2010/3 YMM Finansal Yönetim Soruları ve Çözümleri

2010/3 dönemi Yeminli Mali Müşavirlik (YMM) Sınavı: Finansal Yönetim dersinden çıkan 3 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2010/3 · Finansal Yönetim

“İç Büyüme Oranı” ve “Sürdürülebilir Büyüme Oranı” ne demektir? Bu oranların büyüme ve fon
ihtiyacını belirlemedeki rolleri nedir?

Komisyonun resmî cevabını gör

İç Büyüme Oranı: Bir şirketin dışarıdan hiç fon temin etmeden içerden sağlayacağı kaynaklarla satışlarını % kaç oranda artırabileceğidir. İç Büyüme Oranı = (Aktif Getiri Oranı x Dağıtılmayan Kâr Oranı) / [1 - (Aktif Getiri Oranı x Dağıtılmayan Kâr Oranı)] Sürdürülebilir Büyüme Oranı: Sabit bir borç oranında (mevcut borç/aktif toplamı oranında) harici öz sermaye fonu sağlamadan (sermaye artırımına gitmeden) firmanın satışlarında ulaşabileceği maksimum büyüme oranıdır. Sürdürülebilir Büyüme Oranı = (Öz Sermaye Getiri Oranı x Dağıtılmayan Kâr Oranı) / [1 - (Öz Sermaye Getiri Oranı x Dağıtılmayan Kâr Oranı)] Eğer şirket, mevcut borç oranının dolayısıyla finansal risk derecesinin artmasını istemiyorsa, dış fonlara ihtiyaç duymadan satışlarında büyümeyi sağlamak için bu iki oranı yükseltebilecek tedbirler alır. Bu tedbirler: a. Kâr Marjında artış yaratmaya çalışmak: Bu faktördeki artış hem iç fonları artıracak hem de sürdürülebilir büyüme oranını yükseltecektir. b. Temettü politikasındaki değişiklik: Dağıtılacak fonların azaltılması her iki oranı da yükseltecektir. c. Aktif devir hızını artırmak: Birim başına aktifin sağlayacağı satış miktarının artması, sürdürülebilir büyüme oranını arttırır. Çünkü; Öz Sermaye Getiri Oranı = Kâr Marjı x Aktif Devir Hızı x Öz Sermaye Çarpanı (=Toplam Aktifler/Öz Sermaye). Eğer firmadaki satış oranı, sürdürülebilir büyüme oranından daha fazla artıyorsa, ve firma yukarıdaki etmenleri değiştiremiyorsa ya finansal kaldıraç derecesini arttırmak ya da yeni hisse senedi ihraç ederek sermaye artırımında gitmek zorundadır.

Soru 2 · 2010/3 · Finansal Yönetim

Anonim şirketler hisse senetlerini neden halka arz ederler? Halka arz yöntemleri nelerdir?

Komisyonun resmî cevabını gör

Yeni kurulan veya sermaye artırımına giden şirketler hisse senetlerini borsada veya borsa dışında halka arz ederler. Halka arz çağrısı çok sayıda ve belirli olmayan yatırımcılara yapılır. Şirketler hisse senetlerinin halka arzı ve borsada işlem görmesini sağlayarak bazı faydalar elde ederler. Bu faydalar: a. İşletmeye yeni finansman olanağı sağlamak: Alternatif finansman olanaklarına göre hem daha az maliyetli hem de daha uzun sürelidir. b. Likidite sağlamak: Halka arz edilen senetler borsada işlem görmeye başlar ki, bu da işletme sahiplerine sahip oldukları hisseleri kolayca nakde dönüştürme imkanı sağlar. c. Yurt içi ve yurt dışı tanıtım: Hisselerini halka arz eden işletmeler yetkili organların talep ettikleri bilgileri yayın organlarında yayınlatarak işletmesinin tanıtımını yapar. Bu tanıtım şirkete duyulan güveni arttıracağı gibi, aynı sektördeki diğer şirketlerle işbirliğine gitme gibi benzer konularda çalışmalar yapabilme imkanları doğurur. d. Kurumsallaşma: Halka açılmak ve borsada hisselerin işlem görmesini sağlamak, sermaye piyasasının denetim mekanizmaları sayesinde şirketlerin modern yönetim tekniklerini uygulamalarını ve kurumsallaşma süreçlerini hızlandırır. e. İkincil halka arz imkanı: Hisse senetleri borsada işlem gören işletmeler, büyümek ve rekabet güçlerini artırmak için gerekli sermayeyi borsadaki tanınma avantajlarından yararlanarak yeni halka arzlarla temin etmek imkanına sahip olurlar. Halka arz yöntemleri:

  • Hakla arz başvurusu ve hisse senetlerinin Borsada işlem görme talebiyle kayda alınması için SPK’na

başvuruda bulunulmasından önce belirlenmiş kişilere tahsisli olarak veya Borsanın ilgili pazarında toptan olarak satılabilir.

