Soru 1 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre ana faaliyet konusu yatırım fonlarının kurulması ve yönetimi olan anonim ortaklıklara ne ad verilir?
- A)Destek hizmeti şirketi
- B)Portföy yönetim şirketi
- C)Değerleme kuruluşu
- D)İpotek finansmanı kuruluşu
- E)Varlık kiralama şirketi
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B) Portföy yönetim şirketidir. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 48. maddesi uyarınca, yatırım fonları, emeklilik yatırım fonları ve özel portföy yönetimi hizmetlerini yürütmek üzere kurulan anonim ortaklıklara "portföy yönetim şirketi" denir. Bu şirketler, yatırımcıların sermayesini profesyonel olarak yönetmek ve fonların varlıklarını değerlendirmek için yetkilendirilmiş temel SPK kuruluşlarındandır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Destek hizmeti şirketleri, portföy yönetim şirketlerine aracı kurumlar, bankalar ve değerleme kuruluşları gibi hizmetleri sunan kuruluşlardır, fon yönetimi yapmazlar. C) Değerleme kuruluşları, SPK mevzuatına tabi menkul kıymetlerin ve şirketlerin değerini belirlemekle görevlidir, fon yönetimi yetkileri yoktur. D) İpotek finansmanı kuruluşları, gayrimenkul teminatlı finansman sağlayan özel amaçlı şirketlerdir ve yatırım fonu yönetimiyle ilgilenmezler. E) Varlık kiralama şirketleri, taşınır ve taşınmaz varlıkları kiralamak amacıyla kurulmuş şirketlerdir, portföy yönetimi yapmazlar.
Bilinmesi gereken kural: Yatırım fonlarını kuran ve yöneten anonim ortaklıklar, SPK mevzuatında açıkça "portföy yönetim şirketi" olarak tanımlanmıştır.
Soru 2 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
I. Halka arz edenler II. İhraca aracılık eden lider aracı kurum III. İhraççının yönetim kurulu üyeleri IV. Garantör Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri izahnamede yer alan yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgilerden kaynaklanan zararların ihraççılardan tazmin edilememesi durumunda bu zarardan sorumlu tutulabilecek kişilerdendir?
- A)Yalnız I
- B)Yalnız I ve II
- C)Yalnız I, III ve IV
- D)Yalnız II, III ve IV
- E)I, II, III ve IV
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Sermaye Piyasası Kanunu (SPK) ve ilgili tebliğlere göre, izahnamedeki yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgilerden kaynaklanan zararlarda sorumluluk yükümlülükleri geniş kapsamlıdır. İhraççı (I), halka arz sürecinin ana sorumlusudur. Lider aracı kurum (II), izahnamenin hazırlanma sürecinde denetim ve doğrulama görevi aldığı için sorumlu tutulabilir. İhraççının yönetim kurulu üyeleri (III), şirketin temsilcileri olarak izahnadenin içeriğinden doğrudan sorumludur. Garantör (IV) ise verdiği güvence kapsamında, ihraççının tazminat yükümlülüğünü yerine getirememesi durumunda devreye girer ve zararı karşılamakla yükümlüdür. Dolayısıyla, ihraççının tazmin edememesi durumunda bu yükümlülük sırasıyla veya birlikte söz konusu tüm tarafları ilgilendiren bir sorumluluk zinciri oluşturur.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) Sadece ihraççıyı dahil ettiği için lider aracı kurum, yönetim kurulu ve garantörün sorumluluğunu görmezden gelir. B) Yönetim kurulu üyeleri ve garantörün sorumluluğunu dışarda bırakır. C) Lider aracı kurumun sorumluluğunu eksik gösterir. D) İhraççının birincil sorumluluğunu ve garantörün rolünü yanlış değerlendirir.
Bilinmesi gereken kural: İzahnamedeki hatalardan kaynaklanan zararlarda, ihraççı, lider aracı kurum, yönetim kurulu üyeleri ve garantör dahil tüm ilgili taraflar sorumluluk altına girebilir.
Soru 3 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre yatırımcıların tazmin talebinde bulunma hakkı zamanaşımına ne zaman uğrar?
- A)Tazmin kararının ilanından itibaren 3 ay sonra
- B)Tazmin kararının ilanından itibaren 6 ay sonra
- C)Tazmin kararının ilanından itibaren 1 yıl sonra
- D)Zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl sonra
- E)Zararın öğrenilmesinden itibaren 2 yıl sonra
Çözümü göster — doğru cevap C
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 63. maddesi uyarınca, yatırımcıların tazmin talebinde bulunma hakkı, SPK tarafından verilen tazmin kararının Resmi Gazete’de ilan edildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde kullanılır. Bu süre, hak sahibinin kararın varlığından haberdar olması esasına dayanan nispi değil, kesin bir süredir. Dolayısıyla doğru cevap C şıkkıdır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şunlardır: A) 3 aylık süre mevzuatta bu bağlamda öngörülmemiştir. B) 6 aylık süre de kanunda belirtilen zamanaşımı süresi değildir. D) Zararın öğrenilmesi, bu özel tazmin hakkı için başlangıç noktası değildir; kararın ilanı esas alınır. E) 2 yıllık süre, genel borçlar hukuku veya farklı bir süreç için geçerli olabilir ancak SPK tazmin kararları için 1 yıldır.
Bilinmesi gereken kural: SPK tazmin kararlarının ilanından itibaren hak düşürücü süre 1 yıldır.
Soru 4 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
Sermaye piyasası araçlarının satışı ve kaydileştirilmesine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)İhraç olunan payların bedellerinin tamamen ve nakden ödenmesi şarttır.
- B)Sermaye piyasası araçlarının satış esnasında alıcıya teslimi şarttır.
- C)Kaydi sermaye piyasası araçlarına ilişkin haklar, Yatırımcı Tazmin Merkezi tarafından izlenir.
- D)Sermaye piyasası araçlarının senede bağlanmaksızın elektronik ortamda kayden ihracı esastır.
- E)Kaydi sermaye piyasası araçları, nama veya hamiline yazılı olmalarına bakılmaksızın isme açılmış hesaplarda izlenir.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Soruda "yanlış" olan ifade sorulmaktadır.
C Şıkkı Neden Doğru (Yanlış İfade)? SPK’nın 13/1 maddesi ve ilgili tebliğlere göre, kaydi sermaye araçlarına ilişkin haklar Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından izlenir ve tutulur. Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTMM), iflas durumunda yatırımcıların zararlarını tazmin etmekle yükümlü bir kuruluştur; hakların izlenmesi görevi kendisine ait değildir. Bu nedenle C şıkkındaki ifade mevzuata aykırıdır.
Diğer Şıklar Neden Yanlış Değil (Doğru İfadeler)?
- A): Sermaye piyasası araçlarının ihracında bedelin tamamen ve nakden ödenmesi genel esastır (İstisnalar hariç).
- B): Satış esnasında alıcıya teslim (teslim usulü), işlemin geçerliliği için gerekli bir unsurdur.
- D): Sermaye piyasası mevzuatı, senede bağlanmaksızın elektronik ortamda kayden ihracı esas alır (Kaydi sistem).
- E): Kaydi araçlar, nama veya hamiline yazılı olmalarına bakılmaksızın, isme açılmış hesaplarda izlenir.
Bilinmesi gereken kural: Kaydi sermaye araçlarının hakları MKK tarafından izlenir, YTMM ise tazminat fonu işlevi görür; bu iki kurumun görev alanları karıştırılmamalıdır.
Soru 5 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre "Payları borsada işlem görmeyen anonim ortaklıklar, halka açık ortaklık statüsünü kazandıktan sonra en geç ......... içinde paylarının işlem görmesi için borsaya başvurmak zorundadırlar." cümlesinde boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
- A)3 ay
- B)6 ay
- C)9 ay
- D)1 yıl
- E)2 yıl
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 13. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre, halka açık statüsü kazanan anonim ortaklıklar, bu statüyü elde ettikleri tarihten itibaren en geç iki yıl içinde paylarının borsada işlem görmesi için Borsa’ya başvuru yapmak zorundadırlar. Bu süre, şirketin halka açık olma yükümlülüğü ile piyasa likiditesi arasındaki dengeyi sağlamak amacıyla kanunla belirlenmiş zorunlu bir süredir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) 3 ay, kanunda öngörülen yasal süreyle uyuşmamaktadır. B) 6 ay, halka açık şirketler için tanımlanan başvuru süresi değildir. C) 9 ay, mevzuatta bu süre için bir hüküm bulunmamaktadır. D) 1 yıl, yasal zorunluluk süresinden daha kısa olduğundan hatalıdır.
