Soru 1 · 2019/6 · Denetim
Bir işlem sınıfı, hesap bakiyesi veya açıklamalara ilişkin bir yönetim beyanında ortaya çıkabilecek ve tek başına veya diğer yanlışlıklarla birlikte önemli olabilecek bir yanlışlığın, işletmenin iç kontrolü tarafından zamanında önlenememesi veya tespit edilerek düzeltilememesi riski aşağıdakilerden hangisini ifade eder?
- A)Yapısal risk
- B)Kontrol riski
- C)Denetim riski
- D)Tespit edememe riski
- E)Genel risk A
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B) Kontrol riskidir.
Neden Doğru? Tebliğe göre kontrol riski; bir işlem sınıfı, hesap bakiyesi veya açıklamaya ilişkin bir yönetim beyanında ortaya çıkabilecek ve tek başına veya diğer yanlışlıklarla birlikte önemli olabilecek bir yanlışlığın, işletmenin iç kontrolü tarafından zamanında önlenememesi veya tespit edilerek düzeltilememesi riskidir. Sorudaki tanım, bu mevzuat hükmünün birebir yansımasıdır.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- A) Yapısal risk: İç kontrol sisteminin tasarımındaki eksikliklerden kaynaklanan riski ifade eder, tanımın tamamını karşılamaz.
- C) Denetim riski: Denetçinin, önemli bir yanlışlığa rağmen uygun görüş vermesi riskidir; kontrol riskinin bileşenidir.
- D) Tespit edememe riski: Denetçinin mevcut denetim prosedürleriyle önemli bir yanlışlığı tespit edememe riskidir.
- E) Genel risk: İşletmenin stratejik veya çevresel ortamından kaynaklanan, işletme seviyesindeki riskleri kapsayan genel bir terimdir.
Bilinmesi gereken kural: Kontrol riski, iç kontrol sisteminin yetersiz kalması nedeniyle ortaya çıkan ve denetçinin belirlemesi gereken temel risk bileşenidir.
Soru 2 · 2019/6 · Denetim
“Denetçiye göre “önemli yanlışlık” riskleri ne kadar…….., kabul edilebilir tespit edememe riski o kadar …….. bir düzeyde olacaktır.” ifadesinde boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
- A)Belirliyse, belirsiz
- B)Yüksekse, yüksek
- C)Düşükse, düşük
- D)Yüksekse, düşük
- E)Belirsizse, yüksek
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. Uluslararası Denetim Standartları (IDS 200 ve IDS 315) çerçevesinde, denetim risk modeli gereği Tespit Edememe Riski, Önemli Yanlışlık Riski ile ters orantılıdır. Yani, denetçinin tespit edememe riskini kabul edilebilir bir düzeye indirgemek için, önemli yanlışlık riski yüksek olduğunda denetim çabası artırılmalı ve dolayısıyla tespit edememe riski düşük tutulmalıdır. Bu temel denetim mantığına dayanarak, önemli yanlışlık riski ne kadar yüksekse, kabul edilebilir tespit edememe riski o kadar düşük olmalıdır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Riskler belirsizlik içerdiğinde denetim planlaması yapılamaz; bu durum risk modeliyle çelişir. B) Önemli yanlışlık riski yüksekken tespit edememe riskinin yüksek olması, denetim kalitesini yetersiz kılar. C) Önemli yanlışlık riski düşükse, tespit edememe riski yüksek kabul edilebilir; bu şık ters ilişkiyi ihlal eder. E) Belirsizlik durumunda risk düzeyi netleştirilmeli, yüksek tespit edememe riski kabul edilemez.
Bilinmesi gereken kural: Önemli yanlışlık riski arttıkça, denetçinin kabul edebileceği tespit edememe riski azalmak zorundadır.
Soru 3 · 2019/6 · Denetim
…………, yönetim beyanı düzeyinde yapısal risk ve kontrol riski gibi iki bileşenden oluşur” ifadesinde boş bırakılan yere Bağımsız Denetim Standardı 200’e göre aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi en uygun olur?
- A)Risk
- B)Tespit edememe riski
- C)Önemli yanlışlık riski
- D)Denetim
- E)Mesleki şüphecilik
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. BDS 200 ve BDS 315’e göre, Önemli yanlışlık riski, denetim sürecinde hesap ve açıklamalardaki önemli yanlışlıkların tespit edilememesi riskidir. Bu risk, iki temel bileşenden oluşur: Birincisi yönetim beyanı düzeyinde yapısal risk (işletmenin doğası, çevresi ve iç kontrol sistemi gibi faktörlerden kaynaklanan risk), ikincisi ise kontrol riski (iç kontrol sisteminin bu riskleri önleme, tespit etme veya düzeltme konusunda yetersiz kalma olasılığıdır). Dolayısıyla boşluk, bu iki unsuru kapsayan "Önemli yanlışlık riski" ifadesiyle doldurulmalıdır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Risk, genel bir kavramdır ve bu iki spesifik bileşeni tanımlamaz. B) Tespit edememe riski, denetim riskinin bir parçasıdır ancak yapısal riski içermez. D) Denetim, bir süreçtir, risk bileşeni değildir. E) Mesleki şüphecilik, denetçinin tutumudur, risk modeli değildir.
Bilinmesi gereken kural: Önemli yanlışlık riski, yapısal risk ve kontrol riskinin çarpımından (veya bileşenlerinden) oluşur.
Soru 4 · 2019/6 · Denetim
“Durum: Gelişen yeni teknolojiler nedeniyle işletmenin stoklarında bulunan bazı ürünlerin değeri azalmıştır. Bu nedenle işletmenin finansal tablosunda gözüken stoklar gerçekte olduğundan daha yüksek bir değerle görünmektedir.” Yukarıda belirtilen durum, aşağıdakilerden hangisine daha uygun bir örnek teşkil eder?
- A)Kontrol riski
- B)Tespit edememe riski
- C)Değer riski
- D)Yapısal risk
- E)Değerlendirme riski
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır (Yapısal risk).
Neden Doğru? Yapısal risk, işletmenin faaliyet ortamındaki dış faktörlerden (teknolojik değişimler, piyasa koşulları, mevzuat değişiklikleri vb.) kaynaklanan ve denetçinin kontrolü dışında kalan risktir. Sorudaki "gelişen yeni teknolojiler" dışsal bir faktördür ve bu durumun stok değerini düşürmesi, işletmenin yapısını etkileyen yapısal bir risk örneğidir.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- A) Kontrol riski, iç kontrol sisteminin yetersizliğinden kaynaklanır, dış teknoloji değişiminden değil.
- B) Tespit edememe riski, denetçinin hata veya usulsüzlüğü tespit edememe olasılığıdır, olayın kendisi değildir.
- C) Değer riski, standart denetim riski modeli (işletme riski, kontrol riski, tespit edememe riski) içinde temel bir bileşen olarak yer almaz.
- E) Değerlendirme riski, finansal tablolarda önemli yanlış ifade riskidir; ancak soru, bu yanlışlığa yol açan dışsal kaynağı (teknolojiyi) sorduğu için yapısal risk daha spesifik ve doğrudan eşleşir.
Bilinmesi gereken kural: Teknolojik değişim, piyasa koşulları veya mevzuat gibi dış etkenlerden kaynaklanan riskler her zaman yapısal risk olarak sınıflandırılır.
Soru 5 · 2019/6 · Denetim
Rapor tarihi veya öncesinde denetim ekibinin vardığı önemli yargıların ve raporu oluştururken ulaştığı sonuçların tarafsız bir şekilde değerlendirilmesini sağlamak için tasarlanmış süreç, Bağımsız Denetim Standardı 220’ye göre aşağıdakilerden hangisini ifade eder?
