2011/1 YMM Harcama ve Servet Üzerinden Alınan Vergiler Soruları ve Çözümleri

2011/1 dönemi Yeminli Mali Müşavirlik (YMM) Sınavı: Harcama ve Servet Üzerinden Alınan Vergiler dersinden çıkan 4 soru, her birinin resmî cevabı ve adım adım çözümü.

Soru 1 · 2011/1 · Harcama ve Servet Üzerinden Alınan Vergiler

Finansal Kiralama Kanunu çerçevesinde;
a. Finansal kiralama yöntemi ile yurt dışından uçak kiralanması,
b. Finansal kiralama şirketleri aracılığıyla gerçekleştirilecek yatırımlara ilişkin olarak finansal kiralama
şirketleri teşvik belgesi sahibi firmalara kiralanmak üzere makine ve teçhizatı teslim veya ithal edeceklerdir.
Bu kapsamda gerçekleştirilecek teslim ve ithalat ile yurt içinden ve yurt dışından kiralama işlemlerinde
Katma Değer Vergisi uygulamasını açıklayınız.

Komisyonun resmî cevabını gör

a. KDV Kanunu’nun 13/a maddesine göre hava taşıma araçlarının, faaliyetleri bu araçları kiralamak veya çeşitli şekillerde işletmek olanlara teslimi vergiden müstesnadır. Aynı kanunun 16/1-a maddesine göre ise yurt içinde teslimleri vergiden istisna edilen mal ve hizmetlerin ithali de KDV’den müstesna tutulmuştur. 2007/13033 Sayılı KDV Oranlarına İlişkin Genel Kararnamenin eki (II) Sayılı Listenin (B) Diğer Mallar cetveline 2008/13902 sayılı BKK ile eklenen 15. sıra ile 01/08/2008 tarihinden itibaren, 3065 sayılı KDV Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca teslimleri katma değer vergisinden istisna olan araçların, faaliyetleri kısmen veya tamamen bu araçların kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olan mükelleflere kiralanması hizmeti %1 olarak tespit edilmiş, bunların dışında kalan mükelleflere yapılan kiralama hizmet genel oranda KDV’ye tabidir. Buna göre, yurt içinden veya yurt dışından Finansal Kiralama Kanunu kapsamında uçak satın alınması işlemi KDV’den istisnadır. Aynı Kanun çerçevesinde uçağın kiralanması işlemi ise, teslim hükmünde olmadığından duruma 1 veya %18 oranında KDV’ne tabi tutulacaktır. Hava yolu şirketlerinin gerek yurtiçinden gerekse yurt dışından finansal kiralama yoluyla uçak kiralaması işlemi KDV’ne tabidir. Yurt dışından finansal kiralama yoluyla uçak kiralanması işlemine ait KDV’nin kiracı şirket tarafından sorumlu sıfatıyla 2 no.lu KDV beyannamesi ile beyan edilip ödenmesi ve indirim konusu yapılması gerekmektedir. Yurt dışından kiralanan uçakların kira süresi sonunda kesin ithal edilmesi işlemi ise Kanunun 13/a ve 16/1-a maddelerine göre KDV’den istisnadır. Öte yandan 57 No.lu KDV Sirkülerinin, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına Göre Kazancın Tespitinde İndirimi Kabul Edilmeyen Giderler Dolayısıyla Ödenen KDV” başlıklı bölümünde yer alan açıklamalara göre, kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan; yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz taşıtları ile uçak, helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ve amortismanları, kazancın tespitinde indirim olarak dikkate alınmadığından, bu giderler dolayısıyla yüklenilen KDV nin indirim konusu yapılması mümkün değildir. Yurt içinde yerleşik finansal kiralama şirketince, bu şekilde kiraya verilmek üzere uçak ithal edilmesi veya yurt içinden satın alınması işlemi Kanunu’nun 16/1-a ve 13/a maddeleri gereğince KDV’den istisna, kiralama işlemleri ise KDV’ye tabi bulunmaktadır. b. Yatırım teşvik belgesi sahibi mükelleflerin finansal kiralama yoluyla makine ve teçhizat temini özel hükümlere tabidir. 