Bilinmesi gereken kural: Halka açık statüsü kazanan anonim ortaklıklar, bu statüyü aldıktan sonra en geç 2 yıl içinde paylarını borsada işlem görmesi için başvurmak zorundadır.
Soru 6 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre "bir hesap döneminde verilecek toplam kâr payı avansı bir önceki yıla ait dönem kârının ……… aşamaz." cümlesinde boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
- A)1/2'sini
- B)1/3’ünü
- C)1/4'ünü
- D)1/5’ini
- E)2 katını
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 29. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre, bir hesap döneminde verilecek toplam kâr payı avansı, bir önceki yıla ait dönem kârının yarısını (1/2’sini) aşamaz. Bu hüküm, şirketlerin sermaye yapısını korumak ve temettü dağıtımında istikrarlı bir yaklaşım benimsemek amacıyla konulmuştur. Dolayısıyla, boşluğa "1/2'sini" gelmelidir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: B şıkkı, mevzuatta kâr payı avansı için öngörülen yasal üst sınırı ifade etmemektedir. C şıkkı, kanunda belirtilen yasal limitin yarısı oranında olduğundan hatalıdır. D şıkkı, yasal düzenlemeyle bağdaşmayan ve geçersiz bir oran sunmaktadır. E şıkkı ise kâr payı avansının bir önceki yıl kârının iki katını aşabileceğini ima ederek kanuna aykırıdır.
Bilinmesi gereken kural: Kâr payı avansı, bir önceki yılın net kârının %50’sinden fazla olamaz.
Soru 7 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre aşağıdakilerden hangisi halka açık ortaklıkların önemli nitelikteki işlemlerinden değildir?
- A)Faaliyet konusunu tümüyle veya önemli ölçüde değiştirmesi.
- B)Borsa kotundan çıkması.
- C)İmtiyaz öngörmesi.
- D)Kâr payı dağıtması.
- E)Mevcut imtiyazların kapsam veya konusunu değiştirmesi.
Çözümü göster — doğru cevap D
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 15. maddesi, halka açık ortaklıkların "önemli nitelikteki işlemlerini" saymıştır. Bu maddeye göre; faaliyet konusunun değişmesi (A), borsa kotundan çıkma (B), imtiyazlı hisse senedi ihraç etme veya mevcut imtiyazların değiştirilmesi (C ve E) açıkça bu kapsamdadır. Bu işlemler ortakların haklarını ve şirketin yapısını kökten etkilediği için özel izin ve tebliğ gerektirir.
Ancak, kâr payı dağıtması (D), şirketin olağan finansal faaliyetidir ve 15. maddede "önemli nitelikteki işlem" olarak listelenmemiştir. Kâr dağıtımı, genel kurul kararına tabi olsa da, şirketin varlık yapısını veya faaliyet alanını değiştiren özel bir işlem niteliği taşımaz. Dolayısıyla mevzuatın açık hükmüne aykırı olarak D şıkkı bu kapsam dışındadır.
Diğer şıkların yanlışlığı: A, B, C ve E şıkları, 15. maddenin açıkça "önemli nitelikteki işlem" olarak saydığı ve özel izin gerektiren işlemlerdir.
Bilinmesi gereken kural: 6362 sayılı Kanun’un 15. maddesinde sayılanlar (faaliyet değişikliği, kot dışı kalma, imtiyaz işlemleri) önemli nitelikteki iştir; kâr dağıtımı değildir.
Soru 8 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre halka açık ortaklıkların genel kurul toplantılarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Genel kurula katılma ve oy kullanma hakkı, pay sahibinin paylarını herhangi bir kuruluş nezdinde depo etmesi şartına bağlanabilir.
- B)Halka açık ortaklıklar genel kurullarını esas sözleşmede gösterilen şekilde, ortaklığın internet sitesi ve Kamuyu Aydınlatma Platformu ile Sermaye Piyasası Kurulunca belirlenen diğer yerlerde yayımlanan ilanla toplantıya çağırmak zorundadır.
- C)Toplantıya çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az üç hafta önce yapılır.
- D)Halka açık ortaklıkların genel kurullarında gündeme bağlılık ilkesine uyulmaksızın Sermaye Piyasası Kurulunun görüşülmesini veya ortaklara duyurulmasını istediği hususların genel kurul gündemine alınması zorunludur.
- E)Halka açık ortaklıkların genel kurullarında oy kullanma hakkına sahip olanlar, bu haklarını vekil tayin ettikleri kişiler aracılığıyla da kullanabilir.
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. 6362 sayılı SPK’nın 13. maddesi uyarınca, halka açık ortaklıklarda genel kurul toplantılarına katılma ve oy kullanma hakkı, payların herhangi bir kuruluş nezdinde depo edilmesine bağlanamaz. Bu kural, pay sahiplerinin haklarının engellenmemesi ve piyasa etkinliğinin korunması amacıyla getirilmiştir. Dolayısıyla A şıkkındaki "depo etmesi şartına bağlanabilir" ifadesi mevzuata aykırıdır ve yanlıştır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: B) Halka açık ortaklıkların genel kurul çağrıları, esas sözleşmede belirtilen yöntemle birlikte KAP ve internet sitesi üzerinden ilan edilmek zorundadır (Doğru ifade). C) Toplantıya çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç tutulmak kaydıyla, toplantı tarihinden en az üç hafta önce yapılmalıdır (Doğru ifade). D) SPK’nın görüşülmesini istediği hususlar, gündeme bağlılık ilkesine uyulmaksızın genel kurul gündemine alınmak zorundadır (Doğru ifade). E) Oy hakkı, vekil tayin edilerek bu kişiler aracılığıyla da kullanılabilir (Doğru ifade).
Bilinmesi gereken kural: Halka açık ortaklıklarda genel kurul hakkı, payların depo edilmesine bağlanamaz; bu hak doğrudan pay sahiplerine aittir.
Soru 9 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre borsalarda ve teşkilatlanmış diğer pazar yerlerinde işlem gören sermaye piyasası araçlarının teslimi, bedellerinin ödenmesi ve bu işlemlere ilişkin teminat yükümlülüklerinin ifası ile ilgili işlemleri yürüten anonim ortaklık şeklindeki özel hukuk tüzel kişiliğini haiz kuruluş aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Kolektif yatırım kuruluşu
- B)Merkezi takas kuruluşu
- C)Veri depolama kuruluşu
- D)Değerleme kuruluşu
- E)Merkezi saklama kuruluşu
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca, Merkezi Takas Kuruluşu (MKT); borsalarda ve teşkilatlanmış diğer pazar yerlerinde işlem gören sermaye piyasası araçlarının teslimi, bedellerinin ödenmesi ve bu işlemlere ilişkin teminat yükümlülüklerinin ifası gibi merkezileştirilmiş işlemleri yürütmekle yükümlüdür. MKT, bu görevleri yerine getirmek için anonim ortaklık şeklinde kurulmuş özel hukuk tüzel kişiliğidir. Dolayısıyla soruda tanımlanan görevler doğrudan MKT’nin yetki alanına girer.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Kolektif yatırım kuruluşları, halktan toplanan fonları çeşitli sermaye piyasası araçlarına yatıran ve bu amaçla kurulan ortaklıklardır; teslim ve ödemeleri yürütmezler. C) Veri depolama kuruluşları, sermaye piyasası faaliyetlerine ilişkin verileri güvenli bir şekilde saklayan ve sunan kuruluşlardır; işlem teslimatı yapmazlar. D) Değerleme kuruluşları, sermaye piyasası araçlarının veya şirketlerin değerini belirleyen bağımsız kuruluşlardır; ödeme ve teslimat işlemi yürütmezler. E) Merkezi Saklama Kuruluşu (MSK), menkul kıymetlerin saklanması, devri ve kayıtlarının tutulması ile ilgilenir; ancak bedel ödemeleri ve teminat ifası gibi finansal setlement işlevleri MKT’ye aittir.
