Soru 1 · 2013/8 · Denetim
Teyit (Doğrulama) mektubu ile ilgili olarak aşa- ğıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Bağımsız denetçi tarafından düzenlenir.
- B)Cevap mektupları ilk olarak denetçi tarafından açılır.
- C)Genellikle hesap bakiyeleri ve unsurlarıyla ilgili bilgileri teyit etmek amacıyla kullanılır.
- D)Gönderilen her teyit mektubu için karşı taraf- tan bir cevap beklenir.
- E)Genel olarak dış kaynaklardan elde edilen de- netim kanıtları işletme dahilinde oluşturulmuş denetim kanıtlarından daha güvenilirdir.
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır.
Neden Doğru? Teyit mektupları, karşı tarafın isteği veya durumu nedeniyle cevap vermeyebilir. ISA 505 (Dış Teyitler) standardına göre, denetçi tüm teyit mektuplarından cevap beklemek zorunda değildir. Cevap alınamayan durumlarda alternatif denetim prosedürleri uygulanır. Dolayısıyla "her teyit mektubu için cevap beklenir" ifadesi yanlıştır.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- A: Teyit mektupları, denetimin güvenilirliği açısından bağımsız denetçi tarafından düzenlenir.
- B: Denetçi, kanıtların bütünlüğünü korumak için cevapları kendisi açar.
- C: Teyitlerin temel amacı, alacaklar, borçlar ve banka bakiyeleri gibi unsurları doğrulamaktır.
- E: Dış kaynaklardan elde edilen kanıtlar, üçüncü şahıslardan geldiği için iç kaynaklı kanıtlardan daha güvenilirdir.
Bilinmesi gereken kural Teyit mektuplarından cevap alınamaması, denetçinin alternatif prosedürler uygulamasına neden olur; bu durum her mektuptan mutlaka cevap alınması gerektiği anlamına gelmez.
Soru 2 · 2013/8 · Denetim
Aşağıdakilerden hangisi stokların finansal tablolar açısından önemli olması durumunda stokların denetiminde denetçinin dikkate ala- cağı hususlardan biri değildir?
- A)Uygulanabilir olması durumunda denetçi fiziki stok sayımına mutlaka katılmalıdır.
- B)Denetçi planladığı şekilde fiziki stok sayımına katılamaz ise başka bir tarihte stok sayımı gerçekleştirmelidir.
- C)Eğer işletme stokların yönetiminde sürekli envanter sistemini uyguluyorsa stok sayımına gerek olmadığı için denetçi kontrol testleri ile yetinmelidir.
- D)Fiziki stok sayımına katılım mümkün değilse, denetçi stokların mevcudiyeti ve durumu ile ilgili yeterli ve uygun denetim kanıtı elde etmek için alternatif denetim prosedürleri uygulamalıdır.
- E)Stok sayımının bilanço gününden farklı bir günde yapılması durumunda, denetçi sayım günü ile bilanço tarihi arasında geçen zamana ilişkin stok hareketlerini uygun denetim prose- dürleri ile doğrulamalıdır.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır.
Neden Doğru? Türk Denetim Standartı (TDS) 501'e göre, stokların finansal tablolar açısından önemli olması durumunda denetçi, stokların mevcudiyetini kanıtlamak için fiziki sayıma katılmak zorundadır. İşletmenin sürekli envanter sistemi kullanması, denetçinin fiziki sayıma katılma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Aksine, denetçi bu sistemde bile stokların doğru kaydedilip kaydedilmediğini test etmek için fiziki sayıma katılmalı veya alternatif prosedürler izlemelidir. Bu nedenle, "sayıma gerek olmadığı" görüşü yanlıştır.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- A: TDS 501, stokların önemli olduğu durumlarda denetçinin fiziki sayıma katılmasını zorunlu kılar.
- B: Denetçi sayıma katılamazsa, başka bir tarihte sayım yapması veya alternatif prosedür uygulaması gerekir; ancak "başka tarihte sayım gerçekleştirmelidir" ifadesi, denetçinin kendi inisiyatifiyle yeni sayım organize etmesi anlamına gelmez, bu şıktaki zorunluluk ifadesi bağlamında diğerlerine göre daha az kesin olsa da C şıkkı temel bir standart ihlalidir. (Not: Soruda tartışma yok denildiği için C'nin açık hata olduğu vurgulanır).
- D: Fiziki sayıma katılım imkansızsa, alternatif denetim prosedürleri uygulanması TDS 501 ile gereklidir.
- E: Sayım ile bilanço tarihi farklıysa, aradaki stok hareketlerinin doğrulanması standart gereğidir.
Bilinmesi gereken kural: Sürekli envanter sistemi kullanan işletmelerde bile, stoklar önemliyse denetçi fiziki sayıma katılmak zorundadır.
Soru 3 · 2013/8 · Denetim
Aşağıdakilerden hangisi denetçinin müşteri işletmenin yönetiminden yazılı beyan alma amaçlarından biri değildir?
- A)Denetçiye verilen sözlü beyanları doğrulamak
- B)Yönetimin beyanlarına ilişkin yanlış anlaşılma olasılığını azaltmak
- C)Dönem içinde verilen sözlü beyanların uygun- luğunun devam ettiğini belirlemek
- D)Denetlenen işletme ile denetçi arasındaki an- laşmazlıklarda kanıt olarak kullanmak
- E)Finansal tabloların düzenlenmesinde esas so- rumluluğun denetçiye ait olduğunu vurgulamak
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Denetim standartlarına (özellikle ISA 580) göre, yazılı beyanların temel amacı, yönetimin finansal tablo hazırlama sorumluluğunu kabul ettiğini teyit etmektir. Finansal tabloların düzenlenmesindeki esas sorumluluk her zaman yönetimdedir; denetçinin sorumluluğu bu tablolar üzerinde bağımsız bir görüş bildirmektir. Dolayısıyla, sorumluluğun denetçiye ait olduğunu iddia etmek mevzuata aykırıdır ve beyan alma amacı olamaz.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Sözlü beyanların yazılı haliyle teyit edilmesi, belgelendirme açısından gereklidir. B) Yazılı beyanlar, taraflar arasındaki niyet ve kapsamın netleşmesini sağlayarak yanlış anlaşılma riskini azaltır. C) Dönem sonundaki beyanlar, önceki dönemlerde verilen sözlü beyanların geçerliliğini ve devamını teyit eder. D) Yazılı beyanlar, gelecekte oluşabilecek anlaşmazlıklarda tarafların yükümlülüklerini kanıtlayan hukuki bir belge niteliğindedir.
Bilinmesi gereken kural: Finansal tablo hazırlama sorumluluğu asla denetçiye geçmez; bu sorumluluk her zaman işletme yönetimine aittir.
Soru 4 · 2013/8 · Denetim
Aşağıda verilen ifadelerden hangisi doğru değildir?
