Bir şirketin kasasında bulundurması gereken optimum nakit miktarını belirleyen etmenler:
- Şirket faaliyetlerinin niteliği ve bunun sonucu olarak para giriş ve çıkışları arasındaki zaman uyumu.
Örneğin satışlarının dengeli ya da mevsimsel oluşu,
- Sektördeki rekabet yoğunluğu,
- Şirketin kredi politikaları. Satışlarının peşin ya da kredili olması. Alışlarını elverişli şartlarda yapabilmesi,
- Alacaklarının devir hızı. Alacak tahsil süresi ve borç ödeme süresi.
- Stok devir hızı,
- Bankalardan kredi sağlama olanakları,
- Borçlarını konsolide edebilme imkanı,
- Kısa vadeli borçların tüm yıla muntazam olarak yayılması ve röfinansman olanağının bulunması,
- Beklenmedik durumlarla karşılaşma olasılığı,
- Yakın gelecekte büyük ödemeler yapma olasılığı,
- Ödenmemiş sermaye miktarı.
Firmanın nakit ihtiyacını etkileyen bu etmenlerin ışığı altında kasada tutulması gereken optimum nakit miktarını belirleyecek pratik yöntemler:
- Satıların belli bir yüzdesine veya belli bir gün sayısındaki satışlara eşit tutarda para tutma,
- Kısa vadeli borçların belli bir yüzdesi kadar para tutma,
- Ortalama aylık ödemelerin belli bir yüzdesi kadar para tutma,
- Belli bir süredeki nakit çıkışı gerektiren giderlerinin tamamı ya da belli bir yüzdesi kadar para tutma,
- Sektördeki benzer (mesela 10) firmanın “nakit / aktif toplamı” ortalaması kadar bir paranın kasada
tutulması. (Büyük sayılar kanunu gereğince nakdin aktif toplamına oranı birbirine yaklaşır ve optimalliğe doğru gider.)
- En önemli nakit yönetimi aracı nakit bütçesidir.
Matematiksel Yöntemlerden, William Baumol’ün yöntemi: Amacı: Firmanın faaliyetlerini yürütebilmesi için her defada borç alacağı, ya da diğer kullanım alanlarından çekeceği nakit miktarını belirlemektir.
- Firmaların yalnızca işlem saki ile para tutacaklarını,
- likit fonların bir diğer alandan çekildiğini veya borçlanma yoluyla sağlandığını,
- plan dönemi içersinde dengeli kullanıldığını,
- her borçlanmanın veya çekilen miktarın sabit bir gideri olduğunu,
-gelecekteki nakit ihtiyacının ne olduğunun önceden tahmin edilebildiğini,
- nakit çıkışlarının zaman içersinde muntazam yayıldığını,
-nakit girişlerinin belli dönemlerde toptan olduğunu, -likit fonların maliyetinin dönem içersinde sabit kaldığını ve fırsat maliyeti kavramının çeşitli kullanım alanlarının sağlayacağı gelir dikkate alınarak genelleştirilmiş olduğunu varsayar. Bu modelin varsayımları iş hayatının gerçeklerine göre çok basit kalıyor. Nakit akışları düzenli olmadığı gibi, belirsizliğini hiç dikkate almıyor. Merton Miller ile Daniel Orr’un modelleri: Amacı: Pazarlanabilir menkul değerlerle para arasındaki karşılıklı aktarmaların zaman ve tutarını belirlemek için düzenlenmiştir. Para mevcudu alt ve üst sınırlar arasında dalgalandığı sürece firmanın bir şey yapmasına gerek yoktur. -günlük nakit akımlarının bir olasılık dağılımına göre dağılabileceğini kabul eder. Bu varsayım nakit akışlarının gününe göre pozitif ya da negatif olabileceği anlamına geldiğinden iş hayatının gerçeklerine daha uygundur. Ancak firmanın nakit akışlarında kısa süreler içersinde büyük dalgalanmalar oluyorsa model geçerliliğini yitirir. Ayrıca bu varsayım firma yönetiminin: a) geleceğin belirsizlik derecesi, b) para mevcudundaki dalgalanmanın boyutları, c) firmanın ortalama para mevcudunun ne olacağı gibi tahminleri yapmasını zorunlu kılar ki bunlar da modele sübjektif faktörlerin girmesini zorunlu kılar.
- firmanın para mevcudu minimum düzeyin altına düştüğünde para mevcudunu serbest menkul değerleri
satarak takviye edeceğini varsayar. Yani bu modelde borçlanma alternatifi yoktur ki, bu da modeli aşırı basitleştirmektedir. William Beranek’in modeli: Amacı: mevcut fonların ne kadarının nakit olarak ne kadarının PMK olarak tutulması gerektiğini ve her dönemin başında bulundurulması gereken optimum nakit miktarını hesaplamayı amaçlar. -Baumol’den farklı olarak nakit girişlerinin, firma yöneticilerinin ön bilgi, bekleyiş ve deneyimlerine dayanan bir olasılık dağılımının olduğunu varsayar.
- Nakit yetersizliğinin firmaya olan maliyetlerinin bilindiğini varsayar. Bu maliyetler nakit iskontolarından
yararlanamama ve firmanın itibar kaybetmesidir ki sonuncusunu objektif olarak ölçmek çok zor olduğundan modele sübjektif unsurların karışmasına neden olur. Ama Beranek firmanın itibar kaybetmektense mutlaka borçlanmaya başvuracağını bu nedenle de para yetersizliğinin firmaya maliyetinin borçlanılacak fonlara ödenecek faiz olduğunu kabul eder.
- Nakit girişlerini sürekli buna karşılık nakit çıkışlarının ise yönetimin kontrolü altında belirli günlerde ve
büyük tutarlar halinde yapıldığını varsayar. Bu varsayıma göre finans yöneticisi ne kadar paraya ihtiyaç duyacağını sağlıklı biçimde tahmin edebilir. Esas amacı, nakit – PMK; PMK –nakit aktarmalarının maliyetini ve nakit yetersizliği içersinde bulunması riskini göz önünde tutarak PMK’ye yapacağı yatırımın getirisini maksimize etmektir. Beranek modeli para akışı olasılık dağılımını, nakit yetersizliğinin maliyetini, para tutmanın fırsat maliyetini içeren bir maliyet fonksiyonu geliştirmiştir. Bu fonksiyonun diferansiyeli her dönemin başında bulunması gereken optimum nakit miktarını verir. Aynı zamanda ne kadar paranın PMKe yatırılması gerektiğini de gösterir. Çünkü modele göre menkul değerlere yapılacak bir birimlik yatırımın sağlayacağı ilave net gelir, bir birimlik nakit yetersizliğinin yol açacağı maliyet artışına eşit oluncaya kadar PMKe yatırım yapılmalıdır.