- A)Teftiş
- B)Bağımsız denetim
- C)Alternatif prosedürler
- D)Kalite çemberleri
- E)Denetimin kalitesine yönelik gözden geçirme
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. BDS 220’ye göre, denetim ekibinin vardığı önemli yargıların ve rapor sonuçlarının tarafsız bir şekilde değerlendirilmesini sağlayan süreç, "Denetimin kalitesine yönelik gözden geçirme" olarak tanımlanır. Bu süreç, denetim raporunun tarihi veya öncesinde, deneyimli bir denetçi veya bağımsız bir gözden geçiren tarafından gerçekleştirilir. Amacı, denetim ekibinin önemli yargılarını ve buna dayalı sonuçlarını tarafsız bir perspektifle inceleyerek denetim kalitesini güvence altına almaktır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Teftiş, yasal bir denetim veya inceleme türüdür, BDS 220’deki bu spesifik değerlendirme sürecini ifade etmez. B) Bağımsız denetim, genel denetim faaliyetinin kendisidir, rapor öncesi kalite kontrol sürecini tanımlamaz. C) Alternatif prosedürler, belirli durumlarda uygulanan farklı denetim adımlarıdır, kalite gözden geçirme süreci değildir. D) Kalite çemberleri, organizasyon içi iyileştirme gruplarıdır, denetim standartlarındaki resmi gözden geçirme mekanizması değildir.
Bilinmesi gereken kural: BDS 220 kapsamında, denetim raporunun tarihi veya öncesinde yapılan tarafsız yargı ve sonuç değerlendirmesi süreci "Denetimin kalitesine yönelik gözden geçirme" olarak adlandırılır.
Soru 6 · 2019/6 · Denetim
Aşağıdakilerden hangisi hileli finansal raporlamadan ziyade varlıkların kötüye kullanılmasına daha iyi bir örnektir?
- A)Kayıtlardan silinmiş alacaklardan gelen tahsilatın kişisel banka hesaplarına aktarılması.
- B)Faaliyet sonuçlarını manipüle etmek amacıyla, özellikle muhasebe döneminin sonuna doğru gerçek olmayan yevmiye kayıtları yapmak.
- C)Raporlama döneminde meydana gelen olay ve işlemleri finansal tablolara yansıtmamak veya zamanından önce ya da sonra yansıtmak.
- D)Finansal tablolarda yer alan tutarları etkileyebilecek hususların gizlenmesi.
- E)Önemli ve olağan dışı işlemlerin şartlarını ve bunlarla ilgili kayıtları değiştirmek.
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Varlıkların kötüye kullanımı, çalışanların veya yöneticilerin şirket varlıklarını kişisel çıkarları için izinsiz kullanmasıdır. A şıkkındaki alacak tahsilatının kişisel hesaba aktarılması, şirketin parasal varlığının çalınmasıdır; bu doğrudan varlık hırsızlığıdır.
Diğer şıklar ise hileli finansal raporlamaya örnektir. B şıkkı, gelirleri abartmak için sahte kayıt yapmaktır (raporlama hilesi). C şıkkı, işlemlerin dönemini manipüle etmektir (raporlama hilesi). D şıkkı, bilgi gizleyerek tabloyu yanıltmaktır (raporlama hilesi). E şıkkı ise sözleşme şartlarını değiştirerek tablo tutarlarını etkilemektir (raporlama hilesi).
Bilinmesi gereken kural: Varlıkların kötüye kullanımı varlığın maddi olarak ele geçirilmesidir; hileli finansal raporlama ise finansal tablolardaki tutarların veya açıklamaların yanlış sunulmasıdır.
Soru 7 · 2019/6 · Denetim
Aşağıdakilerden hangisi dönem sonundaki hesap bakiyeleri ve açıklamalara ilişkin yönetim beyanlarından değildir?
- A)Hak ve yükümlülükler
- B)Hesap kesimi
- C)Tamlık
- D)Doğruluk
- E)Sınıflandırma A
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. Denetim standartlarına göre, yönetim beyanları finansal tabloların hazırlanmasında kullanılan temel varsayımları kapsar. Hak ve yükümlülükler (A), tamlık (C), doğruluk (D) ve sınıflandırma (E), varlık, yükümlülük ve özsermaye kalemlerinin niteliğini ve sunumunu doğrulayan temel yönetim beyanı türleridir. Bu maddeler, tabloların ilgili standartlara uygun şekilde hazırlandığını teyit eder.
Ancak "Hesap kesimi" (B), bir yönetim beyanı değil, muhasebe sürecinin bir aşamasıdır. Hesap kesimi, dönem sonu işlemlerinin tamamlanması ve defterlerin kapatılması işlemidir; bir beyan veya iddia değildir. Dolayısıyla diğer şıkların tümü finansal tablo kalemlerinin geçerliliğine dair iddiaları temsil ederken, B şıkkı bu kapsam dışındadır.
Bilinmesi gereken kural: Yönetim beyanları; varlık/yükümlülüklerin varlığı, tamlığı, değerlemesi, sınıflandırması ve sunumu hakkındaki iddialardır; muhasebe teknik işlemleri (hesap kesimi gibi) beyan değildir.
Soru 8 · 2019/6 · Denetim
Aşağıdakilerden hangisi Bağımsız Denetim Standardı 315’te belirtilen risk değerlendirme prosedürlerinden biri değildir?
- A)Sorgulama
- B)Belirleme
- C)Analitik prosedürler
- D)Gözlem
- E)Tetkik
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B seçeneğidir. BDS 315, "Risklerin Anlaşılması ve Değerlendirilmesi" standardıdır. Bu standartın 12. paragrafında, denetçinin riskleri belirlemek için uygulaması gereken dört temel prosedür açıkça sayılmıştır: (a) Sorgulama, (b) Analitik prosedürler, (c) Gözlem ve (d) Tetkik. "Belirleme" (B şıkkı), bu prosedürlerin kendisi değil, bu prosedürler sonucunda ulaşılan genel bir denetim aşaması veya amacıdır. Dolayısıyla, "Belirleme" standartta listelenen spesifik bir prosedür değildir; diğerleri ise doğrudan uygulanması gereken tekniklerdir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri:
- A) Sorgulama: BDS 315 paragraf 12(a)'da açıkça belirtilen bir prosedürdür.
- C) Analitik prosedürler: BDS 315 paragraf 12(b)'de açıkça belirtilen bir prosedürdür.
- D) Gözlem: BDS 315 paragraf 12(c)'de açıkça belirtilen bir prosedürdür.
- E) Tetkik: BDS 315 paragraf 12(d)'de açıkça belirtilen bir prosedürdür.
Bilinmesi gereken kural: BDS 315'e göre risk değerlendirme prosedürleri sadece sorgulama, analitik prosedürler, gözlem ve tetkikten ibarettir; "belirleme" bir prosedür değil, bu süreçle elde edilen çıktının adıdır.
Soru 9 · 2019/6 · Denetim
Bağımsız Denetim Standardı 315’e göre aşağıdakilerden hangisi iç kontrolün bileşenlerinden değildir?
- A)İşletmenin risk değerlendirme süreci
- B)Finansal raporlamaya ilişkin ilgili iş süreçleri dâhil, bilgi sistemi ve iletişim
- C)Kontrol faaliyetleri
- D)Yapısal risk
- E)Kontrollerin izlenmesi
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. BDS 315’e göre iç kontrolün beş bileşeni şunlardır: Kontrol ortamı, işletmenin risk değerlendirme süreci, bilgi sistemi ve iletişim, kontrol faaliyetleri ve kontrollerin izlenmesi. "Yapısal risk", iç kontrolün bir bileşeni değil, işletmenin karşılaştığı risk türlerinden biridir. Bu nedenle D şıkkı iç kontrol bileşeni değildir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) İşletmenin risk değerlendirme süreci, iç kontrolün temel bileşenlerinden biridir. B) Bilgi sistemi ve iletişim, iç kontrolün ayrılmaz bir parçasıdır. C) Kontrol faaliyetleri, riskleri etkisiz hale getirmek için uygulanan prosedürlerdir ve bileşendir. E) Kontrollerin izlenmesi, iç kontrol sisteminin sürekliliğini sağlayan bileşendir.
Bilinmesi gereken kural: BDS 315’e göre iç kontrolün bileşenleri; kontrol ortamı, risk değerlendirme süreci, bilgi sistemi ve iletişim, kontrol faaliyetleri ve kontrollerin izlenmesidir. "Yapısal risk" bu bileşenler arasında yer almaz.
Soru 10 · 2019/6 · Denetim
İç kontrol performansının zaman içindeki etkinliğinin değerlendirilmesi süreci, iç kontrol bileşenlerinden hangisini ifade etmektedir?
- A)Kontrollerin izlenmesi
- B)Kontrol çevresi
- C)İşletmenin risk değerlendirme süreci
- D)Finansal raporlamaya ilişkin ilgili iş süreçleri dâhil, bilgi sistemi ve iletişim
- E)Mali alan
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A) Kontrollerin izlenmesidir.