- A)Olumsuz teyitler olumlu teyitlere göre daha fazla ikna edici denetim kanıtı sağlar.
- B)Boş bakiyeli teyit prosedürü aslında olumlu teyit prosedürünün bir türüdür.
- C)Bir teyit talebine verilen sözlü yanıt tek başına dış kaynaklı teyit tanımını karşılamaz.
- D)Boş bakiyeli teyit prosedürü olumlu teyit prose- dürüne kıyasla ek bir çalışma ve külfet gerek- tireceğinden genelde cevaplanma oranı düşük kalmaktadır.
- E)Teyit (doğrulama) prosedürü müşteri işletme ile diğer taraflar arasındaki anlaşma, sözleşme veya işlemlerin şartlarının teyit edilmesi için kullanılabilir.
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır.
Neden Doğru? ISA 505'e göre, olumsuz teyitler yalnızca risklerin düşük olduğu durumlarda ve diğer kanıtların yetersiz olduğu durumlarda kullanılır. Olumsuz teyitlerde, karşı tarafın "itiraz etmemesi" kabul edilir; bu da sessiz kalanların gerçekten onayladığını garanti etmez. Dolayısıyla, olumsuz teyitler, doğrudan bilgi veren ve yanıt almayı zorunlu kılan olumlu teyitlere göre daha az ikna edici kanıttır. A şıkkı bunun tam tersini iddia ettiği için yanlıştır.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- B: Boş bakiyeli teyitler, bakiye yoksa "hayır" cevabı beklediği için olumlu teyit mantığıyla çalışır.
- C: Dış kanıt kriterini karşılamak için yazılı ve doğrudan denetçiye yöneltilmiş yanıt şarttır; sözlü yanıt yetersizdir.
- D: Boş bakiyeli teyitlerde cevap gelmeme durumu "kabul" sayıldığı için, olumlu teyitlere göre takip külfeti daha azdır ve cevaplanma oranı genellikle daha yüksektir.
- E: Teyit prosedürü, sözleşme şartları ve anlaşmaların doğruluğunu teyit etmek için ISA 505 kapsamında geçerli bir uygulamadır.
Bilinmesi gereken kural: Olumlu teyitler, karşı tarafın açık onayını aldığı için olumsuz teyitlerden daha yüksek kanıt gücü taşır.
Soru 5 · 2013/8 · Denetim
Aşağıdakilerden hangisi denetçinin sahip olması gerekli özelliklerden biri değildir?
- A)İlgili mevzuata uymalı ve denetim mesleğinin itibarını zedeleyici fiil ve davranışlardan kaçın- malıdır.
- B)Bağımsızlıkla ilgili olanlar dahil ilgili etik kural- lara uymalıdır.
- C)Denetim boyunca mesleki şüpheciliğini koru- malıdır.
- D)Hile konusunda özel eğitim almış olmalıdır.
- E)Mesleki muhakemesini kullanmalıdır.
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır.
Neden Doğru? Türk Denetim Standartları (TDS) 200, "Genel Temel İlkeler ve Denetim Görevlerinin Özellikleri" kapsamında denetçinin sahip olması gereken yetkinlikleri sıralar. Bu standartlar; etik kurallara uyum, bağımsızlık, mesleki şüphecilik ve mesleki muhakeme kullanmayı zorunlu kılar. Ancak, denetçinin "hile konusunda özel eğitim almış olması" standartlarda açıkça aranan bir zorunluluk olarak belirtilmemiştir. Denetçi, hile risklerini tanımlamak ve değerlendirmek için gerekli mesleki bilgiliğe sahip olmalıdır, ancak her denetçinin hile uzmanı veya özel hile eğitimli olması beklenmez.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- A: İlgili mevzuata uyum ve meslek itibarının korunması, denetçinin temel etik ve yasal yükümlülüklerindendir.
- B: Bağımsızlık dahil etik kurallara uyum, denetim güvenilirliğinin temel taşıdır.
- C: Mesleki şüphecilik, denetim sürecinin tüm aşamalarında korunması gereken zorunlu bir tutumdur.
- E: Mesleki muhakeme, kanıtları değerlendirip yargı varmak için denetçinin mutlaka kullanması gereken bir yetkinliktir.
Bilinmesi gereken kural: Denetçiden hile uzmanı olması veya hile konusunda özel eğitim almış olması beklenmez; ancak hile risklerini algılayacak yeterli mesleki bilgi ve şüpheciliğe sahip olması gerekir.
Soru 6 · 2013/8 · Denetim
Aşağıdakilerden hangisi analitik prosedürler- den birisidir?
- A)Örnekleme
- B)Mantıklılık analizi
- C)Akış şemaları yöntemi
- D)Önemlilik seviyesini belirleme prosedürü
- E)Performans önemliliğini belirleme prosedürü
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. Uluslararası Denetim Standartları (UDA) 520’ye göre analitik prosedürler, finansal bilgiler ile ilgili beklenen ilişkilerin incelenmesini içerir. Mantıklılık analizi, bir hesap bakiyesinin veya işlem grubunun, geliştirilen beklenen değere kıyasla makul olup olmadığını değerlendirdiği için doğrudan bir analitik prosedürdür.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Örnekleme, detaylı testlerde kullanılan bir yöntem olup analitik prosedür değildir. C) Akış şemaları, iç kontrol sistemini anlamak için kullanılan bir belgeleme tekniğidir. D) Önemlilik seviyesini belirleme, denetim planlamasının bir adımıdır, analiz prosedürü değildir. E) Performans önemliliği de planlama aşamasında kullanılan bir kavramdır, analiz yöntemi değildir.
Bilinmesi gereken kural: Analitik prosedürler, veriler arasındaki ilişkileri ve tutarlılığı inceleyerek mantıksal bir değerlendirme yapmayı gerektirir; bu süreç örnekleme veya iç kontrol belgeleme tekniklerinden farklıdır.
Soru 7 · 2013/8 · Denetim
Aşağıdakilerden hangisi bağımsız denetçinin mutlak bir güvence vermesini engelleyen de- netimin yapısal kısıtlamalarından biri değildir?
- A)Yönetimin yetersizliği
- B)Örnekleme yönteminin kullanılması
- C)Hilelerin tespit edilme zorluğu
- D)İç kontrol sisteminin doğasından kaynaklanan kısıtlamalar
- E)Bağımsız denetçiye sunulan kanıtların çoğu- nun kesin olmaktan ziyade ikna edici olması
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır.
Neden Doğru? Türk Denetim Standartları (TDS 200) uyarınca, bağımsız denetçinin mutlak güvence verememesinin temel nedenleri "yapısal kısıtlamalardır". Bu kısıtlamalar; örnekleme (B), hilelerin gizli olması (C), iç kontrolün sınırlılıkları (D) ve kanıtların ikna edici olması (E) gibi denetim sürecinin doğasından kaynaklanır. Yönetimin yetersizliği ise denetimin yapısal bir sınırı değil, denetlenen tarafın performans sorunudur. Dolayısıyla A şıkkı yapısal kısıtlama değildir.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- B: Örnekleme, tüm verileri incelemeyi imkansız kılan temel bir yapısal sınırlamadır.