Bilinmesi gereken kural: Merkezi Takas Kuruluşu (MKT), işlem teslimi, bedel ödemesi ve teminat işlemlerini yürüten tek yetkili kuruluştur.
Soru 10 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kayıtlı sermaye sistemine ilişkin aşağıda yer alan bilgilerden hangisi doğrudur?
- A)Kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kuruluna sermayeyi artırma yetkisi genel kurul tarafından en çok 3 (üç) yıl süre ile verilebilir.
- B)Sermayeyi artırmak için yönetim kuruluna verilen yetki süresi azami 2 (iki) yıllık dönemler itibarıyla genel kurul kararıyla uzatılabilir.
- C)Kayıtlı sermaye sisteminde, çıkarılan paylar tamamen satılarak bedelleri ödenmedikçe veya satılamayan paylar iptal edilmedikçe yeni pay çıkarılamaz.
- D)Kayıtlı sermaye sisteminde bulunan halka açık ortaklıklar tarafından pay ile değiştirilebilir tahvil veya paya dönüştürülebilir bir türev araç çıkarılması hâlinde değiştirme veya dönüştürme sonucunda verilecek paylar ile ortaklığın çıkarılmış sermayesinin toplamı kayıtlı sermayeyi aşabilir.
- E)Yönetim kurulu, esas sözleşme ile yetkili kılınmaksızın, imtiyazlı veya nominal değerinin üzerinde veya altında pay çıkarılması, pay sahiplerinin yeni pay alma haklarının sınırlandırılması konularında karar alabilir.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 38. maddesi uyarınca, kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulu, genel kuruldan aldığı yetki ile pay çıkarabilir. Ancak bu sistemin temel prensibi, ortaklığın çıkarılmış sermayesinin asla kayıtlı sermayi tavanını aşmamasıdır. Dolayısıyla, daha önce çıkarılan ve bedeli ödenmemiş paylar tamamen satılıncaya veya bedeli ödenmeyen/çıkarılamayan paylar iptal edilmedikçe, yeni pay çıkarılması mümkün değildir. Bu kural, sermaye taahhütlerinin fiilen karşılanmasını ve tavanın korunmasını sağlar.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Yönetim kuruluna verilen yetki süresi en çok 3 yıl değil, 5 yıldır. B) Yetki süresi 2 yıllık dönemler itibarıyla uzatılamaz; genel kurul kararı ile 5 yılı geçmemek kaydıyla verilir. D) Halka açık ortaklıklar dahil olmak üzere, dönüşüm sonucunda toplam sermaye asla kayıtlı sermayi tavanını aşamaz. E) İmtiyazlı pay çıkarma veya yeni pay alma haklarının sınırlandırılması gibi hususlar, esas sözleşmede açıkça yetki verilmedikçe yönetim kurulunun takdir yetkisine girmez; genel kurul onayı gerekir.
Bilinmesi gereken kural: Kayıtlı sermaye sisteminde, bedeli ödenmemiş paylar satılana veya iptal edilene kadar yeni pay çıkarılamaz; böylece çıkarılmış sermaye asla kayıtlı sermayi tavanını geçemez.
Soru 11 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre faaliyette bulunabilecek sermaye piyasası kurumlarından değildir?
- A)Merkezi takas kuruluşları
- B)Varlık kiralama şirketleri
- C)Portföy yönetim şirketleri
- D)Reasürans şirketleri
- E)İpotek finansmanı kuruluşları
Çözümü göster — doğru cevap D
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SPK Kanunu)’nun 9. maddesi, sermaye piyasası kurumlarını açıkça sayar. Bu maddeye göre; menkul kıymet acenteleri, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, portföy danışmanlık şirketleri, merkezî kayıt ve saklama kuruluşları, menkul kıymetler borsaları, merkezi takas kuruluşları, menkul kıymetler yatırım fonları yöneticileri, varlık kiralama şirketleri, ipotek finansmanı kuruluşları ve menkul kıymetler değerleme şirketleri faaliyet gösterebilir.
Doğru cevap D şıkkıdır. Reasürans şirketleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu kapsamında Sigorta ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SDDK) denetimindedir. SPK Kanunu’nun 9. maddesinde reasürans şirketlerine yer verilmediği için sermaye piyasası kurumu statüsünde değildirler.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri:
- A: Merkezi takas kuruluşları, SPK Kanunu’nun 9. maddesinde açıkça sayılan sermaye piyasası kurumlarındandır.
- B: Varlık kiralama şirketleri, SPK Kanunu’nun 9. maddesinde yer alan sermaye piyasası kurumlarındandır.
- C: Portföy yönetim şirketleri, SPK Kanunu’nun 9. maddesinde açıkça belirtilen sermaye piyasası kurumlarındandır.
- E: İpotek finansmanı kuruluşları, SPK Kanunu’nun 9. maddesinde sayılan sermaye piyasası kurumlarındandır.
Bilinmesi gereken kural: Reasürans şirketleri sigorta sektörüne mensuptur ve SPK Kanunu kapsamında sermaye piyasası kurumu olarak tanımlanmaz.
Soru 12 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda düzenlenen sermaye piyasası suçlarından değildir?
- A)Piyasa dolandırıcılığı
- B)Bilgi suistimali
- C)Denetimin engellenmesi
- D)Zimmet
- E)Finansal tablo ve raporlarda usulsüzlük
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun (SPK Kanunu) 106. maddesi, sermaye piyasası suçlarını açıkça saymıştır. Bu madde kapsamında; piyasa dolandırıcılığı (A), bilgi suistimali (B), denetimin engellenmesi (C) ve finansal tablo/raporlarda usulsüzlük (E) açıkça suç olarak tanımlanmıştır. Ancak "zimmet", Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen genel bir suç türüdür ve SPK Kanunu’nda sermaye piyasasına özgü bir suç olarak düzenlenmemiştir. Dolayısıyla, diğer şıklar SPK’nın özel düzenlemelerine girerken, zimmet genel ceza hukuku kapsamında kalır ve bu sorunun doğru cevabıdır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) Piyasa dolandırıcılığı, SPK Kanunu 106/1-a maddesiyle açıkça suç sayılmıştır. B) Bilgi suistimali, SPK Kanunu 106/1-b maddesiyle açıkça suç sayılmıştır. C) Denetimin engellenmesi, SPK Kanunu 106/1-c maddesiyle açıkça suç sayılmıştır. E) Finansal tablo ve raporlarda usulsüzlük, SPK Kanunu 106/1-d maddesiyle açıkça suç sayılmıştır.
Bilinmesi gereken kural: SPK Kanunu’nda düzenlenen suçlar, genel ceza hukuku suçlarından farklı olarak piyasa bütünlüğüne yönelik özel suçlardır; zimmet gibi genel suçlar bu kapsamda yer almaz.
Soru 13 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre yatırım fonları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Yatırım fonlarının kuruluş izni alabilmesi için, kurucunun portföy saklama hizmetini yürütmek üzere Sermaye Piyasası Kurulunca yetkilendirilmiş bir kuruluş ile anlaşmış olması ve fon iç tüzüğünün Sermaye Piyasası Kurulunca onaylanması gereklidir.
- B)Fon mal varlığı, kamu alacaklarının tahsili amacıyla haczedilebilir veya üzerine ihtiyati tedbir konulabilir.
- C)Fonun mal varlığı, portföy yönetim şirketi ve portföy saklama hizmetini yürütecek kuruluşun mal varlığından ayrıdır.
- D)Fon mal varlığı, fon hesabına olması ve fon iç tüzüğünde hüküm bulunması şartıyla kredi almak, türev araç işlemleri, açığa satış işlemleri veya fon adına taraf olunan benzer nitelikteki işlemlerde bulunmak haricinde teminat gösterilemez ve rehnedilemez.
- E)Fon mal varlığının tasfiyesi durumunda yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabilir.