Neden Doğru? COSO İç Kontrol-Entegre Çerçevesi’ne göre, iç kontrol sisteminin zaman içindeki etkinliğinin değerlendirilmesi süreci doğrudan "Kontrollerin İzlenmesi" bileşenini ifade eder. Bu bileşen, yöneticilerin iç kontrolün tasarım ve uygulamasının sürekliliğini izlemesini ve gerekirse düzeltici önlemler almasını kapsar. Bağımsız denetim veya sürekli izleme faaliyetleri, iç kontrolün zamanla bozulmadan etkinliğini koruyup korumadığını tespit etmek için bu bileşen altında yer alır.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- B) Kontrol çevresi: Etik değerler ve yönetim felsefesini içeren temel ortamı tanımlar, izleme sürecini değil.
- C) Risk değerlendirme: Hedeflere ulaşmayı engelleyen risklerin tespit ve analizi sürecidir, kontrol etkinliğinin izlenmesi değildir.
- D) Bilgi ve iletişim: Bilgi akışını ve raporlamayı düzenler, kontrolün sürekliliğini izleme görevini üstlenmez.
- E) Mali alan: İç kontrol bileşeni değil, denetim kapsamının bir alt alanıdır.
Bilinmesi gereken kural: İç kontrol sisteminin zaman içindeki etkinliğinin izlenmesi ve değerlendirilmesi, COSO çerçevesinde "Kontrollerin İzlenmesi" bileşeninin temel işlevidir.
Soru 11 · 2019/6 · Denetim
“Kaydedilmiş işlem ve olaylara ilişkin tutarlar ve diğer veriler uygun bir şekilde kaydedilmiş ve ilgili açıklamalar uygun bir şekilde ölçülmüş ve ifade edilmiştir.” Şeklinde ki denetlenen döneme ilişkin işlem sınıfları ve olaylar ile ilgili açıklamalar hakkındaki yönetim beyanı aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Gerçekleşme
- B)Tamlık
- C)Sınıflandırma
- D)Sunum
- E)Doğruluk
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E) Doğruluk'tur.
Neden Doğru? Tebliğ ve Denetim Standartları’na göre "Doğruluk" beyanı, kaydedilen tutarların ve diğer verilerin uygun şekilde kaydedildiğini, açıklamaların ise uygun şekilde ölçülüp ifade edildiğini ifade eder. Sorudaki ifade, verilerin kayıt ve ölçümündeki isabetliliği vurguladığı için bu beyana uygundur.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- A) Gerçekleşme: İşlemlerin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğine odaklanır, kayıt detayına değil.
- B) Tamlık: Eksik kayıt olup olmadığına bakar, kayıtların doğruluğuna değil.
- C) Sınıflandırma: İşlemlerin doğru hesap gruplarına atanıp atanmadığına ilişkindir.
- D) Sunum: Finansal tablolardaki gösterim ve açıklamaların anlaşılırlığına odaklanır.
Bilinmesi gereken kural: Doğruluk beyanı, muhasebe kayıtlarındaki sayısal verilerin ve ölçümlerin isabetli olmasını; gerçekleşme ise işlemin varlığını; tamlık ise eksikliği kontrol eder.
Soru 12 · 2019/6 · Denetim
Düzeltilmemiş yanlışlıklar ile tespit edilmemiş yanlışlıkların toplamının, bir bütün olarak finansal tablolar için belirlenen önemliliği aşması ihtimalini uygun bir seviyeye indirmek amacıyla belirlenen önemlilik aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Genel önemlilik
- B)Öz önemlilik
- C)Performans önemliliği
- D)Küçük önemlilik
- E)Standart önemlilik
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. ISAs 320 (Önemlilik) standardına göre, denetçinin düzeltilmemiş ve tespit edilmemiş yanlışlıkların toplamının genel önemliliği aşma ihtimalini makul bir düzeye indirmek için belirlediği önemlilik düzeyi Performans Önemliliğidir. Bu değer, genel önemliliğin genellikle %50-75’i arasında değişen bir oranı temsil eder ve denetim riskini yönetmek için kritik bir araçtır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Genel önemlilik, finansal tabloların bütünü için kullanıcı kararlarını etkileyecek kritik eşiktir, risk azaltma aracı değil referans noktasıdır. B) Öz önemlilik, belirli hesap grupları veya kalemler için uygulanan ve genel önemlilikten düşük olabilecek özel eşiklerdir. D) Küçük önemlilik, muhtemelen ihmal edilebilecek küçük hataların alt sınırıdır ve risk azaltma hesaplamasında ana parametre değildir. E) Standart önemlilik diye bir kavram mevcut değildir; bu terim mevzuatta yer almaz.
Bilinmesi gereken kural: Performans önemliliği, tespit edilmemiş hataların birikerek genel önemliliği aşma riskini kontrol altına almak amacıyla genel önemlilik üzerinden hesaplanan ve denetim çalışmasının kapsamını belirleyen pratik eşiktir.
Soru 13 · 2019/6 · Denetim
“Önemli yanlışlık riski ile denetçinin maddi doğrulama prosedürlerini daha erken bir tarih yerine dönem sonuna yakın veya dönem sonunda uygulamanın daha etkin olduğuna karar verme ihtimali” arasındaki ilişkiye yönelik olarak aşağıdakilerden hangisinin söylenmesi en uygun olur?
- A)Aynı yönlü bir ilişki vardır.
- B)Ters yönlü bir ilişki vardır.
- C)Bir ilişki yoktur.
- D)Belirli bir önemli yanlışlık riski düzeyine kadar aynı yönlü, bu risk düzeyinden sonra ise ters yönlü bir ilişki vardır.
- E)Belirli bir önemli yanlışlık riski düzeyine kadar ters yönlü, bu risk düzeyinden sonra ise aynı yönlü bir ilişki vardır. A
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. ISAs 330 (Denetçinin Yanıtları) ve ISAs 500 (Denetim Kanıtları) standartlarına göre, önemli yanlışlık riski arttıkça denetçinin elde ettiği kanıtların güvenilirliği de artmalıdır. Dönem sonuna yakın veya dönem sonunda yapılan maddi doğrulama prosedürleri, daha erken tarihli işlemlere kıyasla, dönem sonu bakiyelerini ve işlemlerini daha iyi yansıttığı için daha inandırıcıdır. Dolayısıyla, risk düzeyi yükseldiğinde, denetçi daha güvenilir (yani dönem sonuna yakın) kanıtlar talep etme ihtiyacı duyar. Bu durum, risk ile prosedür zamanlamasının etkinliği arasında doğrudan, aynı yönlü bir ilişki kurar.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: B) Risk arttıkça daha güvenilir kanıt aranır, bu ters ilişkiyi reddeder. C) Risk ve kanıt güvenilirliği arasında güçlü bir bağlantı vardır. D) İlişki risk seviyesine göre değişmez, her zaman doğrudur. E) İlişki ters yönlü başlayıp sonra doğru yöne dönmez, sabittir.
Bilinmesi gereken kural: Önemli yanlışlık riski arttıkça, denetçi daha güvenilir kanıtlar (dönem sonuna yakın prosedürler) talep etmelidir; bu nedenle aralarında aynı yönlü bir ilişki vardır.
Soru 14 · 2019/6 · Denetim
Bağımsız Denetim Standardı 330’a göre ciddi riske karşı yalnızca maddi doğrulama prosedürlerinin uygulanacak olması hâlinde, bu prosedürlerin aşağıdakilerden hangisini içermesi gerekir?
- A)Kontrol testleri
- B)Detay testleri
- C)Sorgulama
- D)Reaktif testler
- E)Araştırma testleri
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. BDS 330, ciddi risk durumlarında denetçinin yalnızca maddi doğrulama prosedürlerine başvurması gerektiğini hükme bağlar. Bu standarta göre, maddi doğrulama prosedürleri detay testlerini ve analitik prosedürleri kapsar. Dolayısıyla, ciddi riskle karşılaşıldığında kontrol testleri yerine doğrudan detay testleri uygulanması zorunludur.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Kontrol testleri, iç kontrolün etkinliğinin değerlendirilmesi içindir ve ciddi riskte tek başına yeterli değildir. C) Sorgulama, tek başına yeterli kanıt sağlamaz ve maddi doğrulama prosedürünün tamamlayıcısıdır. D) Reaktif testler BDS 330 kapsamında geçerli bir maddi doğrulama prosedürü türü değildir. E) Araştırma testleri, standartta tanımlanan temel maddi doğrulama prosedürleri arasında yer almaz.