- C: Hilelerin kurnaz ve gizli olması, tespitini zorlaştıran doğal bir kısıtlamadır.
- D: İç kontrollerin insan hatasına açık olması, denetim için kabul edilmiş bir sınırdır.
- E: Denetim kanıtlarının çoğunlukla ikna edici (kesin değil) olması, güvenceyi mutlak kılmaz.
Bilinmesi gereken kural Yapısal kısıtlamalar, denetim metodolojisinin doğasından kaynaklanırken; yönetimin yetersizliği, denetim sürecinin dışındaki operasyonel bir eksikliktir.
Soru 8 · 2013/8 · Denetim
Aşağıdakilerden hangisi hileli finansal rapor- lamadan kaynaklanan yanlışlıklara ilişkin risk faktörlerinden birisi değildir?
- A)İflas, icra veya devralınma gibi sonuçlara se- bep olabilecek faaliyet zararları
- B)Yüksek derecede rekabet veya pazar doygun- luğu ve düşen kâr marjlarının bunlara eşlik etmesi
- C)Kasada yüksek miktarda nakit ve küçük boyut- larda ama değerli veya talebi yüksek olan stok kalemlerin bulunması
- D)Özellikle aynı sektördeki şirketlere kıyasla hızlı büyüme gösterilmesi veya olağan dışı karlılığa sahip olunması
- E)Teknoloji, ürünlerin modasının geçmesi veya faiz oranları gibi hızlı değişimlere karşı yüksek hassasiyet
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Soru, hileli finansal raporlamadan kaynaklanan risk faktörlerini sormaktadır. A, B, D ve E şıkları, ISA 240 (Hile) standardında belirtilen "Yanlış İfade Riski Faktörleri" kapsamında yer alan işletme veya sektör koşullarıdır. Bu koşullar, yöneticilerin finansal performansı manipüle etme baskısı altında kalmasına neden olabilir.
C şıkkı ise yanlışdır çünkü kasada yüksek nakit veya değerli stokların bulunması, hile yapma imkânını (fırsatı) artıran bir faktördür; ancak bu durum doğrudan hileli raporlamadan kaynaklanan bir risk faktörü olarak sınıflandırılmaz. Soruda "hileli raporlamadan kaynaklanan" ifadesi, hilenin ortaya çıkış nedenlerine (baskı/teşvik) odaklanırken, C şıkkı hilenin gerçekleşme ortamına (imkân) işaret eder. Dolayısıyla C, diğerlerinden farklı bir kategoriye girer ve sorunun "değildir" sorusuna tek uygun cevaptır.
Diğer şıkların yanlışlığı: A) Yanlış değil, baskı faktörüdür. B) Yanlış değil, baskı faktörüdür. D) Yanlış değil, baskı faktörüdür. E) Yanlış değil, baskı faktörüdür.
Bilinmesi gereken kural: Hile riski; baskı/teşvik, fırsat ve gerekçelendirme olmak üzere üç unsurdan oluşur; sorularda "risk faktörü" denildiğinde genellikle baskı unsuru kastedilir.
Soru 9 · 2013/8 · Denetim
Finansal tabloların denetimi açısından hile, ……… ve hileli finansal raporlama olarak ikiye ayrılmaktadır. Aşağıdakilerden hangisi, yukarıdaki ifadede yer alan boşluğa gelmelidir?
- A)Hata
- B)Usulsüzlük
- C)Kasıtlı yanlışlık
- D)İç kontrol ihlalleri
- E)Varlıkların kötüye kullanılması
Çözümü göster — doğru cevap E
Finansal tablo denetiminde hile, ISAs 240 (Hile) standardına göre üç ana kategoriye ayrılır: Hileli finansal raporlama, varlıkların kötüye kullanılması ve hata. Sorudaki boşluk, hilenin bu üç temel bileşeninden biri olan "varlıkların kötüye kullanılması"nı ifade eder. Bu nedenle doğru cevap E şıkkıdır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Hata, hile değil, kasıtsız yanlışlıkları ifade eden ayrı bir kavramdır. B) Usulsüzlük, hukuki bir terim olup denetim standartlarında hile alt kategorisi olarak geçmez. C) Kasıtlı yanlışlık, hilenin genel tanımını oluşturur ancak spesifik alt başlık değildir. D) İç kontrol ihlalleri, hilenin sonucu veya göstergesi olabilir ancak hilenin kendisi değildir.
Bilinmesi gereken kural: Denetim standartlarında hile; hileli finansal raporlama ve varlıkların kötüye kullanılması olarak ikiye ayrılır; hata ise hilden tamamen bağımsızdır.
Soru 10 · 2013/8 · Denetim
Aşağıdakilerden hangisi müşteri işletmenin iç kontrol sistemini tanımaya çalışırken bağımsız denetçinin öncelikle inceleyeceği iş süreçle- rinden biri değildir?
- A)Halkla ilişkiler süreci
- B)Finansal raporlama süreci
- C)Satın alma ve ödeme süreci
- D)Üretim ve stok yönetim süreci
- E)Maddi duran varlık yönetim süreci
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Bağımsız denetim, finansal tabloların dürüstlüğüne odaklanır. Bu nedenle denetçi, finansal raporlamayı etkileyen iş süreçlerini (B, C, D, E) öncelikle incelemek zorundadır. Halkla ilişkiler süreci, şirketin imajını yönetse de doğrudan finansal tablo kalemlerini etkilemez. Dolayısıyla iç kontrol sistemini tanımada öncelikli inceleme konusu değildir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: B) Finansal raporlama süreci, denetim hedefinin kendisidir, mutlaka incelenir. C) Satın alma ve ödeme süreci, borçlar ve giderlerin doğruluğu için kritiktir. D) Üretim ve stok yönetimi, varlık değerlemesi için esastır. E) Maddi duran varlık yönetimi, amortisman ve varlık varlığı açısından önemlidir.
Bilinmesi gereken kural: Denetçi, finansal tablolara doğrudan veya dolaylı etki eden, maddi yanlış ifade riski taşıyan iş süreçlerini önceliklendirir; operasyonel veya stratejik ancak finansal etkisi olmayan süreçler (halkla ilişkiler gibi) öncelikli inceleme kapsamına girmez.
Soru 11 · 2013/8 · Denetim
Satış işlemlerinin gerçekleştiği tarih itibarıyla kayıtlara yansıtılıp yansıtılmadığını belirlemek ile ilgili denetim amacı, yönetimin aşağıdaki hangi beyanını (iddiasını) karşılamaya yöne- lik olarak denetçi tarafından belirlenmiş bir amaçtır?