14.7.2009 tarih ve 2009/15199 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar ile finansal kiralama şirketleri aracılığıyla gerçekleştirilecek yatırımlarda finansal kiralama şirketleri adına teşvik belgesi düzenlenmesi uygulaması kaldırılmıştır. Söz konusu Kararın 3/6. maddesinde “Finansal kiralama şirketleri aracılığıyla gerçekleştirilecek yatırımlar için finansal kiralama şirketi adına ayrı bir teşvik belgesi düzenlenmez. Yatırımcının mükellefiyetlerini yerine getirmemesi halinde uygulanacak olan müeyyidelerden finansal kiralamaya konu makine ve teçhizata tekabül eden bölümü kısmen veya tamamen finansal kiralama şirketlerine de uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca, anılan Kararın uygulanmasına ilişkin 28/7/2009 tarih ve 27302 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2009/1 No.lu Tebliğin 29/3 üncü maddesinde “Finansal kiralama şirketleri aracılığıyla gerçekleştirilecek yatırımlar için finansal kiralama şirketi adına ayrı bir teşvik belgesi düzenlenmeksizin yatırımcının teşvik belgesi dikkate alınarak ve teşvik belgesini düzenleyen mercice onaylanan finansal kiralama işlemine konu makine ve teçhizat listesi ile yerli temin ve/veya ithalat işlemleri yapılır. Bu işlemlerde yatırımcı ile finansal kiralama şirketleri müteselsilen sorumludur.” denilmiştir. Buna göre; finansal kiralama şirketleri aracılığıyla gerçekleştirilecek yatırımlar için finansal kiralama şirketi adına ayrı bir teşvik belgesi verilmediğinden, vergi dairelerine dilekçe ile başvuran ve adına teşvik belgesi düzenlenen yatırımcılara yazı verilirken aşağıdaki hususa da yer verilecektir. Ayrıca, finansal kiralama şirketleri aracılığıyla gerçekleştirilecek yatırımlara ilişkin finansal kiralama şirketlerinin teşvik belgesi sahibi firmalara kiralanmak üzere teslim alacakları veya ithal edecekleri makine ve teçhizat için teşvik belgesi sahibi firma adına düzenlenen bu belge ile KDV Kanununun 13/d maddesi kapsamında istisna uygulanabilecektir. Bu yazıya istinaden finansal kiralama şirketi yatırım teşvik belgesi eki listede yer alan ve yatırımcıya kiralanacak olan makine ve teçhizatı Kanunun 13/d maddesindeki istisna kapsamında temin edebilecektir. Finansal kiralama şirketinin bu kapsamda temin edeceği makine ve teçhizatı, ilgili mevzuat uyarınca kiracının kullanımına bırakması ise “teslim” hükmünde olmadığından genel hükümlere göre KDV’ye tabi tutulacaktır. Öte yandan finansal kiralama şirketi ile yatırımcı (kiracı) arasında yapılan sözleşmede belirtilen sürenin sonunda, makine-teçhizatın yatırımcının (kiracının) mülkiyetine geçmemesi veya yatırımın teşvik belgesinde öngörüldüğü şekilde gerçekleşmemesi halinde, finansal kiralama şirketine yapılan teslim sırasında alınmayan vergi tutarları KDV Kanununun 13/d maddesi çerçevesinde yatırımcıdan (kiracıdan) vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilecektir.

Soru 2 · 2011/1 · Harcama ve Servet Üzerinden Alınan Vergiler

Bir inşaat firması tarafından inşa edilen ve net alanı 120 m2 olan 20 konutun 10 adedi Maliye
Bakanlığı’na bağışlanmıştır. Geri kalan konutların tamamı ise, satılmıştır.
Bu işlemlerin Katma Değer Vergisi karşısındaki durumunu açıklayınız.