Bilinmesi gereken kural: Ciddi risk durumlarında iç kontrole güvenilmez; bu nedenle denetçi mutlaka detay testleri ve analitik prosedürler gibi maddi doğrulama prosedürlerini uygulamak zorundadır.
Soru 15 · 2019/6 · Denetim
Bağımsız Denetim Standardı 450’ye göre denetim örnekleminde belirlenen yanlışlıkların örneklemin alındığı ana kitlenin tamamına yansıtılmasını içeren, denetçinin ana kitledeki yanlışlığa ilişkin en yaklaşık tahmini aşağıdakilerden hangisini ifade eder?
- A)Fiili yanlışlıklar
- B)Muhakeme yanlışlıkları
- C)Rassal örneklem yanlışlığı
- D)Öngörülen yanlışlıklar
- E)Tahmin
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. BDS 450’ye göre, denetçi örneklemde tespit ettiği hataları, örneklem alındığı ana kitlenin tamamına genelleştirir. Bu genelleştirme sonucunda ana kitledeki toplam yanlışlık miktarına ilişkin en yakın tahmini değer "Öngörülen yanlışlıklar" olarak adlandırılır. Bu kavram, denetçinin örnek dışındaki kalan kısımdaki potansiyel hataları da dikkate alarak ulaştığı sonuçtur.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Fiili yanlışlıklar, sadece örneklem içinde doğrudan tespit edilen hatalardır; ana kitlenin tamamını yansıtmaz. B) Muhakeme yanlışlıkları, nitel değerlendirmeye dayanan ve sayısal tahmin içermeyen kavramdır. C) Rassal örneklem yanlışlığı, örneklem seçimi kaynaklı istatistiksel hatayı ifade eder, tespit edilen hataların genelleştirilmiş halini değil. E) Tahmin, genel bir terim olup BDS 450’de kullanılan teknik tanım olan "Öngörülen yanlışlıklar" kadar spesifik ve doğru değildir.
Bilinmesi gereken kural: Örneklemdeki hataların ana kitlenin tamamına yansıtılmasıyla elde edilen en yaklaşık tahmin "Öngörülen yanlışlıklar"dır.
Soru 16 · 2019/6 · Denetim
Denetim kanıtları ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A)Denetim kanıtının yeterliliği, denetim kanıtının miktarının değil kalitesinin ölçütüdür.
- B)Denetim kanıtının yeterliliği ve uygunluğu birbiriyle ilişkilidir.
- C)Denetim kanıtının uygunluğu, denetim kanıtının kalitesinin ölçütüdür.
- D)İhtiyaç duyulan denetim kanıtı miktarı, denetçinin “önemli yanlışlık” risklerine ilişkin değerlendirmesinden ve ilgili denetim kanıtının kalitesinden etkilenir.
- E)Denetim kanıtının uygunluğu, denetçi görüşünün dayanağını oluşturan sonuçların desteklenmesi bakımından denetim kanıtının ihtiyaca uygunluğu ve güvenilirliğidir.
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır.
Neden Doğru? TMS 500 (Denetim Kanıtları) standardına göre, denetim kanıtının yeterliliği, kanıtın miktarını ifade eder. Kalite ise uygunluk kavramıyla ölçülür. A şıkkı, yeterliliği kalitenin ölçütü olarak tanımlayarak bu temel tanımı tersine çevirdiği için yanlıştır. Sınava hazırlananlar, "Yeterlilik=Miktar, Uygunluk=Kalite" eşleşmesini mutlaka ezberlemelidir.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- B: Yeterlilik ve uygunluk birbirine bağlıdır; düşük kalite, yüksek miktarla telafi edilemeyebilir.
- C: Uygunluk, kanıtın güvenilirliği ve ilgili olması yani kalitesini ifade eden doğru bir tanımdır.
- D: Risk değerlendirmesi ve kanıt kalitesi, gerekli kanıt miktarını doğrudan etkileyen temel faktörlerdir.
- E: Uygunluk, denetçi görüşünün dayanağı olan sonuçları destekleme bakımından ihtiyaca uygunluk ve güvenilirlik olarak tanımlanır.
Bilinmesi gereken kural Denetim kanıtında "Yeterlilik" miktarı, "Uygunluk" ise kaliteyi temsil eder; bu iki kavram birbirinin yerine kullanılamaz.
Soru 17 · 2019/6 · Denetim
İşletme içinden veya dışından elde edilen, basılı veya elektronik ortamda ya da başka bir depolama ortamında bulunan kayıt veya belgelerin incelenmesi ya da varlıkların fiziki olarak incelenmesi, denetim kanıtı elde edilmesine ilişkin denetim prosedürlerinden hangisini ifade etmektedir?
- A)Kontrol testleri
- B)Analitik maddi doğrulama prosedürleri
- C)Tetkik
- D)Sorgulama
- E)Gözlem
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C) Tetkik'tir.
Neden Doğru? Türk Denetim Standartı (TDS) 500'e göre "Tetkik" (Inspection), kayıtların veya belgelerin (basılı, elektronik vb.) incelenmesi veya varlıkların fiziki olarak kontrol edilmesi anlamına gelir. Soruda tanımlanan eylem, bu standart tanımıyla birebir örtüşmektedir.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- A) Kontrol testleri: Yönetim süreçlerinin ve iç kontrol sisteminin etkinliğinin değerlendirilmesine yönelik prosedürdür, doğrudan kanıt toplama tekniği değildir.
- B) Analitik maddi doğrulama prosedürleri: Finansal bilgiler arasındaki ilişkileri ve tutarsızlıkları inceleyerek kanıt elde etmeyi amaçlar, fiziki inceleme veya belge tetkiki ile aynı değildir.
- D) Sorgulama: Yönetim veya diğer çalışanlardan sözlü veya yazılı bilgi istemeyi ifade eder, fiziki inceleme veya belge tetkiki içermez.
- E) Gözlem: Sorumluluk sahibi kişilerin bir işlemi veya prosedürü nasıl yerine getirdiğini izlemeyi ifade eder, belge incelemesinden farklıdır.
Bilinmesi gereken kural: Tetkik, denetim kanıtı elde etmede kullanılan temel prosedürlerden biridir ve hem belge/kayıt incelemesini hem de varlıkların fiziki sayımını kapsar.
Soru 18 · 2019/6 · Denetim
Denetçi, denetim sırasında ihtiyaca uygun ve güvenilir denetim kanıtı elde etmek için üçüncü bir kişiden dış teyit talebinde bulunmuştur. Ancak yapılan bu dış teyit talebine herhangi bir yanıt alınamamıştır. Bu durumda denetçinin aşağıdakilerden hangisini yapması en uygun olur?
- A)Denetimden çekilmesi
- B)Olumsuz görüş içeren bağımsız denetim raporu düzenlemesi
- C)Görüş vermekten kaçınma içeren bağımsız denetim raporu düzenlemesi
- D)Kamu Gözetim Kurumuna şikayette bulunması
- E)Alternatif denetim prosedürlerini uygulaması
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E'dir. ISAs 505 (Dış Teyitler) standardına göre, üçüncü taraftan yanıt alınamaması bir denetim kısıtlaması olarak değerlendirilir. Denetçinin ilk ve en uygun tepkisi, bu eksikliği gidermek için alternatif denetim prosedürlerini uygulamaktır. Bu prosedürler, elde edilemeyen dış teyitin yerine geçebilecek ve denetim kanıtının güvenilirliğini sağlayacak başka kanıtların toplanmasını ifade eder.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu şöyledir: A) Denetimden çekilmesi, alternatif yöntemlerle kanıt elde edilemediği ve görüşe engel olacak kadar ciddi bir kısıtlama oluştuğu son aşamada düşünülebilir, ilk adım değildir. B) Olumsuz görüş, finansal tabloların tüm yönleriyle önemli ve yaygın olarak yanlış ifade edildiği durumlarda verilir; tek bir teyit eksikliği bunu gerektirmez. C) Görüşten kaçınma, denetim kısıtlamasının etkisinin önemli ve yaygın olduğu durumlarda uygulanır; ancak önce alternatif prosedür denenmelidir. D) Şikayette bulunma, denetimin teknik bir prosedürü değildir ve bu durumun muhasebe/denetim standartları çerçevesindeki çözüm yolu değildir.