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. 6362 sayılı SPK’nın 46. maddesi uyarınca, yatırım fonlarının mal varlığı, fonun amaçları dışında kullanılamaz, haczedilemez, ihtiyati tedbire konu olamaz ve rehin verilemez. Bu kural, fon yatırımcılarının haklarını korumak için getirilmiş temel bir güvenlik tedbiridir. Dolayısıyla B şıkkındaki "haczedilebilir" ifadesi mevzuata aykırıdır ve yanlıştır.
Diğer şıkların analizi şöyledir: A şıkkı doğrudur çünkü fon kuruluşunda yetkili portföy saklama kuruluşu ile anlaşma ve iç tüzük onayı zorunludur. C şıkkı doğrudur; fon varlıkları, yönetim ve saklama şirketlerinin kendi varlıklarından kesinlikle ayrıdır (ayrıcalık ilkesi). D şıkkı doğrudur; fon varlıkları, fon iç tüzüğünde izin verilen kısıtlı istisnalar (kredi, türev vb.) haricinde teminat veya rehin olarak verilemez. E şıkkı doğrudur; fon tasfiye edildiğinde artan varlık yalnızca katılma payı sahiplerine dağıtılır.
Bilinmesi gereken kural: Yatırım fonu mal varlığı, üçüncü kişilerin alacakları nedeniyle haczedilemez, tedbire konu olamaz ve rehin verilemez; bu varlıklar yalnızca fonun amaçları ve katılma payı sahipleri için kullanılır.
Soru 14 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre değişken sermayeli yatırım ortaklıklarına ilişkin aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Değişken sermayeli yatırım ortaklıklarında kurucu paylarının kuruluştan sonra devri veya itfası söz konusu olamaz.
- B)Değişken sermayeli yatırım ortaklıklarının sermayesi her zaman, varlıkların toplamından borçların toplamının düşülmesi suretiyle bulunan net aktif değerine eşittir.
- C)Değişken sermayeli yatırım ortaklıklarının paylarının itibari değeri bulunmaz.
- D)Yatırım ortaklıkları, değişken sermayeli yatırım ortaklıklarına dönüşebilirler.
- E)Değişken sermayeli yatırım ortaklıkları, pay sahibinin talebi üzerine payları itfa etmek ve ortaklık sermayesinde buna karşılık gelen pay bedelini geri ödemekle yükümlüdür.
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. SPK mevzuatına göre değişken sermayeli yatırım ortaklıklarında, pay sahiplerinin talebi üzerine payların itfası ve sermayeden çıkış yapılması mümkündür. Dolayısıyla "devri veya itfası söz konusu olamaz" ifadesi tamamen yanlıştır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu (yani doğru ifadeler) şöyledir: B şıkkı doğrudur; çünkü değişken sermayeli yapıda sermaye, net aktif değere (varlıklar - borçlar) eşitlenir ve bu değer sürekli değişir. C şıkkı doğrudur; itibari değer yerine nominal değer veya pay başına düşen net aktif değeri esas alınır, sabit bir itibari değer yoktur. D şıkkı doğrudur; sabit sermayeli yatırım ortaklıkları, SPK izniyle değişken sermayeli yapıya dönüşebilir. E şıkkı doğrudur; bu yapıların temel özelliği, pay sahibinin talebi üzerine payı itfa edip bedelini ödemek zorunda olmasıdır.
Bilinmesi gereken kural: Değişken sermayeli yatırım ortaklıklarında paylar itfa edilebilir ve sermaye, net aktif değere eşit olup değişkendir; sabit sermayeli ortaklıklardan farklı olarak pay başına düşen değer sürekli güncellenir.
Soru 15 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
I. Portföy yöneticiliği II. Yatırım danışmanlığı III. Sermaye piyasası araçlarının müşteri namına saklanması ve yönetimi ile portföy saklanması IV. Çok taraflı alım satım sistemlerinin ve borsa dışı diğer teşkilatlanmış pazar yerlerinin işletilmesi Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamına giren yatırım hizmetleri ve faaliyetlerindendir?
- A)Yalnız I
- B)Yalnız I ve II
- C)Yalnız III ve IV
- D)Yalnız II, III ve IV
- E)I, II, III ve IV
Çözümü göster — doğru cevap E
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun (SPK Kanunu) 10. maddesi, yatırım hizmetleri ve faaliyetlerini açıkça saymıştır. Bu maddeye göre; portföy yöneticiliği (I), yatırım danışmanlığı (II) ve sermaye piyasası araçlarının müşteri namına saklanması ile portföy saklanması (III) doğrudan yatırım hizmetleri ve faaliyetleri kapsamındadır. Ayrıca, Kanun’un 11. maddesi ve ilgili düzenlemeler, çok taraflı alım satım sistemlerinin (MTF) ve borsa dışı teşkilatlanmış pazar yerlerinin işletilmesini de piyasa altyapısı faaliyetleri olarak düzenler ve bu faaliyetler SPK Kanunu’nun genel kapsamına dahildir. Dolayısıyla, sıralanan dört faaliyet de Kanun’un kapsama girer.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) I, II, III ve IV dahil olduğu için yalnız I yanlıştır. B) III ve IV de dahil olduğu için eksik saymaktadır. C) I ve II dahil olduğu için eksik saymaktadır. D) I dahil olduğu için eksik saymaktadır.
Bilinmesi gereken kural: SPK Kanunu’nun 10. maddesi portföy yönetimi, danışmanlık ve saklama hizmetlerini; 11. maddesi ise alım satım sistemlerinin işletilmesini kapsayacak şekilde yatırım hizmetleri ve piyasa faaliyetlerini tanımlar.
Soru 16 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi 5411 sayılı Bankacılık Kanunu hükümlerine tabi değildir?
- A)Katılım Bankaları
- B)Kalkınma ve Yatırım Bankaları
- C)Finansal Holding Şirketleri
- D)Mevduat Kabul Eden Bankalar
- E)Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri
Çözümü göster — doğru cevap E
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 4. maddesi, kanunun kapsamına giren kurumları açıkça sayar. Bu kapsam; katılım bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları, finansal holding şirketleri ve mevduat kabul eden bankaları içerir. Dolayısıyla A, B, C ve D şıkları doğrudan kanunun hükümlerine tabidir.
Ancak E şıkkındaki "Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri", 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na tabi değildir. Bu şirketler, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Hakkında Kanun ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) düzenlemeleri kapsamında faaliyet gösterirler. Bankacılık kanunu, "banka" tanımına uyan ve mevduat kabul eden veya kredi kullandıran kurumları düzenlerken, finansal kiralama ve faktoring gibi özel finansman araçlarını kullanan şirketler farklı bir yasal çerçevede denetlenir.
Diğer şıkların yanlış olma nedeni: A) Katılım bankaları, 5411 sayılı kanunun 4. maddesi uyarınca bankacılık faaliyetleri yürüten kurumlar arasında sayılır. B) Kalkınma ve yatırım bankaları, özel amaçlı bankalar olarak kanunun kapsamına girer. C) Finansal holding şirketleri, bankacılık grubu içinde yer aldığı için kanuna tabidir. D) Mevduat kabul eden bankalar, kanunun temel düzenleme alanıdır.
Bilinmesi gereken kural: Finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri bankacılık kanununa değil, 6361 sayılı kanuna ve SPK mevzuatına tabidir.
Soru 17 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na göre aşağıdakilerden hangisi Mevduat Bankalarının gerçekleştirebileceği faaliyetler arasında yer almaz?
- A)Gayrinakdi kredi verme
- B)Saklama Hizmetleri
- C)Kıymetli maden ve taşların alımı, satımı
- D)Sermaye piyasası araçlarının ihraç veya halka arz yoluyla satışına aracılık işlemleri
- E)Finansal kiralama işlemleri
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 11. maddesi, Mevduat Bankalarının yapabileceği faaliyetleri sayar. Bu madde kapsamında bankalar; gayri nakdi kredi verme (A), saklama hizmetleri (B), kıymetli maden ve taş alım/satımı (C) ve sermaye piyasası araçlarına aracılık (D) gibi işlemleri gerçekleştirebilir. Ancak, finansal kiralama faaliyetleri (E) 5411 sayılı Kanun’un 11. maddesinde Mevduat Bankaları için izin verilen faaliyetler arasında yer almaz. Finansal kiralama, genellikle 6361 sayılı Finansal Kiralama Kanunu kapsamında faaliyet gösteren özel finansal kiralama şirketlerinin yetki alanıdır. Bankaların bu işi yapması için ayrıca "finansal kiralama şirketi" unvanı alması veya ilgili izni bulunması gerekir; doğrudan mevduat bankası statüsüyle bu faaliyeti yürütemezler.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri:
- A: Kanun’un 11. maddesi açıkça gayri nakdi kredi vermeyi izin verilen faaliyetler arasında sayar.