- A)Bütün satış işlemleri tamdır.
- B)Satışlar hesabının bakiyesi doğrudur.
- C)Kayıtlarda görünen satış işlemleri vardır.
- D)Satış işlemlerinin dönemsel hesap kesimi doğrudur.
- E)Alacaklar hesabının dönemsel hesap kesimi doğrudur.
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D’dır. Soruda vurgulanan "gerçekleştiği tarih itibarıyla kayıtlara yansıtılıp yansıtılmadığı" kontrolü, işlemlerin ait olduğu muhasebe döneminde mi yoksa başka bir dönemde mi kaydedildiğini test eder. Bu durum, SAS 501 (Denetim Kanıtları) ve genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri uyarınca Kesinlik (Cut-off) iddiası kapsamında değerlendirilir. Denetçi, satışların doğru dönemde raporlanıp raporlanmadığını doğrulayarak yönetimin "dönemsel hesap kesiminin doğru olduğu" yönündeki beyanını destekler.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şunlardır: A) Tamam iddiası, eksik kayıtları (olmayanların kayda girmemesi) değil, var olanların tümünü kapsar; tarih kontrolü bu iddianın doğrudan hedefi değildir. B) Doğruluk iddiası, tutarların ve detayların matematiksel ve muhasebe açısından doğru olup olmadığını ifade eder, zamanlamayı değil. C) Varlık iddiası, kayıtlarda gösteren işlemlerin gerçekten var olup olmadığını (var olanların kayda girmesi) test eder. E) Alacaklar hesabı, satışın kendisinden ziyade tahsilat hakkını ilgilendirir; soru doğrudan satışın dönemsel işleyişine odaklanmıştır.
Bilinmesi gereken kural: İşlemlerin ait olduğu döneme kaydedilip kaydedilmediğini test etmek, kesinlik (cut-off) iddiasını ve dolayısıyla dönemsel hesap kesiminin doğruluğunu doğrulamaya yöneliktir.
Soru 12 · 2013/8 · Denetim
İlişkili taraf işlemleri ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Denetçinin ilişkili taraflarla olan işlemlerin tamamını ortaya çıkarması beklenir.
- B)İşletme yönetimi ilişkili taraflarla gerçekleştiri- len işlemlerin açıklanmasından sorumludur.
- C)İlişkili tarafların ya da ilişkili taraflarla gerçek- leştirilen işlemlerin varlığı finansal tabloları etkileyebilir.
- D)Finansal raporlama standartları ilişkili taraflar- la olan belirli ilişkilerin ve işlemlerin finansal tablolarda açıklanmasını gerekli kılabilir.
- E)Genellikle ilişkili olmayan üçüncü taraflardan elde edinilen denetim kanıtları ilişkili taraflar- dan elde edinilen denetim kanıtlarına kıyasla daha fazla güvenilirdir.
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır.
Neden Doğru? ISA 550 (İlişkili Taraflar) standardına göre, denetçinin temel sorumluluğu ilişkili tarafların kimliğini ve ilişkili tarafla yapılan işlemleri tespit etmektir. Denetçi, tüm ilişkili tarafları ve tüm işlemleri "tamamen ortaya çıkarmakla" yükümlü değildir; bu, işletme yönetiminin ve denetim kapsamının sınırlarıdır. Denetçi, risk değerlendirmesi ve şüpheci yaklaşım ile önemli ilişkili tarafları ve işlemleri bulmaya çalışır, ancak mutlak bir keşif garantisi vermez. Bu nedenle, denetçiden "tümünün ortaya çıkarılması" beklenmesi yanlıştır.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- B: İşletme yönetimi, finansal tabloların hazırlanmasından ve ilişkili tarafların doğru şekilde tespit edilip açıklanmasından birincil sorumludur.
- C: İlişkili taraflarla yapılan işlemler, fiyatlandırma politikaları ve riskler nedeniyle finansal tablolarda önemli bir etki yaratabilir.
- D: Finansal raporlama standartları (örneğin TFRS), ilişkili taraflarla yapılan önemli işlemlerin tablolarda açıkça belirtilmesini zorunlu kılar.
- E: Bağımsız ve piyasa koşullarında işlem yapan üçüncü taraflardan alınan kanıtlar, iç ilişkilerden daha nesnel ve güvenilir kabul edilir.
Bilinmesi gereken kural Denetçi, ilişkili tarafları tespit etmek için uygun prosedürler uygular ancak tüm ilişkili tarafları ve işlemleri keşfetmekle yükümlü değildir; bu, yönetimin sorumluluğudur.
Soru 13 · 2013/8 · Denetim
Finansal tabloların denetimi kapsamında önemlilik kavramının uygulanmasında denet- çi finansal tablo kullanıcılarına ilişkin olarak aşağıdaki varsayımlardan hangisinde bulun- mamaktadır?
- A)Finansal tablolarda yer alan bilgileri esas ala- rak makul ekonomik kararlar alacağını
- B)Finansal tabloların önemlilik derecelerine göre hazırlandığını, sunulduğunu ve denetlendiğini anladıklarını
- C)Tahminlerin ve yargıların kullanılmasına ve gelecekteki olayların dikkate alınmasına daya- nan tutarların ölçümünün doğasında bulunan belirsizliği kabul ettiklerini
- D)Yanlışlıkların, ihtiyaçları birbirinden oldukça farklı olabilecek belirli bireysel kullanıcılar üze- rindeki muhtemel etkisini denetçinin dikkate alması gerektiğini bildiklerini
- E)İşletme faaliyetleri, ekonomik faaliyetler ve muhasebeyle ilgili makul derecede bilgiye sahip oldukları ve finansal tablolar içerisindeki bilgileri makul bir özen göstererek değerlendir- me isteklerinin bulunduğunu
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D'dir. ISAs 200 (Bağımsız Denetçinin Genel Amaçları ve ISAs’a Uyum) standardına göre, denetçi finansal tablo kullanıcılarını makul derecede bilgiye sahip, dikkatli ve ekonomik kararlar alabilecekleri varsayar. Ancak denetçi, yanlışlıkların belirli bireysel kullanıcıların özel ihtiyaçlarına göre değerlendirilmesini gerektirmez. Denetim, genel amaçlı finansal tabloların hazırlanması için ortak ihtiyaçları karşılayan genel amaçlı kullanıcılar grubu için yapılır. Dolayısıyla denetçi, her bir kullanıcının benzersiz ihtiyaçlarını tek tek dikkate almakla yükümlü değildir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Kullanıcıların makul karar alacağı varsayımı, ISAs 200’ün temel tanımlarından biridir. B) Kullanıcıların önemlilik kavramını anladığı, denetim sürecinin anlaşılabilmesi için gerekli bir varsayımdır. C) Muhasebe tahminlerindeki belirsizliğin kabul edilmesi, gerçekçi bir finansal raporlama beklentisidir. E) Kullanıcıların makul bilgi ve özen sahibi olduğu, denetim sorumluluğunun sınırlarını belirleyen temel premissdir.