Komisyonun resmî cevabını gör

KDV Kanunu’nun 17. Maddesinin 2. Fıkrasının (b) bendi uyarınca, genel ve katma bütçeli daireler, il özel idareleri, belediyeler, köyler, bunların teşkil ettikleri birlikler, üniversiteler, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, siyasî partiler ve sendikalar, kanunla kurulan veya tüzelkişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları, kamu menfaatine yararlı dernekler, tarımsal amaçlı kooperatifler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara bedelsiz olarak yapılan her türlü mal teslimi ve hizmet ifaları KDV’den istisna edilmiştir. Buna göre; Bir inşaat firması tarafından inşa edilen ve net alanı 120 m2 olan 20 konutun 10 adedinin Maliye Bakanlığı’na bedelsiz olarak devri Kanunun 17/2-b maddesi uyarınca KDV’den istisna olacaktır. Diğer taraftan, inşaat firması tarafından inşa edilen ve Maliye Bakanlığına bağışlanan konutların inşası için yapılan her türlü mal ve hizmet alımları ise, ait oldukları oranda KDV’ye tabidir. KDV Kanunun 30/a maddesinde vergiye tabi olmayan veya vergiden istisna edilmiş bulunan malların teslimi ve hizmet ifası ile ilgili alış vesikalarında gösterilen veya bu mal ve hizmetlerin maliyetleri içinde yer alan KDV’nin indirim konusu yapılamayacağı, 33/1 inci maddesinde ise, indirim hakkı tanınan işlemlerle indirim hakkı tanınmayan işlemlerin bir arada yapılması halinde, fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’nin ancak, indirim hakkı tanınan işlemlere isabet eden kısmının indirim konusu yapılacağı hükme bağlanmıştır. KDV Kanunu’nun 33. madde hükmü uyarınca, indirim hakkı tanınan işlemlerle indirim hakkı tanınmayan işlemlerin bir arada yapılması halinde, fatura ve benzeri vesikalar da gösterilen KDV’nin ancak indirim hakkı tanınan işlemlere isabet eden kısmi indirim konusu yapılır. İndirim hakkı tanınmayan işlemlere isabet KDV ise indirilemeyip işin mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabilmektedir. İstisna kapsamında yapılan söz konusu teslimle ilgili olarak yüklenilen vergilerin, Kanunun 30/a maddesi uyarınca indirim konusu yapılması mümkün olmayıp, gelir veya kurumlar vergisi kazancının tespitinde işin mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak göz önünde bulundurabilecektir. İnşaat firması konutları inşa ettikten sonra Maliye Bakanlığı’na bağışlamayı kararlaştırıldığından, söz konusu inşaatlara ilişkin olarak başlangıçta ayrı muhasebe tutulması zorunluluğu bulunmamaktadır. Diğer taraftan, 26 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’nin “Kısmi Vergi İndirimi” başlıklı (G) bölümünün; “Diğer Hallerde Kısmi İstisna Uygulaması” başlıklı (4.) alt bölümünde; “İndirim hakkı tanınan ve tanınmayan işlemleri birlikte yapan mükellefler, alışlarında yüklendikleri vergileri, herhangi bir ayırım yapmaksızın tamamen o dönemde indirilebilir KDV hesabına intikal ettireceklerdir. Daha sonra aynı dönemde, toplam satışlar içinde indirim hakkı tanınmayan işlemlerin oranı bulunacak, bu oran, o dönemdeki toplam satışlar nedeniyle yüklenilen vergilere uygulanarak, istisna kapsamına giren işlemler dolayısıyla yüklenilen vergi miktarı hesaplanacaktır. Bu şekilde bulunacak, vergisiz satışlara (kısmi istisna kapsamına giren işlemlere) ait yüklenilen vergiler, indirilebilir KDV hesabında çıkartılarak, gider veya maliyet hesaplarına intikal ettirilecektir. İndirilecek verginin bulunmaması veya yetersiz olması halinde artan kısım, "fazla ve yersiz hesaplanan" vergi olarak beyan edilecektir.” Ticari amaçlı inşaatlarda, bağış amaçlı kısmi istisna kapsamına giren konutlar yanında, konut, işyeri gibi vergiye tabi bağımsız birimlerin de bulunması halinde, kısmi vergi indirimi, bağımsız birimlerin toplam net alanı içindeki payları dikkate alınarak hesaplanacaktır. Buna göre, ticari amaçlı inşaat yapan mükellefler bina projelerine göre, istisna kapsamına giren ve girmeyen bağımsız birimlerin m2 cinsinden toplam net alanlarını tespit edecekler, bulunan bu alanlar binanın toplam net alanına bölünerek, basit orantı yoluyla istisna kapsamına giren ve girmeyen alanların payları bulunacaktır. Mükelleflerce herhangi bir vergilendirme döneminde yüklenilen vergiler bu oranlarla çarpılarak, ilgili dönemde indirim konusu yapılacak ve ayrıca maliyete eklenecek vergiler hesaplanacaktır. Soruda mükellef satın aldığı arsa üzerine bağımsız birimler halinde satmak üzere net alanı 120 m2, 20 daireden oluşan bir apartman inşa etmektedir. Buna göre binanın toplam net alanı ise 2.400 m2’dir. Söz konusu mükellef inşa ettiği ayni büyüklükteki 20 dairenin 10 adedini Maliye Bakanlığı’na bağışladığından, bu inşaat dolayısıyla yüklendiği KDV‘lerin yarısını indirim konusu yapacak, diğer yarısını ise, gider hesaplarına atacaktır. Kısmi istisna kapsamına giren konut inşa eden mükelleflerin aynı zamanda vergiye tabi bağımsız inşaatlarının da olması halinde, mükellefler bu inşaatları ile ilgili olarak yaptıkları ortak genel giderler ile amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklendikleri vergiler de indirim hakkı tanınan ve tanınmayan işlemler esas alınarak oranlanacak ve indirim hakkı tanınanları isabet eden kısım indirim konusu yapılabilecektir. İndirim konusu yapılamayanlar giderler hesabına atılacaktır. Diğer taraftan,net alanı 120 m2 olan konutların teslimi %1 oranında KDV’ye tabi olduğundan,mükellef teslim ettiği her bir konut için yüklendiği ve indirim yoluyla gideremediği KDV’ni bağlı olduğu vergi dairesinden yılı için belirlenen alt sınırı aşan tutar için yılı içinde mahsuben, ertesi yılda Ocak-Kasım dönemlerinde nakden veya mahsuben iadesini talep edebilecektir.