- B: Kanun’un 11. maddesi, bankaların saklama hizmetleri sunmasını açıkça öngörür.
- C: Kanun’un 11. maddesi, kıymetli maden ve taşların alım ve satımını izin verilen faaliyetler arasında sayar.
- D: Kanun’un 11. maddesi, sermaye piyasası araçlarının ihraç veya halka arzına aracılığı izin verilen faaliyetler arasında sayar.
Bilinmesi gereken kural: Mevduat bankaları, 5411 sayılı Kanun’un 11. maddesinde sayılan faaliyetleri yapabilir; finansal kiralama bu listede yer almadığı için doğrudan yetki alanı dışındadır.
Soru 18 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
5411 sayılı Kanun ve diğer mevzuat ile verilen yetkiler çerçevesinde tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla, mevduatın ve katılım fonlarının sigorta edilmesi, Fon bankalarının yönetilmesi, malî bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi, satışı, tasfiyesi, Fon alacaklarının takip ve tahsili işlemlerinin yürütülmesi ve sonuçlandırılması, Fon varlık ve kaynaklarının idare edilmesi ve Kanunla verilen diğer görevlerin ifası için kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip olarak görev yapan Kuruluş aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu
- B)Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu
- C)Merkez Bankası
- D)Varlık Fonu
- E)Türkiye Bankalar Birliği
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 70. maddesi uyarınca, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF); mevduat ve katılım fonlarının sigortalanması, bankaların yeniden yapılandırılması, tasfiyesi, devri ve varlık yönetimi gibi görevleri yürütmek üzere kamu tüzel kişiliğine sahip, idari ve mali özerkliğe sahip bir kuruluştur. Soruda geçen "tasarruf sahiplerinin korunması", "mevduatın sigortalanması" ve "bankaların yeniden yapılandırılması/tasfiyesi" ifadeleri, TMSF’nin yasal görev tanımıyla birebir örtüşmektedir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: B şıkkı (BDDK) düzenleyici ve denetleyici kuruluştur, bankaların tasfiyesini yürütmez. C şıkkı (Merkez Bankası) para politikası ve banknot ihraç sorumluluğundadır, tasarruf sigortası yapmaz. D şıkkı (Varlık Fonu) devlet iştiraklerini yönetir, bankacılık sigortası görevi yoktur. E şıkkı (TBB) bir meslek odasıdır, kamu tüzel kişiliği veya tasfiye yetkisi bulunmaz.
Bilinmesi gereken kural: TMSF, bankacılık sistemindeki krizlerde tasarruf sahiplerini korumak ve sorunlu bankaları yeniden yapılandırmak veya tasfiye etmekle görevli, idari ve mali özerkliğe sahip kamu kuruluşudur.
Soru 19 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na göre Türkiye’de kurulacak bir bankada aranan kuruluş şartları arasında yer almaz?
- A)Hisse senetlerinin nakit karşılığı çıkarılması ve tamamının hamiline yazılı olması.
- B)Kurumun etkin denetimini engellemeyecek şeffaf ve açık bir ortaklık yapısı ve organizasyon şemasına sahip olması.
- C)Bankaların kurucu ortaklarının; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre müflis olmaması, konkordato ilân etmiş olmaması, uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma başvurusunun tasdik edilmiş olmaması ya da hakkında iflasın ertelenmesi kararı verilmiş olmaması.
- D)Öngörülen faaliyet konularına ait iş plânlarını, kuruluşun malî yapısı ile ilgili projeksiyonlarını sermaye yeterliliğini de içerecek şekilde, ilk üç yıl için bütçe plânını ve yapısal örgütlenmesini gösteren bir faaliyet programını iç kontrol, risk yönetimi ve iç denetim sistemi de dahil olmak üzere ibraz edilmesi.
- E)Bankaların kurucu ortaklarının gerekli malî güç ve itibara sahip bulunması.
Çözümü göster — doğru cevap A
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 10. maddesi, banka kuruluş şartlarını düzenler. A şıkkı yanlıştır çünkü kanun, hisse senetlerinin tamamının hamiline yazılı olmasını aramaz. Aksine, bankaların hisse senetleri isimli olmak zorundadır. Bu kural, bankacılık sistemindeki şeffaflığı ve sorumluluğu sağlamak için esastır. Hamiline yazılı senetler, kimliğin belirlenmesini zorlaştıracağı için bankacılıkta kabul edilmez.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: B) Şeffaf ortaklık yapısı, etkin denetim için zorunludur (Kanun m. 10/1-b). C) Kurucu ortakların iflas veya konkordato gibi mali krizlerde olmaması, itibar ve mali güç şartının bir parçasıdır (Kanun m. 10/1-c ve d). D) Faaliyet programı, iç kontrol ve risk yönetimi sistemlerinin ibrazı, sürdürülebilirlik için zorunludur (Kanun m. 10/1-e). E) Kurucu ortakların yeterli mali güç ve itibara sahip olması, bankanın istikrarı için temel şarttır (Kanun m. 10/1-d).
Bilinmesi gereken kural: Banka hisse senetleri her zaman isimli olmak zorundadır; hamiline yazılı senet bankacılıkta yasaktır.
Soru 20 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na göre aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Bankaların ana sözleşme değişikliklerinde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun uygun görüşü aranır.
- B)Bankaların sermaye artırımlarının, her türlü muvazaadan âri olarak, ilgili mevzuatla ilâve edilmesine izin verilen kaynaklar hariç, iç kaynaklara başvurulmadan nakden ödenmesi şarttır.
- C)Bankaların faaliyetlerine son vermeleri ve tasfiyeleri Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun iznine ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun denetimine tâbidir.
- D)Bankalar ana sözleşmelerini güncel olarak internet sayfalarında yayınlar.
- E)Bir kişinin, bir bankada doğrudan veya dolaylı pay sahipliği yoluyla sermayenin yüzde beşini temsil eden payları edinmesi Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun iznine tâbidir.
Çözümü göster — doğru cevap E
Soruda iki farklı mevzuat sorusu iç içe geçmiş görünse de, başlık ve şıklar 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na aittir. Sorunun asıl odağı E şıkkındaki yüzde beş eşiğidir.
Doğru Cevap Neden E? 5411 sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca, bir kişinin bir bankada doğrudan veya dolaylı olarak sermayenin yüzde on ve üzerini temsil eden payları edinmesi, bu payların artırılması veya azaltılması Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun (BDDK) iznine tabidir. E şıkkında belirtilen "yüzde beş" sınırı kanunda yer almaz; bu nedenle ifade yanlıştır.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- A) Doğrudur; ana sözleşme değişikliklerinde BDDK’nın uygun görüşü aranır (Kanun md. 12).
- B) Doğrudur; sermaye artırımları nakden ve iç kaynaklar hariç ödenmelidir (Kanun md. 14).
- C) Doğrudur; tasfiye ve faaliyet sonu BDDK izni ve denetimine tabidir (Kanun md. 68).
- D) Doğrudur; bankalar ana sözleşmelerini internet sitelerinde yayınlamak zorundadır (Kanun md. 12).
Bilinmesi gereken kural Banka sermaye payı edinimlerinde BDDK izni için kritik eşik yüzde 10’dur, yüzde 5 değildir.
Soru 21 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
I. Genel bilgileri ihtiva edecek sunuş bölümü. II. Yönetime ve kurumsal yönetim uygulamalarına ilişkin bilgilerin yer alacağı ikinci bölüm. III. Finansal bilgilerin ve risk yönetimine ilişkin değerlendirmelerin verileceği üçüncü bölüm. IV. Finansal tabloların ve bağımsız denetçilerin görüşlerinin yer alacağı dördüncü bölüm Yukarıdakilerden hangisi veya hangileri “Bankalarca Yıllık Faaliyet Raporunun Hazırlanmasına ve Yayımlanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” düzenlemelerine göre Yıllık Faaliyet Raporunda bulunması gereken bölümlerden değildir?