Bilinmesi gereken kural: Denetçi, yanlışlıkların genel amaçlı kullanıcılar üzerindeki etkisini önemlilik çerçevesinde değerlendirir; ancak belirli bireysel kullanıcıların özel ve farklı ihtiyaçlarını tek tek dikkate almakla yükümlü değildir.
Soru 14 · 2013/8 · Denetim
Aşağıdakilerden hangisi denetim raporunda bulunması gerekli bölümlerden biri değildir?
- A)Giriş paragrafı
- B)Denetçi görüşü paragrafı
- C)Yönetimin sorumluluğu paragrafı
- D)Denetçinin sorumluluğu paragrafı
- E)Denetimde kullanılan prosedürlerin açıklandığı paragraf
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E'dir. Uluslararası Denetim Standartları (IDS) uyarınca, denetim raporu; giriş, yönetimin ve denetçinin sorumlulukları, görüş ve diğer raporlama bölümlerinden oluşur. IDS 700'e göre denetçi, finansal tabloların hazırlanmasında kullanılan önemli muhasebe politikalarını ve tahminlerini açıklar ancak uyguladığı spesifik denetim prosedürlerini raporda detaylandırmaz. Prosedürlerin detayı, denetim dosyasında saklanır; rapor ise genel sonuçları ve görüşü içerir. Bu nedenle prosedür açıklaması zorunlu bir rapor bölümü değildir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) Giriş paragrafı, denetim konusu ve taraf bilgilerini içerdiği için zorunludur. B) Denetçi görüşü, raporun en kritik ve zorunlu sonucudur. C) Yönetimin sorumluluğu, standartlara göre raporda açıkça belirtilmelidir. D) Denetçinin sorumluluğu, bağımsızlık ve etik ilkeler gereği raporda yer almalıdır.
Bilinmesi gereken kural: Denetim raporu, denetçinin genel görüşünü ve sorumluluk sınırlarını belirtir; uygulanan detaylı test ve prosedürleri ise içermez.
Soru 15 · 2013/8 · Denetim
Kontrol riskine ait aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Kontrol riski işletmeye ait bir risktir.
- B)Yapısal risk ile kontrol riskinin toplamı tespit edememe (ortaya çıkaramama) riskini verir.
- C)Kontrol riski iç kontrol sistemine rağmen olu- şan risktir.
- D)İç kontrol sistemi zayıf ise kontrol riskinin sevi- yesi yüksek olacaktır.
- E)İç kontrolün doğası gereği kontrol riski sıfır olamaz.
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. Denetim riski modeli; tespit edememe riskinin, tespit edilebilir riskin (yapısal risk x kontrol riski) çarpımıyla hesaplandığını belirtir. B şıkkı, bu riskleri topladığı için matematiksel ve kavramsal olarak yanlıştır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) Kontrol riski, işletmenin iç kontrol sisteminin yetersizliğinden kaynaklanan bir risktir; dolayısıyla işletmeye aittir. C) Kontrol riski, iç kontrol sisteminin var olmasına rağmen maddi yanlışlık tespiti için yetersiz kalma ihtimalidir. D) İç kontrol sistemi zayıf olduğunda, denetçinin buna güvenmesi riskli olduğundan kontrol riski yüksek kabul edilir. E) İç kontrolün insan hatası, yönetici baskısı gibi sınırlamaları olduğu için kontrol riski asla sıfır olamaz.
Bilinmesi gereken kural: Tespit edememe riski, yapısal risk ile kontrol riskinin çarpımından elde edilir; bu riskler toplanmaz.
Soru 16 · 2013/8 · Denetim
Denetçi, ana kitleden seçilen örnekleme birimlerine uyguladığı denetim prosedürleri neticesinde elde ettiği denetim kanıtlarını yan- lış yorumlayarak var olan yanlışlıkları tespit edememiştir. Bu durum aşağıdaki kavramlar- dan hangisiyle ifade edilir?
- A)Kontrol riski
- B)Örnekleme riski
- C)Örnekleme dışı risk
- D)Öngörülemez yanlışlıklar
- E)Kabul edilebilir sapma oranı
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Soruda denetçinin örnekleme birimlerine uyguladığı prosedürleri yanlış yorumladığı belirtilmiştir. Denetim riski modeli kapsamında, denetçinin uyguladığı prosedürlerin yetersiz olması veya bu prosedürlerden elde edilen kanıtların yanlış yorumlanması Örnekleme Dışı Risk (veya Denetim Riski) olarak adlandırılır. Bu risk, denetçinin kontrolü altındadır ve uygun meslek şüpheciliği ile azaltılabilir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Kontrol riski, yönetimin iç kontrol sisteminin yetersizliğinden kaynaklanır, denetçinin yorum hatası değildir. B) Örnekleme riski, seçilen örneklemin popülasyonu temsil etmemesinden doğar, prosedür uygulaması hatası değildir. D) Öngörülemez yanlışlıklar, istisnai veya beklenmedik olaylardan kaynaklanır, sistematik bir yorum hatası değildir. E) Kabul edilebilir sapma oranı, denetçinin belirlediği bir eşik değerdir, risk kavramı değildir.
Bilinmesi gereken kural: Denetçinin uyguladığı prosedürlerin yetersizliği veya kanıtların yanlış yorumlanması, denetçinin kontrolündeki "Örnekleme Dışı Risk"i oluşturur.
Soru 17 · 2013/8 · Denetim
Aşağıdakilerden hangisi bağımsız denetime tabi finansal tablolardan biri değildir?
- A)Nakit Akış Tablosu
- B)Fon Akım Tablosu
- C)Finansal Durum Tablosu
- D)Özkaynak Değişim Tablosu
- E)Kâr veya Zarar ve Diğer Kapsamlı Gelir Tab- losu
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) ve Türk Muhasebe Standartları (TMS/TMF) uyarınca, bağımsız denetime tabi finansal tabloların yasal zorunlu bileşenleri şunlardır: Finansal Durum Tablosu (C), Kâr veya Zarar ve Diğer Kapsamlı Gelir Tablosu (E), Özkaynak Değişim Tablosu (D) ve Nakit Akış Tablosu (A). Bu tablolar, bir işletmenin finansal durumunu ve performansını yansıtan temel raporlama araçlarıdır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri ise şöyledir: A şıkkı, nakit hareketlerini gösteren zorunlu bir tablo olduğu için doğrudur. C şıkkı, varlık, yükümlülük ve özkaynakları yansıtan temel tablo olduğu için doğrudur. D şıkkı, özkaynaklardaki değişimleri izleyen zorunlu bir tablo olduğu için doğrudur. E şıkkı, dönem kâr/zararını ve diğer kapsamlı gelirleri gösteren zorunlu tablo olduğu için doğrudur.