Bilinmesi gereken kural: Dış teyit yanıtı alınamadığında denetçi, önce alternatif prosedürlerle kanıt sağlamaya çalışmalı, ancak bu da mümkün değilse ve durum görüşü etkileyecek düzeydeyse o zaman kısıtlama nedeniyle görüş türünü belirlemelidir.
Soru 19 · 2019/6 · Denetim
Bağımsız Denetim Standardı 510’a göre denetçinin açılış bakiyelerine ilişkin yeterli ve uygun denetim kanıtı elde edememesi durumunda denetçi raporunda, içinde bulunulan şartlara uygun olarak yer alacak görüşler aşağıdakilerden hangisinde tam ve eksiksiz olarak verilmiştir?
- A)Olumlu görüş veya sınırlı olumlu görüş
- B)Sınırlı olumlu görüş veya görüş vermekten kaçınma
- C)Olumsuz görüş
- D)Olumsuz görüş veya görüş vermekten kaçınma
- E)Olumlu görüş A
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. BDS 510, açılış bakiyelerine ilişkin yetersiz kanıt durumunu düzenler. Eğer bu eksiklik maddi ise ancak yaygın değilse, denetçi "sınırlı olumlu görüş" verir. Bu görüşte, maddi sapma olabileceğine dair bir şüphe olduğunu belirtir ancak mevcut bilgilere göre finansal tabloların diğer yönlerden doğru sunulduğunu ifade eder. Ancak, yetersiz kanıtın etkisi hem maddi hem de yaygınsa, denetçi finansal tablolara ilişkin genel bir şüpheye kapılır ve "görüş vermekten kaçınır". Bu nedenle, olumlu veya olumsuz görüş bu özel durum için uygun değildir. Olumlu görüş, kanıtın yeterli olduğu durumlarda verilir. Olumsuz görüş ise, maddi ve yaygın sapma tespit edildiğinde, tabloların doğru sunulmadığını belirtmek için kullanılır. Soruda "yeterli ve uygun kanıt elde edilememesi" vurgulandığı için, durum bir sapma değil, kanıt eksikliğidir. Dolayısıyla, etkisinin yaygınlığına göre ya sınırlı olumlu görüş ya da görüşten kaçınma söz konusudur. Diğer şıklar, kanıt eksikliğinin doğurabileceği yasal sonuçları eksik veya hatalı yansıtmaktadır.
Bilinmesi gereken kural: Açılış bakiyelerinde kanıt eksikliği, etkisi yaygın değilse sınırlı olumlu görüşe, yaygınsa görüşten kaçınmaya yol açar.
Soru 20 · 2019/6 · Denetim
Denetçinin, anakitlenin tamamı hakkında sonuçlara varması için makul bir dayanak oluşturmak üzere, tüm örnekleme birimlerine seçilme şansı sağlayacak şekilde, denetimle ilgili anakitle içindeki kalemlerin %100’ünden daha azına denetim prosedürlerinin uygulanması aşağıdakilerden hangisini ifade etmektedir?
- A)Maddi doğrulama prosedürleri
- B)Gruplandırma
- C)Anomali
- D)Denetim örneklemesi
- E)Anakitle
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D) Denetim örneklemesidir.
Neden Doğru? Türk Denetim Standartı (TDS) 530, "Denetim Örneklemesi"ni; denetçinin, anakitlenin tamamı yerine, anakitlenin belirli bir kısmını seçerek ve o kısımda uygulanan denetim prosedürleri aracılığıyla, anakitlenin tamamı hakkında sonuçlara varmak üzere makul bir dayanak oluşturmak amacıyla, tüm birimlere seçilme şansı sağlayacak şekilde çalışması olarak tanımlar. Soruda belirtilen "%100’den azına uygulama" ve "seçilme şansı" ifadeleri, bu standart tanımının tam karşılığıdır.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- A) Maddi doğrulama prosedürleri, bakiyelerin doğruluğunu test eden tekniklerin genel adıdır, örneklemeyi tanımlamaz.
- B) Gruplandırma, benzer özelliklere sahip kalemlerin bir araya getirilmesidir, denetim kapsamını belirleyen temel kavram değildir.
- C) Anomali, beklenmedik veya tutarsız durumları ifade eder, denetim yöntemi değildir.
- E) Anakitle, denimin yapıldığı tüm veri bütünüdür, prosedürün uygulanma yöntemi değildir.
Bilinmesi gereken kural: Denetim örneklemesi, anakitlenin tamamını incelemek yerine, temsil edici bir kısmı seçerek ve her birimin seçilme şansını koruyarak sonuç çıkarma yöntemidir.
Soru 21 · 2019/6 · Denetim
Bir örneklemi tasarlarken denetçinin, tek başına önemli olmayan yanlışlıklar toplamının finansal tablolarda önemli bir yanlışlığa sebep olabilme riskini ele almak ve muhtemel tespit edilmemiş yanlışlıklar için bir marj sağlamak üzere belirlediği tutar aşağıdakilerden hangisini ifade eder?
- A)Örneklem dışı sapma
- B)Öngörü yanlışlığı
- C)Kontrol yanlışlığı
- D)Performans yanlışlığı
- E)Kabul edilebilir yanlışlık
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E'dir. Denetim standartlarına (TDS 530) göre, denetçi örneklem tasarlarken, tek başına önemsiz olsa da birikerek finansal tablolarda önemli yanlışlığa yol açabilecek riski yönetmek için bir sınır belirler. Bu tutar, tespit edilmemiş muhtemel yanlışlıklar için bir tampon (marj) görevi görür ve Kabul Edilebilir Yanlışlık olarak adlandırılır. Bu kavram, denetimin makul güvence sağlama sürecinin temel taşlarından biridir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir:
- A) Örneklem dışı sapma: Örneklem dışındaki elemanlara ilişkin hatalardır, örneklem tasarımında belirlenen marj değildir.
- B) Öngörü yanlışlığı: Denetçinin tahmini olup, tasarım aşamasındaki resmi sınır tanımı değildir.
- C) Kontrol yanlışlığı: İç kontrol sistemindeki eksiklikleri ifade eder, örneklem marjı ile ilgisi yoktur.
- D) Performans yanlışlığı: Denetim performansındaki kalite sorunlarını belirtir, kavramsal olarak yanlıştır.
Bilinmesi gereken kural: Denetçi, birikimli riski yönetmek ve tespit edilmemiş hatalar için tampon oluşturmak amacıyla örneklem tasarımında "Kabul Edilebilir Yanlışlık" tutarını mutlaka belirlemelidir.
Soru 22 · 2019/6 · Denetim
Detay testleri açısından örneklem büyüklüğünü etkileyen faktörler dikkate alındığında örneklem sonuçlarının, fiili olarak anakitledeki yanlışlığın gerçek tutarını yansıttığına ilişkin denetçinin gerek duyduğu güvence seviyesi arttıkça, örneklem büyüklüğü ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisinin söylenmesi en uygun olur?
- A)Örneklem büyüklüğünün her hal ve takdirde değişmemesi beklenir.
- B)Daha küçük bir örneklem büyüklüğü gerekir.
- C)Örneklem büyüklüğünün değişip değişmemesi yönünde bir belirlemede bulunulamaz.
- D)Daha geniş bir örneklem büyüklüğü gerekir.
- E)Örneklem büyüklüğü detay testleri açısından değerlendirildiğinden örneklem büyüklüğünün değişmemesi gerekmektedir.
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D'dir. ISAE 4000 ve denetim standartlarına göre, denetçinin anakitledeki yanlışlık hakkında elde etmek istediği güvence seviyesi (güven düzeyi) arttıkça, örneklem büyüklüğü de artmalıdır. Daha yüksek bir güven düzeyi, örneklemin anakitleyi daha iyi temsil etmesini ve hata payını minimize etmesini gerektirir. Bu nedenle, istenen güvence arttıkça daha geniş bir örneklem seçilmesi gerekir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Güvence seviyesi ile örneklem büyüklüğü arasında doğru orantı vardır, dolayısıyla büyüklük değişir. B) Daha küçük örneklem, daha düşük güvence sağlar ve istenen yüksek güven düzeyini karşılamaz. C) İlişki nettir; güvence arttıkça örneklem büyüklüğü artar, belirsizlik söz konusu değildir. E) Örneklem büyüklüğü sabit değildir; risk ve güvence beklentilerine göre dinamik olarak değişir.