- A)Yalnız II
- B)Yalnız IV
- C)Yalnız II ve III
- D)Yalnız II ve IV
- E)Yalnız II, III ve IV
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. Bankacılık sektöründe yıllık faaliyet raporları, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) düzenlemelerine tabi değildir; bunun yerine Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından çıkarılan ilgili yönetmelik hükümlerine uyulur. Bu yönetmeliğe göre faaliyet raporu; genel sunuş, yönetime ve kurumsal yönetim, finansal bilgiler ve risk yönetimi bölümlerinden oluşur. Ancak "Finansal tabloların ve bağımsız denetçilerin görüşlerinin yer alacağı dördüncü bölüm" ifadesi, SPK mevzuatındaki yıllık faaliyet raporu yapısını yansıtır. Bankacılık faaliyet raporlarında bağımsız denetçi raporu ve finansal tablolar genellikle raporun kendisinden ayrı bir paket veya ek olarak sunulur veya raporun içindeki finansal bilgiler kısmında özetlenir, ancak SPK’daki gibi "dördüncü bölüm" başlığı altında bağımsız denetçi görüşü ayrı bir bölüm olarak zorunlu kılınmaz. Dolayısıyla IV. madde bankacılık mevzuatına göre faaliyet raporunun ayrı bir bölümü değildir.
Diğer şıkların yanlışlığı: A) II. bölüm (Yönetim ve kurumsal yönetim) bankacılık raporunda bulunur. C) II ve III. bölümler bankacılık raporunda bulunur. D) II. bölüm bulunurken IV. bölüm bulunmaz. E) II ve III. bölümler bulunur.
Bilinmesi gereken kural: Bankacılık sektöründe yıllık faaliyet raporu hazırlanırken SPK mevzuatındaki bölüm yapısı değil, BDDK yönetmeliğindeki yapı esas alınır; bağımsız denetçi raporu ayrı bir bölüm değildir.
Soru 22 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na göre bankaların denetim komitesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Denetim komitesi üyeleri icraî görevi bulunmayan yönetim kurulu üyeleri arasından seçilir ve en az iki üyeden oluşur.
- B)Yönetim kurulu adına bankanın iç kontrol, risk yönetimi ve iç denetim sistemlerinin etkinliğini ve yeterliliğini, bu sistemler ile muhasebe ve raporlama sistemlerinin bu Kanun ve ilgili düzenlemeler çerçevesinde işleyişini ve üretilen bilgilerin bütünlüğünü gözetmek, denetim komitesinin görev ve sorumlulukları arasındadır.
- C)Denetim komitesi, bir yılı aşmamak kaydıyla icra ettiği faaliyetlerin sonuçları ile bankada alınması gereken önlemlere, yapılmasına ihtiyaç duyulan uygulamalara ve bankanın faaliyetlerinin güven içinde sürdürülmesi bakımından önemli gördüğü diğer hususlara ilişkin görüşlerini yönetim kuruluna bildirmekle yükümlüdür.
- D)Bağımsız denetim kuruluşlarının yönetim kurulu tarafından seçilmesinde gerekli ön değerlendirmeleri yapmak, yönetim kurulu tarafından seçilen bağımsız denetim kuruluşlarının faaliyetlerini düzenli olarak izlemek denetim komitesinin görev ve sorumlulukları arasındadır.
- E)Denetim komitesi, bankanın tüm birimlerinden, anlaşmalı destek hizmeti kuruluşları ve bağımsız denetim kuruluşlarından bilgi ve belge almaya yetkilidir.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca, denetim komitesi yönetim kuruluna en az üç ayda bir rapor vermekle yükümlüdür. C şıkkındaki "bir yılı aşmamak kaydıyla" ifadesi yasal zorunluluk olan üç aylık raporlama sıklığıyla çeliştiği için yanlıştır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Kanun, komitenin icraî görevi olmayan üyelerden ve en az iki kişiden oluşmasını şart koştuğu için doğrudur. B) İç kontrol, risk yönetimi ve raporlama bütünlüğünün gözetilmesi kanunen tanımlanan temel görevlerdendir. D) Bağımsız denetçi seçimi ve izlenmesi, denetim komitesinin yasal yetki ve sorumlulukları arasındadır. E) Bankanın tüm birimlerinden ve dış paydaşlardan bilgi alma yetkisi, etkin denetim için kanunen verilmiştir.
Bilinmesi gereken kural: Denetim komitesi, yönetim kuruluna en az üç ayda bir rapor vermek zorundadır; bir yıllık aralık yasal değildir.
Soru 23 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
5411 sayılı Bankacılık Kanununa göre bankaların sermaye yeterliliği oranı en az yüzde kaç olmalıdır?
- A)% 8
- B)% 10
- C)% 12
- D)% 15
- E)% 20
Çözümü göster — doğru cevap A
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca, bankaların özkaynaklarının risk ağırlıklı varlıklarına oranı (sermaye yeterliliği oranı) en az yüzde 8 olmalıdır. Bu oran, Basel II ve III çerçevesindeki uluslararası standartlara uyum sağlamak amacıyla kanunla belirlenmiş zorunlu bir asgari sınırdır. Dolayısıyla A şıkkı mevzuata tam uygunluk gösterir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: B şıkkı (%10), yasal asgari sınırın üzerinde bir oran olup zorunlu minimum değildir. C şıkkı (%12), bazı özel durumlar veya ek sermaye gereklilikleri için geçerli olabilir ancak genel asgari sınır değildir. D şıkkı (%15) ve E şıkkı (%20) ise bankaların kendi iç politikaları veya sistematik önemi yüksek bankalar için uygulanabilecek daha yüksek, ancak kanunen genel asgari zorunluluk olmayan oranlardır.
Bilinmesi gereken kural: 5411 sayılı Kanun’a göre bankalar için yasal asgari sermaye yeterliliği oranı sabit olarak %8’dir.
Soru 24 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi 5411 sayılı Bankacılık Kanununa göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun yaptığı denetimler neticesinde ortaya çıkan tespitlerle ilgili olarak bankaların önlem almasını gerektiren hâllerden biri değildir?
- A)Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun aldığı kararlara aykırı nitelikte karar, işlem ve uygulamalarının bulunması.
- B)İç denetim, iç kontrol ve risk yönetim sistemlerini kurmaması.
- C)Yönetiminin basiretsizliği nedeniyle 5411 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat ile tanımlanmış risklerin önemli ölçüde artması.
- D)Kredi devir hızının sektör ortalamasının üzerinde olması.
- E)Özkaynaklarının sermaye yeterliliğine ilişkin düzenlemelere göre yetersiz olması.
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 13. maddesi, BDDK’nın denetim sonuçlarına göre bankalardan önlem alınmasını gerektiren halleri sayar. Bu maddede; kanun ve kararlara aykırılık (A şıkkı), iç kontrol/risk yönetim sistemlerinin kurulmaması (B şıkkı), yönetimin basiretsizliği nedeniyle risklerin artması (C şıkkı) ve özkaynakların yetersizliği (E şıkkı) açıkça "önlem alınmasını gerektiren haller" arasında yer alır. Ancak kredi devir hızının sektör ortalamasının üzerinde olması, doğrudan bir mevzuat ihlali veya sistematik bir risk göstergesi olarak bu madde kapsamında değerlendirilmez. Kredi devir hızı, bankanın likidite ve varlık yönetimiyle ilgili bir göstergedir; ancak tek başına, kanuna aykırılık veya yetersiz sermaye gibi doğrudan müdahale gerektiren bir "tespit" olarak 13. maddede yer almaz. Bu nedenle D şıkkı, önlem alınmasını gerektiren hallerden biri değildir.
Bilinmesi gereken kural: 5411 sayılı Kanun’un 13. maddesinde sayılan haller, bankaların mevzuata uyumsuzluğu, iç kontrol eksikliği veya sermaye yetersizliği gibi doğrudan regülasyon ihlalleri ile sınırlıdır; piyasa odaklı performans göstergeleri (kredi devir hızı vb.) bu kapsamda değildir.