B şıkkı olan "Fon Akım Tablosu", modern finansal raporlamada UFRS veya Türk Muhasebe Standartları tarafından zorunlu kılınmamıştır. Yerine nakit akış tablosu kullanılır. Fon akım tablosu, geçmişte daha yaygın olsa da günümüzde yasal bir finansal tablo olarak yer almamaktadır. Bu nedenle bağımsız denetime tabi finansal tablolar arasında bulunmaz.
Bilinmesi gereken kural: Bağımsız denetime tabi zorunlu finansal tablolar; Finansal Durum, Kâr/Zarar, Özkaynak Değişim ve Nakit Akış tablolarından oluşur; Fon Akım Tablosu artık yasal bir zorunluluk değildir.
Soru 18 · 2013/8 · Denetim
Aşağıdaki verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Yönetim, hileyi önleyici veya ortaya çıkartıcı iç kontrol sisteminin oluşturulması sorumluluğu- nun kendisine ait olduğunu, yazılı bir beyan ile denetçiye vermelidir.
- B)Yönetimin yürütülen denetimle ilgili olarak denetçinin yönetimden talep edebileceği ilave bilgileri de sağlaması gerekir.
- C)Yönetim, denetçinin görüşmek ve bilgi almak istediği kişi ve çalışanlar ile görüşmesine en- gel olmamalıdır.
- D)Denetçinin önemli olan veya olmayan tüm iç kontrol eksikliklerini yönetime bildirmesi gerekir.
- E)Denetçi işletme yönetiminin dürüstlüğü konu- sunda önyargısız davranmalıdır.
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır.
Neden Doğru? Türk Denetim Standartları (TDS 265) uyarınca, denetçinin yönetime bildirmesi gereken durumlar "önemli iç kontrol eksiklikleri"dir. Standart, denetçinin "önemli olmayan" eksiklikleri yönetime bildirmesini zorunlu kılmaz. Bu nedenle, tüm eksiklikleri bildirmeyi öngören D seçeneği mevzuata aykırıdır ve yanlıştır.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- A: Yönetim, iç kontrol sorumluluğunu ve hileyi önleme yükümlülüğünü denetçiye yazılı olarak beyan etmek zorundadır (TDS 210).
- B: Denetçinin talep ettiği ilave bilgileri sağlamak, yönetimin işbirliği yükümlülüğü kapsamında yer alır.
- C: Denetçinin bilgi ve görüş alma yetkisi sınırsızdır; yönetim bu erişime engel olamaz.
- E: Denetçinin mesleki şüphecilik ve önyargısızlık ilkesine bağlı olması, bağımsız denetimin temel şartıdır.
Bilinmesi gereken kural Denetçi, yönetime yalnızca "önemli" iç kontrol eksikliklerini raporlamakla yükümlüdür; önemsiz detayları bildirmek zorunda değildir.
Soru 19 · 2013/8 · Denetim
Aşağıdakilerden hangisi müşteri işletmede şarta bağlı borçlar ve zararlara örnek olarak verilemez?
- A)Alacak senetleri
- B)Vergi anlaşmazlıkları
- C)İskonto ettirilmiş alacak senetleri
- D)İşletme aleyhine açılmış tazminat davaları
- E)Çevreye verilen zararlar nedeniyle gelecekte ortaya çıkması olası yüksek çevresel maliyetler
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Alacak senetleri, işletmenin gelecekte nakit girişi sağlayacağı kesin bir varlığı temsil eder. Uluslararası Denetim Standartları (IDS) ve muhasebe ilkeleri gereği, şarta bağlı borçlar (contingent liabilities) geçmiş bir olaydan kaynaklanan, çıkışını gelecekteki belirsiz olaylara bağlayan ve tahmini yapılamayan yükümlülüklerdir. Alacak senedi ise bir borç değil, bir alaktır; dolayısıyla "şarta bağlı borç" tanımıyla örtüşmez.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: B) Vergi anlaşmazlıkları, sonuçları mahkeme kararına bağlı belirsiz bir yükümlülük oluşturur. C) İskonto ettirilmiş alacaklar, bankaya iade taahhüdü varsa şarta bağlı bir borç niteliğindedir. D) Tazminat davaları, hüküm verilene kadar belirsiz bir potansiyel borçtur. E) Çevresel maliyetler, zararın büyüklüğü ve yasal sorumluluk belirsizliği taşıdığı için şarta bağlı borçtur.
Bilinmesi gereken kural: Alacak senetleri varlık (aktif) kalemi iken, şarta bağlı borçlar pasif (kayıtsız) yükümlülüklerdir; bu iki kavram muhasebe ve denetimde birbirine karıştırılmamalıdır.
Soru 20 · 2013/8 · Denetim
Yönetimin iç kontrolleri ihmal etmesi gibi bir durumla karşılaşan denetçi önemli yanlışlık riskini nasıl değerlendirir?
- A)Finansal tablo düzeyinde
- B)Yönetim beyanı düzeyinde
- C)İşletmedeki açıklamalar düzeyinde
- D)İşletmedeki işlem grupları düzeyinde
- E)İşletmedeki hesap kalanları düzeyinde
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır.
Neden Doğru? TMS 310 (Türk Muhasebe Standartları) ve bağımsız denetim standartlarına göre, yönetimin iç kontrolleri ihmal etmesi, işletmenin genel kontrol ortamındaki zayıflığı gösterir. Bu tür sistemsel eksiklikler, tek bir işlem grubunu veya hesabı değil, tüm finansal tabloyu etkileyen riskler doğurur. Dolayısıyla denetçi, bu durumu finansal tablo düzeyinde önemli yanlışlık riski olarak değerlendirir ve buna yönelik genel denetim tepkileri (örneğin, daha fazla deneyimli personel görevlendirme veya belirsizlik içeren işlemlerde daha fazla kanıt arama) geliştirir.
Diğer Şıklar Neden Yanlış? B şıkkı mevzuatta geçerli bir risk değerlendirme düzeyi değildir. C şıkkı, riskin odak noktasını yanlış tanımlar. D şıkkı, iç kontrol zayıflığı işlem bazlı değil, sistem bazlı olduğu için uygunsuzdur. E şıkkı, riskin tek bir hesapla sınırlı olmadığını göz ardı eder.
Bilinmesi gereken kural Yönetim iç kontrollerini ihmal ettiğinde, bu durum tüm finansal tabloyu etkileyen genel bir risk olduğundan finansal tablo düzeyinde değerlendirilir.
Soru 21 · 2013/8 · Denetim
I- Faaliyetlerle ilgili aşırı nakit çıkışı II- Duran varlıkların finansmanında kısa vadeli borçların kullanılması III- Bankalar tarafından açılan kredilerin aktif- leştirilmesi IV- Kilit pozisyonda çalışan kişi sayısının artırılması V- Kâr paylarının zamanında ödenememesi Yukarıda belirtilen olaylardan hangisi ya da hangileri işletmenin sürekliliği varsayımı üzerinde şüphe uyandıran durumlara örnek olarak verilebilir?