  • Tahsisli satışı tercih etmeyen şirketler ise aşağıdaki yöntemlerden birini seçerek kullanabilirler:

a. Borsada satış: SPK onayı ve İMKB yönetmelikleri çerçevesinde Borsa’da yapılır. b. Talep toplama: “Sabit fiyatla” veya “fiyat teklifi alma” yoluyla yapılır. Fiyat teklifi alma yönteminde belirlenen asgari fiyatın üzerindeki fiyat teklifleri toplanır. Kümülatif olarak en yüksek senet miktarının satışını gerçekleştirecek fiyat, satış fiyatı olarak belirlenir. Bu fiyatın üzerinde teklif verenlerden başlanmak üzere dağıtım yapılır. c. Talep toplamaksızın satış: Bu yöntemde de bizzat ihraççı veya aracı kuruluş tarafından bir fiyat tespit edilerek talep toplanmaksızın satışa arz edilirler.

Soru 3 · 2010/3 · Finansal Yönetim

Bir şirketin kasasında bulundurması gereken optimum nakit miktarını belirleyen etmenler nelerdir?
Sıralayınız. Bu etmenlerin ışığı altında optimum nakit miktarının saptanmasıyla ilgili pratik yöntemler neler
olabilir? Optimal çözüm üretmeye yönelik başlıca matematiksel modellerden Baumol Modeli’nin, Miller-
Orr Modeli’nin ve Beranek Modeli’nin temel varsayımları ve birbirlerinden ayrılan temel özellikleri
nelerdir?

Komisyonun resmî cevabını gör

Bir şirketin kasasında bulundurması gereken optimum nakit miktarını belirleyen etmenler:

  • Şirket faaliyetlerinin niteliği ve bunun sonucu olarak para giriş ve çıkışları arasındaki zaman uyumu.

Örneğin satışlarının dengeli ya da mevsimsel oluşu,

  • Sektördeki rekabet yoğunluğu,
  • Şirketin kredi politikaları. Satışlarının peşin ya da kredili olması. Alışlarını elverişli şartlarda yapabilmesi,
  • Alacaklarının devir hızı. Alacak tahsil süresi ve borç ödeme süresi.
  • Stok devir hızı,
  • Bankalardan kredi sağlama olanakları,
  • Borçlarını konsolide edebilme imkanı,
  • Kısa vadeli borçların tüm yıla muntazam olarak yayılması ve röfinansman olanağının bulunması,
  • Beklenmedik durumlarla karşılaşma olasılığı,
  • Yakın gelecekte büyük ödemeler yapma olasılığı,
  • Ödenmemiş sermaye miktarı.

Firmanın nakit ihtiyacını etkileyen bu etmenlerin ışığı altında kasada tutulması gereken optimum nakit miktarını belirleyecek pratik yöntemler:

  • Satıların belli bir yüzdesine veya belli bir gün sayısındaki satışlara eşit tutarda para tutma,
  • Kısa vadeli borçların belli bir yüzdesi kadar para tutma,
  • Ortalama aylık ödemelerin belli bir yüzdesi kadar para tutma,
  • Belli bir süredeki nakit çıkışı gerektiren giderlerinin tamamı ya da belli bir yüzdesi kadar para tutma,
  • Sektördeki benzer (mesela 10) firmanın “nakit / aktif toplamı” ortalaması kadar bir paranın kasada

tutulması. (Büyük sayılar kanunu gereğince nakdin aktif toplamına oranı birbirine yaklaşır ve optimalliğe doğru gider.)

  • En önemli nakit yönetimi aracı nakit bütçesidir.

Matematiksel Yöntemlerden, William Baumol’ün yöntemi: Amacı: Firmanın faaliyetlerini yürütebilmesi için her defada borç alacağı, ya da diğer kullanım alanlarından çekeceği nakit miktarını belirlemektir.