Bilinmesi gereken kural: Denetçinin istediği güvence seviyesi arttıkça, örneklem büyüklüğü de artmalıdır.
Soru 23 · 2019/6 · Denetim
Bir muhasebe tahmininin ve ilgili açıklamaların, tahminin ölçümündeki kesinlikten yapısal olarak yoksun olmaya açıklığı aşağıdakilerden hangisini ifade etmektedir?
- A)Yanlışlık
- B)Tahmin
- C)Tahmin belirsizliği
- D)Denetçinin nokta tahmini
- E)Denetçinin tahmin aralığı
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Muhasebe standartlarına (TMS 1 ve TMS 8) göre, muhasebe tahminlerinin ölçümündeki kesinlikten yapısal olarak yoksun olma durumu tahmin belirsizliği olarak tanımlanır. Bu belirsizlik, geleceğe yönelik olayların sonucunun net olmamasından kaynaklanır ve denetim sürecinde önemli denetim riski unsuru olarak değerlendirilir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Yanlışlık, bir bilgi ifadesindeki hatayı ifade eder, belirsizliğin kendisini değil. B) Tahmin, geleceğe yönelik bir değerleme sürecidir, belirsizliğin tanımını karşılamaz. D) Denetçinin nokta tahmini, denetçinin kendi yaptığı tek bir değerleme önerisidir. E) Denetçinin tahmin aralığı, belirsizliği gidermek için denetçinin belirlediği aralıktır, kavramsal tanım değildir.
Bilinmesi gereken kural: Tahmin belirsizliği, muhasebe tahminlerinin doğasından kaynaklanan ve ölçümdeki kesinliğin yapısal olarak eksik olmasından doğan durumdur.
Soru 24 · 2019/6 · Denetim
Bağımsız Denetim Standardı 560’a göre finansal tabloların tarihi ile denetçi raporu tarihi arasındaki dönemde gerçekleşen olaylar ile denetçinin, denetçi raporu tarihinden sonra haberdar olduğu durumlar aşağıdakilerden hangisini en iyi ifade etmektedir?
- A)Denetim tarihinden sonraki olaylar
- B)Örnekleme
- C)Bilanço tarihinden sonraki olaylar
- D)Finansal tablolara ilişkin olaylar
- E)Denetim süreci A
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. BDS 560, "Bilanço Tarihinden Sonraki Olaylar" başlığını taşır ve denetçinin, bilanço tarihi ile denetçi raporu tarihi arasındaki dönemde ortaya çıkan olayları ele almasını düzenler. Bu standart, finansal tabloların hazırlanma tarihi olan bilanço tarihini esas aldığı için, bu tarihten sonra gerçekleşen ve tablolara yansıması gereken durumlar "bilanço tarihinden sonraki olaylar" olarak adlandırılır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Denetim tarihi kavramı BDS 560’ın odaklandığı teknik terminoloji değildir; esas olan bilanço tarihidir. B) Örnekleme, denetim yöntemi olup olayların sınıflandırılmasıyla ilgisi yoktur. D) "Finansal tablolara ilişkin olaylar" ifadesi çok geniş ve belirsizdir; standart spesifik bir zaman dilimi (bilanço sonrası) vurgular. E) Denetim süreci, olayların sınıflandırılmasından ziyade genel denetim faaliyetlerini kapsar.
Bilinmesi gereken kural: BDS 560 kapsamında değerlendirilen olaylar, finansal tabloların yansıtıldığı "bilanço tarihi" baz alınarak tanımlanır.
Soru 25 · 2019/6 · Denetim
Yönetimin işletmenin sürekliliği esasını kullanmasının uygunluğuna ilişkin olarak denetçinin yeterli ve uygun denetim kanıtı elde etmiş olmasıyla birlikte, önemli bir belirsizliğin mevcut olduğu ve finansal tablolarda bu belirsizliğe yönelik yeterli açıklamaya yer verildiği durumlarda, bu durumun denetçi raporunda aşağıdaki bölümlerden hangisinde bildirilmesi en uygundur?
- A)Görüş bölümü
- B)Görüşün dayanağı bölümü
- C)Kilit denetim konuları bölümü
- D)Diğer bilgiler bölümü
- E)İşletmenin sürekliliği bölümü
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. ISAE 720 ve ilgili denetim standartlarına göre, finansal tablolarda önemli bir belirsizlik bulunması ve bunun yeterli açıklanması durumunda, denetçi görüşünü değiştirmez ancak bu durumu vurgulamak zorundadır. Bu tür durumlar, denetçi raporunun "Vurgulamak İstediğimiz Konular" veya özel durumlarda "İşletmenin Sürekliliği" gibi ayrı bir bölümde sunulur. E şıkkı, sürece ilişkin önemli belirsizliğin raporun ilgili özel bölümünde yer alması gerektiğini doğru ifade eder.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Görüş bölümünde sadece görüş (temiz, şarta bağlı vb.) yer alır, açıklama detayı burada değil, ek bölümlerde olur. B) Görüşün dayanağı bölümü, denetçinin elde ettiği kanıtları özetler, spesifik belirsizlik vurgusu için ayrı bölüm vardır. C) Kilit denetim konuları, genellikle daha geniş kapsamlı ve karmaşık alanları kapsar, süreklilik belirsizliği özel bir vurgu konusudur. D) Diğer bilgiler bölümü, finansal tablolar dışındaki bilgileri içerir, süreklilik belirsizliği finansal tablo ile doğrudan ilgilidir.
Bilinmesi gereken kural: Finansal tablolarda yeterli açıklanmış olsa bile önemli süreklilik belirsizliği varsa, denetçi bunu raporun özel "İşletmenin Sürekliliği" veya "Vurgulanan Konular" bölümünde belirtir, görüşü etkilemez.
Soru 26 · 2019/6 · Denetim
İşletmenin sürekliliğini devam ettirme kabiliyetine ilişkin yönetimin yaptığı değerlendirmenin, Bağımsız Denetim Standardı 560’ta tanımlanan finansal tabloların tarihinden itibaren on iki aydan daha kısa bir süreyi kapsaması durumunda Bağımsız Denetim Standardı 570’e göre denetçinin aşağıdakilerden hangisini yapması gerekir?
- A)Yönetimden yaptığı değerlendirmeyi finansal tablo tarihinden itibaren en az on iki aylık dönemi kapsayacak şekilde genişletmesini talep eder.
- B)Yönetimden yaptığı değerlendirmeyi finansal tablo tarihinden itibaren en az yirmi dört aylık dönemi kapsayacak şekilde genişletmesini talep eder.
- C)Yönetimden yaptığı değerlendirmeyi daha uzun veya kısa dönemi kapsayacak şekilde genişletmesini talep etmez ve sadece bu dönem için yapılan değerlendirmeyi inceler.
- D)Konu ile ilgili olarak ilgili makamlara suç duyurusunda bulunur.
- E)Yönetimin işletmenin sürekliliğini devam ettirme kabiliyetine ilişkin değerlendirmesinin dokuz aylık dönemi kapsaması yeterli olduğundan, bu dönemi kapsıyorsa söz konusu değerlendirmeyi inceler.
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A’dır. BDS 570’e göre, denetçinin işletmenin sürekliliği ile ilgili olarak finansal tablo tarihinden itibaren en az on iki aylık bir gelecek dönemi göz önünde bulundurması gerekir. Yönetim bu süreyi eksik değerlendiriyorsa, denetçi standartlara uygunluk için yönetimden değerlendirmeyi en az on iki aya tamamlayacak şekilde genişletmesini talep etmek zorundadır. Bu, denetçinin mesleki sorumluluğunun temel bir parçasıdır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: B) Standart 24 ay değil, 12 ayı esas alır. C) Eksik dönemle yetinmek standartlara aykırıdır. D) Süreç eksikliği suç unsuru oluşturmaz, düzeltme talep edilir. E) 9 ay yetersizdir; minimum 12 ay şarttır.
Bilinmesi gereken kural: BDS 570 uyarınca, işletmenin sürekliliği değerlendirmesi her zaman finansal tablo tarihinden itibaren en az on iki aylık bir dönemi kapsayacak şekilde yapılmalı ve denetçi bu süreyi sağlamalıdır.