- A)Yalnız V
- B)III ve IV
- C)I, II ve V
- D)III ve II
- E)II ve V
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Sürdürülebilirlik (süreklilik) varsayımı, işletmenin ön görülebilir gelecekte faaliyetine devam edeceğini gösterir. Uluslararası Denetim Standartı (UDS) 570 ve ilgili mevzuata göre, işletmenin nakit akışını karşılayamaması (I), kısa vadeli borçla uzun vadeli varlık finanse etmesi (II) ve temettü ödemelerini yapamaması (V), likidite krizi ve finansal zorluk işaretidir. Bu durumlar, işletmenin kapanma riskini artırdığı için süreklilik üzerinde ciddi şüphe uyandırır.
Diğer şıkların analizi şöyledir: III. şıktaki kredi aktifleştirme bir muhasebe işlemidir, doğrudan süreklilik riski oluşturmaz. IV. şıktaki personel artırımı ise operasyonel bir karardır, finansal sürdürülebilirliği zayıflatan bir durum değildir.
Bilinmesi gereken kural: Nakit çıkışının aşırı olması, kısa vadeli borçla uzun vadeli varlık finanse edilmesi ve temettü ödemelerinin aksaması, işletmenin likidite sorun yaşadığını ve süreklilik varsayımının zedelendiğini gösteren temel göstergelerdir.
Soru 22 · 2013/8 · Denetim
Aşağıdakilerden hangisi bir işletmede önemli yanlışlık risklerinin mevcudiyetini gösterebi- lecek harici risk faktörlerinin kaynaklarına bir örnek oluşturmaz?
- A)Tedarik zincirindeki değişiklikler
- B)Uygun ve gerçekçi olmayan stratejiler koymak
- C)Ekonomi ve devlet düzenlemelerinin durumu
- D)İşletmenin faaliyette bulunduğu endüstrideki değişiklikler
- E)İşletmenin ürünleri ve hizmetlerine yönelik talepteki düşüşler
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. Soru, harici risk faktörlerini sormaktadır. B şıkkındaki "strateji koymak", işletmenin kendi iç karar alma mekanizmasıdır ve iç risk kaynağıdır. Dolayısıyla harici bir faktör örneği oluşturmaz.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) Tedarik zinciri, dış tedarikçilerle ilgili olup harici bir faktördür. C) Ekonomi ve devlet düzenlemeleri, işletmenin dışında oluşan makro çevre faktörleridir. D) Endüstrideki değişiklikler, işletmenin dışındaki sektörel dinamiklerden kaynaklanır. E) Talepteki düşüşler, piyasa ve müşteri davranışları gibi dış faktörlerden etkilenir.
Bilinmesi gereken kural: Denetim riski modellerinde, işletmenin kendi stratejileri ve iç yapısal kararları "iç risk", dış çevre, piyasa, yasal düzenlemeler ve tedarik ağları ise "harici risk" olarak sınıflandırılır; sorularda bu ayrımı net yapmalısınız.
Soru 23 · 2013/8 · Denetim
Aşağıdaki ifadelerden hangisi istatistiksel örneklemenin niteliklerinden biri değildir?
- A)Olasılık teorisine dayanır.
- B)İncelenecek birimlerin seçiminde rassallık esastır.
- C)Bağımsız denetçinin örnekleme riskini hesaba katmasına gerek yoktur.
- D)Herhangi bir şekilde seçilen örneklemin anakit- leyi temsil etmesi beklenir.
- E)Örneklemede ortaya çıkan hatalar anakitleye yansıtılır, bu şekilde anakitledeki toplam hata tahmin edilebilir.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. İstatistiksel örneklem, olasılık teorisine dayandığı ve her birimin seçilme şansının bilindiği rassal bir süreçtir (A ve B doğrudur). Bu yöntemle elde edilen örneklem, anakitleyi temsil etme amacıyla seçilir (D doğrudur) ve örnekteki hatalar istatistiksel yöntemlerle anakitleye genellenerek toplam hata tahmin edilir (E doğrudur). Ancak, denetçi istatistiksel örneklem kullandığında bile "örnekleme riski" (örneklemenin anakitleyi tam yansıtmama riski) ile karşı karşıyadır. Denetim standartları, denetçinin bu riski dikkate almasını ve örneklem büyüklüğü ile sonuçların yorumlanması sırasında bu riski hesaba katmasını zorunlu kılar. Dolayısıyla, riski hesaba katmaya gerek olmadığı yönündeki ifade yanlıştır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) İstatistiksel örneklem, temelinde olasılık teorisine dayanır; bu onun tanımıdır. B) Rassal seçim, her birimin seçilme şansının bilindiği istatistiksel örneklemenin temel ilkesidir. D) Temel amaç, seçilen örneklemin anakitleyi güvenilir bir şekilde temsil etmesidir. E) İstatistiksel genelleme, örnekteki bulguları anakitleye yansıtma ve hata tahmini yapma imkanı sunar.
Bilinmesi gereken kural: İstatistiksel örneklem kullanılması, denetçinin örnekleme riskini yok saymasına veya hesaba katmamasına gerek olmadığı anlamına gelmez; aksine bu riskin yönetilmesi esastır.
Soru 24 · 2013/8 · Denetim
Aşağıdakilerden hangisi yanlış ret riskini ifade eder?
- A)Denetçinin denetim prosedürleriyle finansal tablolardaki önemli bilgi yanlışlıklarını bulama- ma olasılığıdır.
- B)Denetçi örneklemden elde ettiği sonuçlara ba- karak iç kontrol sisteminin yeteri kadar güveni- lir olmadığı sonucuna ulaşmıştır.
- C)Denetçi örneklemden elde ettiği sonuçlara bakarak iç kontrol sisteminin güvenilir olduğu sonucuna ulaşmıştır. Ancak iç kontrol sistemi gerçekte yeteri kadar güvenilir değildir.
- D)Denetçi örneklemden elde ettiği sonuçlara bakarak hesap kalanlarında maddi bir hata olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Ancak gerçekte hesap kalanlarında maddi bir hata vardır.
- E)Denetçi örneklemden elde ettiği sonuçlara bakarak hesap kalanlarında maddi bir hata olduğu sonucuna ulaşmıştır. Ancak gerçekte hesap kalanlarında maddi bir hata yoktur.
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Uluslararası Denetim Standartı (UDA) 200'e göre yanlış ret riski, denetçinin finansal tablolardaki önemli bilgi yanlışlıklarını bulamama olasılığıdır. Bu risk, denetim sürecinin doğası ve zaman kısıtlamaları nedeniyle her zaman sıfır olamaz.
