görevleri, savaşa hazırlık, saha koşulları ve fiziksel zorluklar nedeniyle zammı kapsar.
  • D Şıkkı (TBMM Milletvekilleri): Milletvekilleri, Kanun'un özel bir maddesi gereği, emeklilikte fiili hizmet süresi zammından yararlanırlar. (Bu, siyasi görevlilere tanınan özel bir haktır).

📚 Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 5510 Sayılı Kanun'un 4. Maddesi'ni ve Ek Madde 1'i iyi bilmelisin.

Özellikle şunları ezberlemelisin:

  • Zam Uygulanan İşler: Maden işçileri, çimento fırın işçileri, askerler, milletvekilleri, bazı maden dışı ağır işler.
  • Zam Uygulanmayan İşler: Hakimler, savcılar, öğretmenler (belirli şartlar hariç), memurların genel durumu.

Özetle: Soru sana "Hangisi ağır ve tehlikeli işçi değil?" diye soruyor. Hakim ve savcılar, fiziksel olarak ağır iş yapmadıkları için bu zammı alamazlar.

Doğru cevap: E

Soru 4 · 2024/3 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

4857 sayılı İş Kanunu’na göre alt işverenlik ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

  • A)Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz.
  • B)Asıl işveren, alt işverenin işçilerinin ücretlerinin ödenip ödenmediğini kontrol etmekle ve varsa ödenmeyen ücretleri hak edişlerinden keserek işçilerin banka hesabına yatırmakla yükümlüdür.
  • C)Asıl işveren, alt işveren tarafından çalıştırılan işçilerin hak kazandıkları yıllık ücretli izin sürelerinin kullanılıp kullanılmadığını kontrol etmekle yükümlüdür.
  • D)Asıl işveren, alt işverenin işçilerinin işe alımı, işten çıkarılması ve alt işverenin işçilerine işe ilişkin talimat verilmesi bakımından alt işverenle birlikte yetkilidir.
  • E)Mahkemece muvazaalı alt işverenliğin tespitinin onanması hâlinde alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır.
Çözümü göster — doğru cevap D

SMMM staj sınavına hazırlık sürecinde karşılaşacağın en önemli konulardan biri olan İş Hukuku ve özellikle Alt İşverenlik konusunu senin için basitleştirelim. Sorunun doğru cevabı D şıkkıdır.

Gelin, neden D şıkkının yanlış olduğunu ve diğer şıkların neden doğru olduğunu adım adım inceleyelim.

Neden D Şıkkı Yanlış? (Doğru Cevap)

İş Kanunu'nun temel mantığı şudur: Alt işverenlik ilişkisinde, işçi ile işveren arasında iki farklı hukuki ilişki vardır.

  • Alt İşveren: İşçiyi işe alan, işten çıkaran, ona maaş ödeyen ve işyerinde ona talimat veren tek yetkili kişidir.
  • Asıl İşveren: Sadece işin kalitesini ve işin yapılmasını denetler. Ancak işçinin işe alımı, işten çıkarılması veya ona günlük talimat vermesi asıl işverenin yetkisi değildir.

D şıkkı, "Asıl işveren... işe alımı, işten çıkarılması ve talimat verilmesi bakımından alt işverenle birlikte yetkilidir" diyerek bu ayrımı yok sayıyor. Bu, iş hukukunun en temel kuralına aykırıdır. Asıl işveren, işçiye doğrudan talimat veremez; bu yetki tamamen alt işverene aittir. Eğer asıl işveren işçiye talimat verirse, bu durum "hizmet sözleşmesinin devri" veya "hizmet sözleşmesinin feshi" gibi ciddi hukuki sorunlar doğurabilir.

Özetle: Asıl işveren işçiyi yönetemez, sadece işin sonucunu denetler. Yönetim yetkisi alt işverene aittir. Bu yüzden D şıkkı yanlıştır ve sorunun cevabı budur.

Diğer Şıklar Neden Doğru? (Yanlış Şıklar)

Diğer şıkların neden doğru olduğunu kısaca hatırlayalım ki sınavda şaşırmayasın:

  • A Şıkkı (Doğru): Asıl işverenin işçileri, alt işverene geçse bile hakları (kıdem, izin vb.) korunmalıdır. Asıl işveren, işçilerin haklarını kısıtlayamaz. Bu kural, işçi koruma ilkesidir.
  • B Şıkkı (Doğru): Asıl işveren, alt işverenin işçilerinin ücretlerini ödeyip ödemediğini kontrol etmekle yükümlüdür. Eğer alt işveren ücreti ödememişse, asıl işveren bu ücreti hak edişinden kesip işçiye ödemek zorundadır. Bu, işçinin aç kalmasını önlemek için getirilmiş çok önemli bir sorumluluktur.
  • C Şıkkı (Doğru): Yine aynı mantıkla, yıllık izinlerin kullanılıp kullanılmadığını asıl işveren kontrol etmek zorundadır. İzin hakkı işçinin temel hakkıdır ve asıl işveren bunu denetlemelidir.
  • E Şıkkı (Doğru): Eğer mahkeme, aranızdaki sözleşmenin "muvazaalı" (yani işçi korumak için uydurulmuş sahte bir sözleşme) olduğunu tespit ederse, o işçi başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır. Bu, işçinin haklarını kaybetmemesi için bir güvencedir.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekiyor?