  • Firmaların yalnızca işlem saki ile para tutacaklarını,
  • likit fonların bir diğer alandan çekildiğini veya borçlanma yoluyla sağlandığını,
  • plan dönemi içersinde dengeli kullanıldığını,
  • her borçlanmanın veya çekilen miktarın sabit bir gideri olduğunu,

-gelecekteki nakit ihtiyacının ne olduğunun önceden tahmin edilebildiğini,

  • nakit çıkışlarının zaman içersinde muntazam yayıldığını,

-nakit girişlerinin belli dönemlerde toptan olduğunu, -likit fonların maliyetinin dönem içersinde sabit kaldığını ve fırsat maliyeti kavramının çeşitli kullanım alanlarının sağlayacağı gelir dikkate alınarak genelleştirilmiş olduğunu varsayar. Bu modelin varsayımları iş hayatının gerçeklerine göre çok basit kalıyor. Nakit akışları düzenli olmadığı gibi, belirsizliğini hiç dikkate almıyor. Merton Miller ile Daniel Orr’un modelleri: Amacı: Pazarlanabilir menkul değerlerle para arasındaki karşılıklı aktarmaların zaman ve tutarını belirlemek için düzenlenmiştir. Para mevcudu alt ve üst sınırlar arasında dalgalandığı sürece firmanın bir şey yapmasına gerek yoktur. -günlük nakit akımlarının bir olasılık dağılımına göre dağılabileceğini kabul eder. Bu varsayım nakit akışlarının gününe göre pozitif ya da negatif olabileceği anlamına geldiğinden iş hayatının gerçeklerine daha uygundur. Ancak firmanın nakit akışlarında kısa süreler içersinde büyük dalgalanmalar oluyorsa model geçerliliğini yitirir. Ayrıca bu varsayım firma yönetiminin: a) geleceğin belirsizlik derecesi, b) para mevcudundaki dalgalanmanın boyutları, c) firmanın ortalama para mevcudunun ne olacağı gibi tahminleri yapmasını zorunlu kılar ki bunlar da modele sübjektif faktörlerin girmesini zorunlu kılar.

  • firmanın para mevcudu minimum düzeyin altına düştüğünde para mevcudunu serbest menkul değerleri

satarak takviye edeceğini varsayar. Yani bu modelde borçlanma alternatifi yoktur ki, bu da modeli aşırı basitleştirmektedir. William Beranek’in modeli: Amacı: mevcut fonların ne kadarının nakit olarak ne kadarının PMK olarak tutulması gerektiğini ve her dönemin başında bulundurulması gereken optimum nakit miktarını hesaplamayı amaçlar. -Baumol’den farklı olarak nakit girişlerinin, firma yöneticilerinin ön bilgi, bekleyiş ve deneyimlerine dayanan bir olasılık dağılımının olduğunu varsayar.

  • Nakit yetersizliğinin firmaya olan maliyetlerinin bilindiğini varsayar. Bu maliyetler nakit iskontolarından

yararlanamama ve firmanın itibar kaybetmesidir ki sonuncusunu objektif olarak ölçmek çok zor olduğundan modele sübjektif unsurların karışmasına neden olur. Ama Beranek firmanın itibar kaybetmektense mutlaka borçlanmaya başvuracağını bu nedenle de para yetersizliğinin firmaya maliyetinin borçlanılacak fonlara ödenecek faiz olduğunu kabul eder.

  • Nakit girişlerini sürekli buna karşılık nakit çıkışlarının ise yönetimin kontrolü altında belirli günlerde ve

büyük tutarlar halinde yapıldığını varsayar. Bu varsayıma göre finans yöneticisi ne kadar paraya ihtiyaç duyacağını sağlıklı biçimde tahmin edebilir. Esas amacı, nakit – PMK; PMK –nakit aktarmalarının maliyetini ve nakit yetersizliği içersinde bulunması riskini göz önünde tutarak PMK’ye yapacağı yatırımın getirisini maksimize etmektir. Beranek modeli para akışı olasılık dağılımını, nakit yetersizliğinin maliyetini, para tutmanın fırsat maliyetini içeren bir maliyet fonksiyonu geliştirmiştir. Bu fonksiyonun diferansiyeli her dönemin başında bulunması gereken optimum nakit miktarını verir. Aynı zamanda ne kadar paranın PMKe yatırılması gerektiğini de gösterir. Çünkü modele göre menkul değerlere yapılacak bir birimlik yatırımın sağlayacağı ilave net gelir, bir birimlik nakit yetersizliğinin yol açacağı maliyet artışına eşit oluncaya kadar PMKe yatırım yapılmalıdır.

Finansal Yönetim dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 1045 çözümlü soru

Yeminli Mali Müşavirlik (YMM) Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

YMM Sınavı uygulaması