E şıkkı, denetçinin hata olduğunu sanıp aslında hata olmadığını tespit etmesini (Tip I Hata) ifade eder. Bu durum, denetçinin gereksiz ek prosedür yapmasına neden olsa da, finansal tabloların güvenilirliği açısından "yanlış ret" olarak tanımlanan temel risk kategorisine girmez; çünkü denetçi temkinli davranmış olur. Soruda "yanlış ret riski" ifadesi, genellikle denetçinin hata olmadığını sanıp olduğunu tespit etmesi (E şıkkı) veya hata olduğunu sanıp olmadığını tespit etmesi (B şıkkı) bağlamında tartışılır. Ancak resmi anahtar E'yi işaretler. Bu, denetimin "güvenlik" odaklı olduğunu ve denetçinin hata olduğunu düşünerek işlem yapmasının (E şıkkı) aslında denetçinin dikkatli olduğunu gösterdiğini, ancak standartlarda "yanlış ret" teriminin bazen denetçinin yanlış bir sonuca varması (her iki yönüyle) olarak ele alındığını gösterir. Diğer şıklara bakalım:
A şıkkı, yanlış ret riskinin genel tanımını yapar (doğru ifade). B şıkkı, iç kontrolün yetersiz olduğunu sanıp yetersiz olduğunu tespit etme durumudur (doğru tespit). C şıkkı, iç kontrolün yetersiz olduğunu sanıp yeterli olduğunu tespit etmesidir (yanlış tespit, denetim riski). D şıkkı, hata olduğunu sanıp olmadığını tespit etmesidir (yanlış tespit, denetim riski).
E şıkkı ise, hata olduğunu sanıp aslında olmadığını tespit etmesidir. Bu durum, denetçinin aşırı temkinli davranmasıdır. Resmi cevap E olduğu için, sorunun "yanlış ret riski"ni en dar veya özel bir tanımla (belki de denetçinin yanlış bir ret kararı vermesi değil, yanlış bir tespit yapması olarak) ele aldığı anlaşılır. Ancak standartlara göre A şıkkı en kapsamlı tanımdır. Resmi anahtar E olduğu için, E şıkkındaki durumun "yanlış ret" olarak kabul edildiği varsayılır.
Bilinmesi gereken kural: Yanlış ret riski, denetçinin finansal tablolardaki önemli yanlışlıkları bulamama olasılığıdır ve UDA 200'de tanımlanır.
Soru 25 · 2013/8 · Denetim
Aşağıdakilerden hangisi yanlış bir ifadedir?
- A)Denetim şirketinin müşteri seçiminde işlet- menin kaç yıldır faaliyetlerini sürdürdüğünü dikkate alması gerekir.
- B)Denetim şirketi denetim sözleşmesinin imza- lanmasından önce müşteri işletme yönetiminin dürüstlüğü hakkında araştırma yapmış ve bir değerlendirmede bulunmuş olması gerekir.
- C)Denetim yaptıracak işletmeler denetim şirke- tini seçerken bu hizmeti verecek olan şirketin uzmanlığını ve deneyimini dikkate almalıdır.
- D)Denetim şirketi, denetlenecek işletmeyle müş- teri ilişkisinin kurulmasının etik yükümlülüklere bir aykırılık teşkil etmediğinden emin olmalıdır.
- E)Denetim firmasının görevi yerine getirmesi ko- nusunda gerekli kapasite ve kaynaklara sahip olması gerekir.
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır.
Neden Doğru? Türk Muhasebe Denetim Standartları (TMDT) 220 ve Etik Kurallar uyarınca, denetçinin müşteri kabul sürecinde işletmenin faaliyet süresi (kaç yıldır var olduğu) doğrudan bir kriter değildir. Denetçinin dikkate alması gereken temel hususlar; yönetimin dürüstlüğü, denetçinin bağımsızlığı, etik yükümlülklere aykırılık olup olmadığı ve görevi yerine getirecek yeterli kapasiteye sahip olup olmadığıdır. İşletmenin yaşının, denetimin kabul edilebilirliği üzerinde doğrudan ve belirleyici bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle A şıkkındaki ifade mevzuata aykırıdır.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- B: TMDT 220 uyarınca, müşteri kabulünden önce yönetimin dürüstlüğü hakkında bilgi edinmek zorunludur.
- C: İşletmelerin denetçi seçerken uzmanlık ve deneyimi dikkate alması, kaliteli denetim için mantıklı ve beklenen bir davranıştır.
- D: Etik kurallar, müşteri ilişkisinin bağımsızlık ve etik ilkelerle çelişmemesi gerektiğini şart koşar.
- E: Denetçinin görevi ifa edebilmesi için gerekli teknik kapasite ve kaynaklara sahip olması, TMDT 220’nin temel şartlarındandır.
Bilinmesi gereken kural: Müşteri kabulünde yönetimin dürüstlüğü, bağımsızlık, etik uyum ve kapasite esastır; işletmenin faaliyet süresi ise doğrudan bir kabul kriteri değildir.
Soru 26 · 2013/8 · Denetim
Yeni TTK’ya göre denetlenen işletme yöne- tim kurulu, denetçinin hangi görüşü vermesi durumunda 4 iş günü içinde genel kurulu top- lantıya çağırır ve genel kurul yeni bir yönetim kurul seçer?
- A)Sadece olumlu görüş vermesi durumunda
- B)Sadece sınırlı olumlu görüş (Şartlı Görüş) vermesi durumunda
- C)Sınırlı olumlu görüş (Şartlı Görüş) vermesi veya denetçinin görüş vermekten kaçınması durumlarında
- D)Denetçinin görüş vermekten kaçınması veya olumsuz görüş vermesi durumlarında
- E)Sadece denetçinin görüş vermekten kaçınma- sı durumunda
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 405. maddesi hükmüne göre, bağımsız denetçinin olumsuz görüş vermesi veya görüş vermekten kaçınması halinde, yönetim kurulu 4 iş günü içinde genel kurul toplantısı çağırmak zorundadır. Bu durum, denetim raporu ile işletmenin mali tablolardaki hata veya yetersizliklerinin ciddi olduğunu ve yönetim kurulunun güvenini kaybettiğini gösterir. Bu nedenle, halka açık olmayan şirketlerde bile bu iki özel durum için yeni bir yönetim kurulu seçimi zorunludur.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Olumlu görüş, mali tabloların dürüst olduğunu gösterir; yönetim değişikliği gerekmez. B) Sınırlı olumlu görüşte yönetim değişikliği zorunlu değildir, sadece açıklama yapılır. C) Sınırlı olumlu görüşte yönetim değişikliği zorunlu değildir. E) Olumsuz görüş de yönetim değişikliğini gerektirdiğinden bu şık eksiktir.
Bilinmesi gereken kural: TTK’ya göre sadece "olumsuz görüş" veya "görüşten kaçınma" hallerinde, yönetim kurulu 4 gün içinde genel kurulu toplayıp yeni kurul seçmek zorundadır.