Soru 27 · 2019/6 · Denetim
Görüşüne dayanak teşkil edecek yeterli ve uygun denetim kanıtı elde edemezse ve -varsa- tespit edilmemiş yanlışlıkların finansal tablolar üzerindeki muhtemel etkilerinin önemli ve yaygın olabileceği sonucuna varması durumunda denetçinin, aşağıdaki görüşlerden hangisini içeren bağımsız denetim raporu düzenlemesi gereklidir?
- A)Sınırlı olumlu görüş
- B)Olumsuz görüş
- C)Görüş vermekten kaçınma
- D)Olumlu görüş
- E)Olumlu görüş veya sınırlı olumlu görüş
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. ISAs 705 (Revize) ve ISAs 705 (Revize Edilmiş) standartlarına göre, denetçi yeterli ve uygun denetim kanıtı elde edemediğinde (denetim kısıtı) ve bunun finansal tablolar üzerindeki etkisinin "önemli ve yaygın" olduğu sonucuna vardığında, görüş belirtmesi mümkün değildir. Bu durumda denetçi, "görüş vermekten kaçınma" (disclaimer of opinion) düzenlemek zorundadır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Sınırlı olumlu görüş, sınırlı güvence sağlanan incelemelerde kullanılır, bağımsız denetimde değil. B) Olumsuz görüş, kanıt eksikliği değil, tespit edilen yanlışlıkların önemli ve yaygın olduğu durumlarda verilir. D) Olumlu görüş, tüm önemli yönlerden doğru ve adil sunumun sağlandığı durumlarda verilir. E) Bu seçenekler, kanıt yetersizliği ve etki yaygınlığı koşullarını karşılamadığı için uygunsuzdur.
Bilinmesi gereken kural: Denetim kısıtı nedeniyle kanıt elde edilememişse ve etki önemli-yaygın ise "görüş vermekten kaçınma"; tespit edilen yanlışlıklar önemli-yaygın ise "olumsuz görüş" verilir.
Soru 28 · 2019/6 · Denetim
Stoklar dışında kalan dönen varlıkların kısa vadeli yabancı kaynaklara bölünmesi sonucunda bulunan oran aşağıdakilerden hangisini ifade etmektedir?
- A)Cari oran
- B)Asit-test oranı
- C)Nakit oranı
- D)Faaliyet oranları
- E)Alacak devir hızı
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. Asit-test oranı, işletmenin nakit ve nakde kolayca dönüştürülebilir varlıklarının kısa vadeli yükümlülükleri karşısındaki likidite durumunu ölçer. Finansal raporlama standartları ve muhasebe prensipleri gereği, stoklar likiditesi en düşük dönen varlık kalemi olduğu için bu oranın hesaplanmasından çıkarılır. Formül; (Nakit + Menkul Kıymetler + Alacaklar) / Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar şeklinde tanımlanır. Bu nedenle stoklar hariç tutulduğunda elde edilen oran asit-test oranını ifade eder.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A şıkkı (Cari oran) stokları da dahil eden tüm dönen varlıkları kullanır. C şıkkı (Nakit oranı) sadece nakit ve nakit benzeri varlıkları dikkate alır. D şıkkı (Faaliyet oranları) genel bir kategori olup spesifik bir likidite oranı değildir. E şıkkı (Alacak devir hızı) bir likidite oranı değil, varlık kullanım verimliliğini gösteren bir etkinlilik oranıdır.
Bilinmesi gereken kural: Asit-test oranı, stokların likidite riski nedeniyle çıkarıldığı, daha sıkı bir likidite ölçüsüdür.
Soru 29 · 2019/6 · Denetim
I. Olumlu görüş II. Görüş vermekten kaçınma III. Sınırlı olumlu görüş IV. Olumsuz görüş Türk Ticaret Kanunu uyarınca yapılan bağımsız denetimlerde, finansal tablolar hakkında “Sınırlı olumlu görüş” içeren bağımsız denetim raporu düzenleyen denetçi, içinde bulunulan şartlara göre “diğer bilgiler”e ilişkin yukarıdaki görüşlerden yalnızca hangisini/hangilerini verebilir?
- A)Yalnız I ve II
- B)Yalnız I ve III
- C)Yalnız II ve IV
- D)Yalnız II, III ve IV
- E)I, II, III ve IV A
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır.
Neden Doğru? Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve Denetim Standartları uyarınca, denetçi finansal tablolarda "sınırlı olumlu görüş" verdiğinde, bu durum finansal tabloların önemli yanlışlık içermediğine dair sınırlı güvence sağlar. Ancak "diğer bilgiler" (yönetim rapor vb.) bağımsız denetim kapsamına girmediği için, denetçi bu bilgilerde bir yanlışlık olup olmadığını kesin olarak tespit edemez. Bu nedenle denetçi, diğer bilgiler konusunda kesin bir "olumlu görüş" (I) veremez. Bunun yerine, bulamadığı bir yanlışlık olmadığını bildiren "görüş vermekten kaçınma" (II), finansal tablolardaki sınırlı güvenceye paralel olarak "sınırlı olumlu görüş" (III) veya tespit edilen önemli bir yanlışlık varsa "olumsuz görüş" (IV) verebilir. Dolayısıyla I hariç diğerleri mümkündür.
Diğer Şıklar Neden Yanlış? A: I şıkkı (olumlu görüş) diğer bilgiler için verilemez. B: I şıkkı (olumlu görüş) diğer bilgiler için verilemez. C: III şıkkı (sınırlı olumlu görüş) diğer bilgiler için verilebilir. E: I şıkkı (olumlu görüş) diğer bilgiler için verilemez.
Bilinmesi gereken kural Denetçi, finansal tablolarda sınırlı görüş verse bile, denetim kapsamı dışında kalan "diğer bilgiler" için kesinlik gerektiren olumlu görüş veremez; sadece sınırlı güvence veya kaçınma ifade edebilir.
Soru 30 · 2019/6 · Denetim
Teklif verilen ücretin düşüklüğü nedeniyle söz konusu işi, uygulamadaki teknik ve mesleki standartlara uygun olarak yürütmenin zor olabileceğini düşünen bir denetçinin, Etik Kurallarda yer alan sırasıyla hangi temel ilkeye karşı hangi tür tehdidin oluşabileceğini düşündüğünü aşağıdakilerden hangisi en iyi ifade eder? Temel İlke Tehdit
- A)Mesleki yeterlik ve özen ilkesi / Kişisel çıkar tehdidi
- B)Tarafsızlık / Taraf tutma tehdidi
- C)Dürüstlük / Yakınlık tehdidi
- D)Tarafsızlık / Kişisel çıkar tehdidi
- E)Mesleki yeterlik ve özen ilkesi / Yakınlık tehdidi
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Düşük ücret, denetçinin işi standartlara uygun şekilde yapamayacağı endişesi yaratır. Bu durum, Mesleki Yeterlik ve Özen ilkesini zedeler. Denetçi, düşük ücret karşılığında kalitesiz çalışma riski alır. Bu risk, denetçinin kendi maddi çıkarını (gelir elde etme) mesleki sorumluluklarının önüne koyması anlamına gelir. Dolayısıyla Kişisel Çıkar tehdidi oluşur. IFAC Etik Kuralları’na göre, düşük ücret, yeterlilik ve özen ilkesiyle ilgili kişisel çıkar tehdidini doğurabilir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: B) Tarafsızlık ve taraf tutma tehdidi, bu senaryoda temel sorun değildir. C) Dürüstlük ve yakınlık tehdidi, düşük ücretin doğrudan yarattığı temel ihlal değildir. D) Tarafsızlık, düşük ücretin öncelikli etkilediği temel ilke değildir. E) Yakınlık tehdidi, aile veya yakın ilişki kaynaklıdır, ücretle doğrudan ilgili değildir.
Bilinmesi gereken kural: Düşük ücret teklifi, denetçinin mesleki standartları yerine getirememesi riskiyle Kişisel Çıkar tehdidi oluşturur.
Soru 31 · 2019/6 · Denetim
Bağımsız Denetim Standardı 240’a göre, hilenin tespit edilmesine ilişkin esas sorumluluk aşağıdakilerden hangisine aittir?