Soru 25 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
5684 sayılı Sigortacılık Kanununa göre sigortacılık tekniği ile buna ilişkin yatırım, finansman ve demografi konularında olasılık ve istatistik teorilerini uygulayarak, yasal düzenlemelere uygun prim, karşılık ve kâr paylarını hesaplayan, tarife ve teknik esasları hazırlayan kişiye ne ad verilir?
- A)Broker
- B)Aktüer
- C)Komisyoncu
- D)Sigorta eksperi
- E)Sigorta raportörü
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na göre, sigortacılık tekniği ile buna ilişkin yatırım, finansman ve demografi konularında olasılık ve istatistik teorilerini uygulayarak yasal düzenlemelere uygun prim, karşılık ve kâr paylarını hesaplayan, tarife ve teknik esasları hazırlayan kişiye Aktüer denir. Bu tanım, aktüerlerin temel görev alanlarını ve yetki alanlarını net bir şekilde ortaya koyar.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Broker, sigorta aracı olarak tarafları birleştiren kişidir. C) Komisyoncu, sigorta poliçeleri aracılığıyla komisyon alan kişidir. D) Sigorta eksperi, hasar tespit ve tazminat hesaplaması yapan uzmandır. E) Sigorta raportörü, hasar tespit raporlarını hazırlayan kişidir.
Bilinmesi gereken kural: Aktüer, sigorta şirketlerinin finansal sağlamlığını sağlamak için riskleri istatistiksel olarak modelleyen ve prim/karşılık hesaplayan teknik uzmandır.
Bu soru, sigortacılık sektöründeki farklı uzmanlık alanlarını ayırt etme becerisini ölçer. Aktüerlik, sigortacılığın matematiksel ve istatistiksel temelini oluşturur. Diğer seçenekler ise daha çok satış, hasar tespiti veya aracı hizmetlerle ilgilidir. Bu ayrımı yapmak, sınavda hızlı ve doğru karar vermenizi sağlar.
Soru 26 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
5684 sayılı Sigortacılık Kanununa göre sigorta şirketleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Sigorta şirketleri, sigortacılık işlemleri ve bunlarla doğrudan bağlantısı bulunan işler dışında başka işle iştigal edemez.
- B)Sigorta şirketlerinin yönetim kurulları genel müdür dâhil beş kişiden az olamaz.
- C)Sigorta şirketlerinde genel müdür, yönetim kurulunun doğal üyesidir.
- D)Türkiye’de faaliyet gösterecek sigorta şirketlerinin anonim şirket veya limited şirket şeklinde kurulmuş olması şarttır.
- E)Sigorta şirketleri hayat ve hayat dışı sigorta gruplarından sadece birinde faaliyet gösterebilir.
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca, Türkiye’de faaliyet gösterecek sigorta şirketlerinin Anonim Şirket şeklinde kurulması zorunludur. Limited Şirket formu bu kanun kapsamında sigorta şirketi kurulumu için yasal bir seçenek değildir; bu nedenle D seçeneğindeki "veya limited şirket" ifadesi mevzuata aykırıdır ve yanlıştır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir:
- A: Kanun, sigorta şirketlerinin sadece sigortacılık ve bununla doğrudan bağlantılı işlerle iştigal etmesine izin verir; bu ifade doğrudur.
- B: Yönetim kurulları en az beş kişiden (genel müdür dahil) oluşmalıdır; bu ifade doğrudur.
- C: Genel müdür, yönetim kurulunun doğal üyesidir; bu ifade doğrudur.
- E: Sigorta şirketleri hayat veya hayat dışı sigorta gruplarından sadece birinde faaliyet gösterebilir; bu ifade doğrudur.
Bilinmesi gereken kural: Sigorta şirketleri yalnızca Anonim Şirket unvanıyla kurulabilir, Limited Şirket formu sigacılık sektöründe geçerli değildir.
Soru 27 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
5684 sayılı Sigortacılık Kanununa göre, hayat sigortalarına ilişkin sözleşmelerin yapılmasına dair teklifnamenin sigorta şirketine ulaştığı tarihten itibaren kaç gün içinde sigorta şirketi tarafından reddedilmemesi halinde sigorta sözleşmesi yapılmış olur?
- A)5 (beş) gün.
- B)10 (on) gün.
- C)30 (otuz) gün.
- D)45 (kırk beş) gün.
- E)60 (altmış) gün.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 105. maddesi hükmüne göre, hayat sigortası teklifnamesinin şirkete ulaşmasından itibaren 30 gün içinde şirket tarafından yazılı olarak reddedilmemesi halinde, sigorta sözleşmesi yapılmış sayılır. Bu kural, sigortacılıkta "susturma yoluyla kabul" (tacita acceptatio) prensibini tesis eder ve sigortalı adayının hukuki güvencesini sağlar.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) 5 gün, kanunda öngörülen yasal süre ile uyuşmamaktadır. B) 10 gün, hayat sigortası teklifleri için geçerli olan yasal süre değildir. D) 45 gün, mevzuatta bu süre için bir hüküm bulunmamaktadır. E) 60 gün, yasal süre ile bağdaşmamaktadır.
Bilinmesi gereken kural: Hayat sigortası tekliflerinde, sigorta şirketi 30 gün içinde yazılı reddetmezse sözleşme kurulmuş sayılır.
Soru 28 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
I. Güvence hesabı Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde oluşturulur. II. Sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için güvence hesabına başvurulabilir. III. Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar için güvence hesabına başvurulamaz. IV. Gerekli görülen hallerde, eşyaya gelecek zararların kısmen veya tamamen güvence hesabından karşılanmasına karar vermeye Hazine ve Maliye Bakanı yetkilidir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanununa göre Güvence Hesabına ilişkin yukarıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?
- A)Yalnız I ve IV
- B)Yalnız I ve II
- C)Yalnız II ve IV
- D)Yalnız I, II ve IV
- E)I, II, III ve IV
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır.
Neden Doğru? 5684 sayılı Kanun’un 16. maddesi uyarınca, Güvence Hesabı Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde oluşturulur (I. ifade doğru). Ayrıca, sigortalının tespit edilememesi veya sigortacının ödemeyi yapamaması hallerinde, kişiye gelen bedensel zararlar için hesaba başvuru yapılabilir (II. ifade doğru).
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- III: Kanun, çalınan/gasp edilen araçların karıştığı kazalarda, işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde dahi bedensel zararlar için güvence hesabına başvuru yapılmasına izin verir; bu ifade kanuna aykırıdır.
- IV: Eşyaya gelecek zararların karşılanmasına karar verme yetkisi Hazine ve Maliye Bakanlığı’na değil, Birlik Yönetim Kurulu’na aittir; bu ifade hatalıdır.
Bilinmesi gereken kural Güvence Hesabı Birlik nezdinde kurulur, tespit edilemeyen sigortalılarda bedensel zararlar karşılanır ancak eşya zararları için yetki Birlik Yönetim Kurulu’ndadır.
Soru 29 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
Kazanılmamış primler karşılığının sigorta şirketinin taşıdığı risk ve beklenen masraf düzeyine göre yetersiz kalması durumunda ayrılan karşılığa ne ad verilir?
- A)Eksik prim karşılığı
- B)Reasürör payı karşılığı
- C)Dengeleme karşılığı
- D)Muallak tazminat karşılığı
- E)Devam eden riskler karşılığı
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E) Devam eden riskler karşılığı'dır.
Sigorta ve Reasürör Şirketlerinin Bilançolarında Bulunacak Karşılıklar Hakkında Yönetmelik uyarınca, sigorta şirketleri prim gelirlerinin yetersiz kalabileceği durumlarda "Devam Eden Riskler Karşılığı" ayırmakla yükümlüdür. Bu karşılık, poliçe süresi devam eden ve henüz tazminat yükümlülüğü doğmamış ancak gelecekteki riskler ve masraflar için primlerin yetersiz kalması ihtimaline karşı oluşturulur. Soruda belirtilen "kazanılmamış primlerin yetersiz kalması" durumu, tam olarak bu karşılığın teşvik edildiği ve ayrıldığı temel kriterdir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Eksik prim karşılığı, primlerin tahsil edilememesi riskine ayrılır. B) Reasürör payı karşılığı, reasürörün üstlendiği paya ilişkindir. C) Dengeleme karşılığı, büyük hasarların yarattığı dalgalanmaları yumuşatmak içindir. D) Muallak tazminat karşılığı, bildirilmiş ancak henüz ödenmemiş tazminatlar içindir.