Bu soruyu çözmek için 4857 Sayılı İş Kanunu Madde 4'ü ve Alt İşverenlik kavramını iyi bilmelisin.

Hatırlaman gereken temel kural şudur: > "İşin yürütülmesi, işin niteliği ve işyerinin işleyişi ile ilgili olarak işveren tarafından işyerine devredilen işler, işin özelliği gereği işveren tarafından işyerinde işçi çalıştırılmak suretiyle yürütülür. Ancak, işin yürütülmesi, işin niteliği ve işyerinin işleyişi ile ilgili olarak işveren tarafından işyerine devredilen işler, işin özelliği gereği işveren tarafından işyerinde işçi çalıştırılmak suretiyle yürütülür."

Daha basit bir ifadeyle: Asıl işveren, işin sonucunu denetler; alt işveren ise işçiyi yönetir ve işçiden sorumludur. Asıl işveren işçiye talimat veremez, işe alamaz veya işten çıkaramaz.

Başarılar dilerim, bu kuralı ezberleyip sınavda rahatça uygulayabilirsin!

Soru 5 · 2024/3 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre aşağıdakilerden hangisi sosyal sigortalı sayılmaz?

  • A)Askerlik hizmetlerini er ve erbaş olarak yapmakta olanlar
  • B)Köy ve mahalle muhtarları
  • C)İşçi sendikaları ve konfederasyonları ile sendika şubelerinin başkanlıkları ve yönetim kurullarına seçilenler
  • D)Millî Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen kurslarda usta öğretici olarak çalıştırılanlar
  • E)Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen Toplum Yararına Çalışma Programlarından yararlananlar
Çözümü göster — doğru cevap A

Bu soru, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nu (5510 sayılı Kanun) incelediğimizde, "Sigortalı Sayılanlar" listesini çok iyi bilmeyi gerektirir. Sanki bir liste varmış gibi düşün; bu listede kimler sigortalı sayılır, kimler sayılmaz? Soru tam olarak bu listenin dışına çıkan kişiyi bulmamızı istiyor.

Gelin şıkları tek tek inceleyelim:

✅ Neden Doğru Cevap A Şıkkıdır?

A) Askerlik hizmetlerini er ve erbaş olarak yapmakta olanlar

Bu şık doğru cevaptır. Çünkü 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinde, sigortalı sayılanlar listesi vardır. Bu listede "Askerlik hizmetini er ve erbaş olarak yapmakta olanlar" yoktur.

Kanun'a göre; askerlik hizmetini subay olarak yapanlar sigortalı sayılır, ancak er ve erbaş olarak askerlik yapanlar, askerlik süresince sigortalı sayılmazlar. Onlar, askerlik süresince sigorta primi ödemek zorunda değildirler ve bu süre sigortalılık süresi olarak sayılmaz. Bu nedenle, sorunun "sigortalı sayılmaz" sorusuna en net cevap budur.

❌ Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Diğer şıklar (B, C, D ve E), Kanun'un 4. maddesinde açıkça "Sigortalı Sayılanlar" listesine dahildir. Yani bu kişiler sigortalı sayılırlar, dolayısıyla sorunun "sayılmaz" sorusuna cevap olamazlar:

  • B) Köy ve mahalle muhtarları: Kanun, muhtarları sigortalı sayar.
  • C) İşçi sendikaları ve konfederasyonları ile sendika şubelerinin başkanlıkları ve yönetim kurullarına seçilenler: Sendikaların yöneticileri de sigortalı sayılır.
  • D) Millî Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen kurslarda usta öğretici olarak çalıştırılanlar: Usta öğreticiler de sigortalı statüsündedir.
  • E) Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen Toplum Yararına Çalışma Programlarından yararlananlar: Bu programdaki kişiler de sigortalı sayılır.

Gördüğün gibi, B, C, D ve E şıklarındaki kişiler Kanun'un getirdiği özel hükümlerle sigortalı sayılmışlardır. Sadece A şıkkındaki er ve erbaşlar bu listeden dışarıda kalmıştır.

📚 Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 5510 Sayılı Kanun'un 4. Maddesi'ni ezberlemen veya çok iyi anlamen gerekir. Bu madde, "Sigortalı Sayılanlar" listesini içerir.