- A)Bağımsız denetim ekibine
- B)Finansal tabloların hazırlayan ilgili birimin yöneticisine
- C)Yönetime ve üst yönetimden sorumlu olanlara
- D)Bağımsız denetçiye
- E)Bağımsız denetim şirketine
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. BDS 240 uyarınca, finansal tablolarda hile kaynaklı önemli yanlış ifade tespit etme sorumluluğu öncelikle yönetime ve üst yönetimden sorumlu olanlara (örneğin denetim komitesi) aittir. Denetçinin görevi, bu sorumluluğu üstlenmek değil, yönetim ve denetim organlarının hesap verebilirliğini sağlamalarına yardımcı olmaktır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Denetim ekibi, hile tespitinde birincil sorumluya değil, denetçiye yardımcı olan bir unsurdur. B) Finansal tabloları hazırlayan birim yöneticileri, genel yönetim sorumluluğunun bir parçasıdır ancak standart sorumluluğu "yönetim" olarak tanımlar. D) Bağımsız denetçi, hile tespitinde birincil sorumluya değil, makul güvence sağlamaya yönelik denetim yapma sorumluluğuna sahiptir. E) Şirket, denetim sürecini yürüten kurumsal varlıktır ancak standart sorumluluğu kişisel ve kurumsal yönetim düzeyinde tanımlar.
Bilinmesi gereken kural: Finansal tablolarda hile tespit etme birincil sorumluluğu her zaman yönetim ve denetim organlarına aittir; denetçi ise bu süreci bağımsız olarak güvence altına almaya çalışır.
Soru 32 · 2019/6 · Denetim
Denetlenen işletmenin stok sayımı, stok miktarının işletmenin kayıtlarında gözükenden daha az olduğunu gösteriyorsa, aşağıda verilen kaydedilmemiş işlemlerden hangisi denetçi tarafından bu durumun sebebi olarak değerlendirilebilir?
- A)Satış iadeleri
- B)Stok satın alma
- C)Tedarikçi erken ödeme indirimleri
- D)Sigorta giderleri
- E)Satışlar
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Satış işlemleri, stok miktarını azaltan bir harekettir. Eğer işletme, gerçekleşen satışları kayıtlarına geçirmemişse (satışların kaydedilmemesi), fiziki stok sayımı ile defter kayıtları arasındaki fark oluşur. Kayıtlarda satış yapılmadığı için stok bakiyesi yüksek gösterilirken, fiziki stok azalmıştır. Bu durum, fiziki stok miktarının kayıtlardan daha az olmasına neden olur.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Satış iadeleri stok miktarını artırır, bu da kayıtlı stoku düşürür. B) Stok satın alma stok miktarını artırır, bu da kayıtlı stoku yükseltir. C) Tedarikçi erken ödeme indirimleri stok maliyetini etkiler ancak stok miktarını doğrudan azaltmaz. D) Sigorta giderleri bir gider kalemidir, stok miktarı ile doğrudan ilişkisi yoktur.
Bilinmesi gereken kural: Satışların kaydedilmemesi, stok miktarının kayıtlardan daha az olmasına neden olan temel kaydedilmemiş işlem türüdür.
Soru 33 · 2019/6 · Denetim
Bağımsız Denetim Yönetmeliğine göre denetçiler çalışma kağıtlarını asgari olarak kaç yıl saklamak mecburiyetindedirler?
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. Bağımsız Denetim Yönetmeliği’nin 17. maddesi uyarınca, bağımsız denetçiler denetim dosyasını (çalışma kağıtlarını) denetim raporunun tarihinden itibaren en az 10 yıl saklamakla yükümlüdür. Bu süre, denetim kalitesinin izlenebilmesi, hukuki sorumlulukların tespiti ve regülasyon denetimleri için hayati önem taşır. Dolayısıyla mevzuatın açık hükmü gereği 10 yıl asgari süredir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir:
- A (1 yıl): Süre, hukuki ve denetim izleri için yetersizdir; yönetmelikte böyle bir hüküm yoktur.
- B (2 yıl): Ticaret Kanunu’ndaki defter saklama süreleriyle karıştırılmamalıdır; denetim dosyası için geçerli değildir.
- C (5 yıl): Genel muhasebe kayıtları için bazen geçerli olabilir ancak bağımsız denetim çalışma kağıtları için asgari süre değildir.
- E (15 yıl): Mevzuatta bu kadar uzun bir zorunluluk öngörülmemiştir; 10 yıl sınır belirlenmiştir.
Bilinmesi gereken kural: Bağımsız denetim çalışma kağıtları, denetim raporunun tarihinden itibaren en az 10 yıl saklanmalıdır.
Soru 34 · 2019/6 · Denetim
I. Mevzuata göre geçerli finansal raporlama çerçevesinin belirlenmesini II. Finansal tabloların belirlenen finansal raporlama çerçevesine uygun olarak hazırlanmasını III. Finansal tablolarda, esas alınan finansal raporlama çerçevesini belirten yeterli bir açıklamanın yer almasını Finansal tabloların yönetim ve -uygun hâllerde- üst yönetimden sorumlu olanlar tarafından hazırlanması yukarıdakilerden hangilerini zorunlu kılar?
- A)Yalnız I
- B)Yalnız II
- C)Yalnız I ve II
- D)Yalnız II ve III
- E)I, II ve III A
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Uluslararası Denetim Standartları (IDS) 200 ve IDS 210 uyarınca, finansal tabloların hazırlanmasından ve adil sunumundan yönetim sorumludur. Bu sorumluluk, sadece tablolara imza atmayı değil, aşağıdaki üç temel unsuru da kapsar:
Öncelikle, mevzuata uygun geçerli bir finansal raporlama çerçevesinin (örneğin TFRS) seçilmesi ve uygulanması (I. madde) yönetiminin temel görevidir. İkinci olarak, seçilen bu çerçeveye sadık kalınarak tabloların hazırlanması (II. madde) doğrudan yönetim sorumluluğundadır. Üçüncü olarak, kullanılan raporlama çerçevesinin tablolar içinde açıkça belirtilmesi ve yeterli dipnot açıklamalarının yapılması (III. madde) de yönetim tarafından yerine getirilmesi gereken zorunluluktur. Denetçi, bu hazırlık sürecini ve yönetim sorumluluklarını kabul etmeden denetime başlayamaz. Dolayısıyla I, II ve III maddelerin tamamı yönetim sorumluluğundadır.
Diğer şıkların yanlış olma nedeni: A, B, C ve D şıkları, yönetim sorumluluğuna dahil olan tüm maddeleri (I, II ve III) kapsamadığı için eksik ve yanlıştır.
Bilinmesi gereken kural: Finansal tabloların hazırlanması, raporlama çerçevesinin seçimi ve yeterli açıklama yapılması tamamen yönetim sorumluluğundadır; denetçi sadece bu hazırlanan tablolara bağımsız görüş bildirir.
Soru 35 · 2019/6 · Denetim
Etik Kurallara göre aşağıdakilerden hangisi mesleki etik ilkelerden değildir?
- A)Dürüstlük
- B)Tarafsızlık
- C)Mesleğe Uygun Davranış
- D)Mesleki Yeterlik ve Özen
- E)Samimiyet
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır.
Neden Doğru? Türk Muhasebe Denetim Etik Standartları (TMDES) 1100 paragrafında tanımlanan beş temel etik ilke şunlardır: Dürüstlük, Tarafsızlık, Mesleki Yeterlik ve Özen, Mesleğe Uygun Davranış ve Gizliliğe Saygı. "Samimiyet" bu standartlarda yer alan resmi bir etik ilke değildir. Dolayısıyla E seçeneği listede bulunmadığı için doğru cevaptır.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- A) Dürüstlük: Standartlarda açıkça belirtilen temel etik ilkelerden biridir.
- B) Tarafsızlık: Objektif karar verme zorunluluğu nedeniyle temel ilkeler arasındadır.
- C) Mesleğe Uygun Davranış: Mesleğin itibarını korumak için zorunlu temel ilkedir.
- D) Mesleki Yeterlik ve Özen: Sürekli mesleki gelişim ve özenli çalışma gerektiren temel ilkedir.
Bilinmesi gereken kural: Bağımsız denetimde etik ilkeler; dürüstlük, tarafsızlık, mesleki yeterlik ve özen, mesleğe uygun davranış ve gizliliğe saygı olmak üzere beş tanedir; samimiyet bunların arasında yer almaz.