Bilinmesi gereken kural: Poliçe süresi devam eden, henüz tazminat doğmamış ancak gelecekteki riskler nedeniyle primlerin yetersiz kalması ihtimaline karşı ayrılan karşılık "Devam Eden Riskler Karşılığı"dır.
Soru 30 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nda yer alan teknik karşılıklardan biri değildir?
- A)Matematik Karşılık
- B)Dengeleme Karşılığı
- C)Değer Düşüklüğü Karşılığı
- D)Devam Eden Riskler Karşılığı
- E)Muallak Tazminat Karşılığı
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 128. maddesi uyarınca, sigorta şirketlerinin ayırmakla yükümlü olduğu teknik karşılıklar şunlardır: Matematik Karşılık, Dengeleme Karşılığı, Devam Eden Riskler Karşılığı, Muallak Tazminat Karşılığı, Zarar Payı Karşılığı, Zarar Payı Dengeleme Karşılığı ve Zarar Payı Muallak Tazminat Karşılığı. "Değer Düşüklüğü Karşılığı" ise bu listede yer almayan, genellikle muhasebe standartlarında varlıkların değerindeki geçici düşüşler için ayrılan bir karşılık türüdür ve sigortacılık mevzuatında teknik karşılık olarak tanımlanmamıştır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) Matematik Karşılık, poliçe başına ayrılan temel bir teknik karşılıktır. B) Dengeleme Karşılığı, prim ve zarar dengesizliğini gidermek için kanunen zorunludur. D) Devam Eden Riskler Karşılığı, henüz tazminat ödenmemiş riskler için ayrılan yasal bir karşılıktır. E) Muallak Tazminat Karşılığı, bildirilen ancak henüz kesinleşmemiş tazminat talepleri için ayrılmıştır.
Bilinmesi gereken kural: Sigortacılıkta teknik karşılıklar sadece 5684 sayılı Kanun’un 128. maddesinde sayılanlarla sınırlıdır; "Değer Düşüklüğü" bu kapsam dışındadır.
Soru 31 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na göre aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Cumhurbaşkanı, kamu yararı açısından gerekli gördüğü hallerde zorunlu sigortalar ihdas edebilir.
- B)Türkiye’de yerleşik kişiler, Türkiye’deki sigortalanabilir menfaatlerini, yurtdışında faaliyette bulunan sigorta şirketlerine de yaptırabilirler.
- C)Sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin varlıkları, teknik karşılıkları karşılayacak düzeyde olmalıdır.
- D)Sigorta şirketleri ile reasürans şirketleri kendi borçları veya sigorta işlemlerinden doğanlar hariç olmak üzere personeli, ortakları, iştirakleri veya diğer kişi ve kurumlar lehine mal varlığını teminat olarak gösteremez, kefil olamaz ve kredi sağlayamaz.
- E)Kişilerin Türkiye haricinde bulunacakları süre için bu süre ile sınırlı olmak kaydıyla veya geçici olarak yurt dışında kaldıkları sırada yaptırabilecekleri ferdî kaza, hastalık, sağlık ve motorlu taşıt sigortaları, yurt dışında da yaptırılabilir.
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca, Türkiye’de yerleşik kişiler, menfaatlerini sadece Türkiye’de faaliyet gösteren sigorta şirketlerine yaptırabilirler. Yurtdışı şirketlere doğrudan poliçe düzenlenmesi yasaktır; bu işlem ancak reasürans yoluyla veya özel istisnai hallerde (örneğin ihracat kredisi sigortası gibi) mümkün olabilir. Dolayısıyla B şıkkındaki genel ifade mevzuata aykırıdır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) Kanun, Cumhurbaşkanının kamu yararı için zorunlu sigorta ihdas yetkisini açıkça tanır. C) Şirketlerin teknik karşılıklarının varlıklarını karşılayacak düzeyde olması, mali dengenin temel şartıdır. D) Personel ve ortaklar lehine teminat gösterme yasağı, menfaat çatışmasını önlemek için konulmuştur. E) Yurt dışında geçici sürecek kişiler için yurt dışı şirketlerden poliçe alınması, kanunen izin verilen bir istisnadır.
Bilinmesi gereken kural: Türkiye’de yerleşik gerçek ve tüzel kişiler, menfaatlerini yurtdışı sigorta şirketlerine doğrudan yaptıramaz; bu işlem için yerli şirket kullanmak zorunludur.
Soru 32 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Birden çok kişinin birleşerek, içlerinden herhangi birinin, belli bir rizikonun gerçekleşmesi durumunda doğacak zararlarını tazmin etmeyi borçlanmaları karşılıklı sigortadır.
- B)Sigorta ettirenin veya sigortalının, kanunun emredici hükümlerine, ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı bir fiilinden doğabilecek bir zararını teminat altına almak amacıyla sigorta yapılamaz.
- C)Bir kişi, diğer bir kişinin adına onu temsilen sigorta sözleşmesi yapabilir; temsilci yetkisiz ise ilk sigorta döneminin primlerinden sorumlu olur.
- D)Sigorta sözleşmesinin yapılması anında, sigortalanan menfaat mevcut değilse, sigorta sözleşmesi geçersizdir.
- E)Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortalıya aittir.
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. 5434 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca, sigorta sözleşmesinde öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir. Sigortalı, teminat kapsamının geniş olduğunu iddia ederse, sigortacı bunun dışı olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle E şıkkındaki "yükü sigortalıya aittir" ifadesi mevzuata aykırıdır ve yanlıştır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) 5434 sayılı Kanun’un 2. maddesinde karşılıklı sigorta tanımı bu şekildedir; doğru ifadedir. B) Kanun, ahlaka ve kamu düzenine aykırı menfaatlerin sigortalanmasını yasaklar; doğru ifadedir. C) Yetkisiz temsil durumunda prim sorumluluğu temsilciye yüklenir; doğru ifadedir. D) Menfaat ilkesi gereği, sözleşme anında menfaat mevcut olmalıdır; doğru ifadedir.
Bilinmesi gereken kural: Sigorta sözleşmesinde teminat dışı durumları ispatlama yükü her zaman sigortacıya aittir, sigortalıya değil.
Soru 33 · 2019/6 · Sermaye Piyasası Mevzuatı
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Sigortacının sorumluluğu sigorta bedeli ile sınırlıdır.
- B)Sigorta edilen menfaatin sahibinin değişmesi hâlinde, sigorta ilişkisi kendiliğinden devam eder.
- C)Sigorta bedeli, sigorta değerinden az olduğu takdirde, sigorta edilmiş menfaatin bir kısmının zarara uğraması hâlinde sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta bedelinin sigorta değerine olan oranına göre tazminat öder.
- D)Sigorta bedeli sigorta olunan menfaatin değerinin üstünde ise, aşan kısım geçersizdir.
- E)Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer.
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. 6102 sayılı TTK’nın 1415. maddesi uyarınca, sigorta edilen menfaatin sahibinin değişmesi hâlinde sigorta sözleşmesi kendiliğinden devam etmez; aksine, sigorta sözleşmesi feshedilmiş sayılır. Bu nedenle B şıkkındaki "kendiliğinden devam eder" ifadesi mevzuata aykırıdır ve sorunun doğru cevabıdır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu (yani doğru hukuki hükümler) şöyledir: A) TTK 1413. madde gereği sigortacının sorumluluğu sigorta bedeli ile sınırlıdır. C) TTK 1417. madde uyarınca eksik sigorta durumunda tazminat, sigorta bedeli/değer oranında ödenir. D) TTK 1414. maddeye göre sigorta bedeli değeri aşan kısım geçersizdir. E) TTK 1420. maddeye göre sigortacı tazminatı ödediğinde sigortalının yerine geçer (devran hakkı).
Bilinmesi gereken kural: Sigorta edilen menfaatin sahibinin değişmesi, sigorta sözleşmesinin kendiliğinden devamını doğurmaz; sözleşme feshedilmiş sayılır.