Özetle:

  • Subaylar -> Sigortalı.
  • Er ve Erbaşlar -> Sigortalı Değil.
  • Muhtarlar, Sendika yöneticileri, Usta öğreticiler ve TYCP katılımcıları -> Sigortalı.

Sınavda benzer sorularla karşılaştığında aklında şu kalıp kalsın: "Askerlikte er ve erbaş olanlar sigortalı sayılmaz, diğerleri (subaylar ve yukarıdaki diğer gruplar) sayılır."

Başarılar dilerim!

Soru 6 · 2024/3 · İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre sendikal güvencelere ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A)İşveren, işyeri sendika temsilcilerinin iş sözleşmelerini fesih nedenini sendikaya yazılı olarak açık ve kesin şekilde bildirerek her zaman feshedebilir.
  • B)İşçi kuruluşunda yönetici olduğu için çalıştığı işyerinden ayrılan işçinin iş sözleşmesi kendiliğinden sona erer.
  • C)İşveren, yazılı veya sözlü rızası olan işyeri sendika temsilcisinin işyerini değiştirebilir.
  • D)Sendikal tazminatın tutarı işçinin en az altı aylık ücretidir.
  • E)İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir.
Çözümü göster — doğru cevap E

Gel, soruyu adım adım, sanki bir derste anlatıyormuş gibi inceleyelim.

Neden Doğru Cevap E?

Doğru cevap E şıkkıdır. Peki neden?

Kanun, işçi sendikalarına ve sendika temsilcilerine karşı işverenlerin baskı kurmasını engellemek için çok güçlü bir kural koymuştur. Eğer bir işçi, "Ben sendikal bir nedenle işten atıldım" diyerek dava açarsa, mahkeme işverene "Sen işçiyi neden işten çıkardın? Bunu kanıtla" der.

Buradaki mantık şudur: İşveren iş sözleşmesini feshetmiş olan taraftır. Dolayısıyla, feshin gerçek ve meşru bir nedeni olduğunu (örneğin işçinin işe gelmemesi, işyerinde hırsızlık yapması vb.) ispatlamak işverenin görevidir. Eğer işveren, feshin sendikal bir nedenle değil, başka bir yasal sebeple olduğunu kanıtlayamazsa, işçi haklı çıkar ve işe iade edilir. Bu, işçi lehine bir "ispat yükümlülüğü devri"dir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

Şimdi diğer şıkların neden hatalı olduğunu kısaca görelim:

  • A Şıkkı Yanlış: İşveren, sendika temsilcisinin iş sözleşmesini asla "her zaman" feshedemez. Kanun, sendika temsilcilerinin iş sözleşmelerini feshetmek için Sendika Genel Merkezi'nin yazılı rızasını almasını şart koşar. İşveren tek başına, sadece "açık ve kesin bildirim" yaparak temsilciyi işten çıkaramaz.
  • B Şıkkı Yanlış: Bir işçi sendika yöneticisi olsa bile, iş sözleşmesi kendiliğinden sona ermez. İşçi, sendika yöneticiliği görevinden ayrılsa bile iş sözleşmesi devam eder. Sadece sendika yöneticisi olduğu için işten çıkma durumu söz konusu değildir.
  • C Şıkkı Yanlış: İşveren, sendika temsilcisinin işyerini değiştiremez. Eğer işveren temsilciyi başka bir işyerine geçirmek isterse, bunun için yazılı rıza şarttır. Ancak bu rıza, işveren tek taraflı olarak "yazılı veya sözlü" diyerek alabileceği bir şey değildir; temsilcinin açık ve yazılı onayı gerekir. Ayrıca kanun, işyeri değişikliğini temsilcinin rızası olmadan yapmayı yasaklar.
  • D Şıkkı Yanlış: Sendikal tazminatın tutarı en az 6 aylık ücret değildir. Kanuna göre sendikal tazminat, işçinin en az 4 aylık ücreti kadar olmalıdır. 6 ay demek, kanundaki 4 aylık sınırın üzerine çıkmış bir ifadedir ve bu nedenle şık yanlıştır.

Hangi Konuyu Bilmek Gerekir?

Bu soruyu çözmek için 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun Sendikal Güvence başlıklı bölümünü (özellikle madde 27 ve 28) iyi bilmelisin.

Özetle şunları ezberlemelisin:

  • Sendika temsilcisinin işten çıkarılması için Sendika Genel Merkezi'nin yazılı rızası gerekir.
  • Sendikal feshin ispat yükümlülüğü işverene aittir.
  • Sendikal tazminat en az 4 aylık ücrettir.

Başarılar dilerim!

İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 4018 çözümlü soru

SMMM Staja Giriş Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

SGS uygulamasıAndroid: Google PlayBilgisayarda web'de çöz