Soru 3 · 2011/1 · Harcama ve Servet Üzerinden Alınan Vergiler

Veraset ve İntikal Vergisi uygulamasında;
a. Veraset ve intikal vergisi beyannamesini kimler tarafından verilebilir. Bu beyannameyi mirasçıların vekili
(kayyım) tarafından imzalanmak suretiyle verilmesi mümkün müdür.
b. Vefat eden bir kişinin bankalarda bulunan mevduatları, veraset ve intikal vergisine tabi midir? Mirasçılar
bu parayı nasıl alabilirler.
Veraset ve intikal vergisi beyannamesinin topluca veya hisse oranında ayrı ayrı verilebilmesi hakkında…

Komisyonun resmî cevabını gör

a. 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 5 inci maddesinde veraset ve intikal vergisi mükellefinin veraset yoluyla veya ivazsız bir tarzda mal iktisap eden şahıs olduğu belirtilmiş, aynı Kanunun 7 inci maddesinde ise, veraset yoluyla veya sair suretle mal iktisap edenlerin iktisap ettikleri malları bir beyanname ile bildirmeye mecbur oldukları belirlenmiş, 8 inci maddesinde de beyannamenin her mükellef tarafından ayrı ayrı veya bütün mirasçılarca müştereken verilebileceği hükme bağlanmıştır. Bu hükümlere göre, mükellefler veraset ve intikal vergisi beyannamesini topluca veya hisseleri oranında ayrı ayrı verebilirler. Maliye Bakanlığı tarafından verilen özelgelerde; veraset ve intikal vergisi beyannamesinin vekil tarafından verilmeyeceği görüşünü açıklamıştır. Ölenin geride kalanlara bıraktığı mirası oluşturan mallar ancak onun mirasçıları tarafından bilinebilir ve doğru olarak beyan edilebilir. Beyannamenin düzenlenmesi bakımından vekil tayin edilen kişinin, mirasa dâhil malların değerlerinin doğru beyan edebilmesi her zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenle, veraset ve intikal vergisi beyannamesinin mükellef tarafından imzalanmasının gerektiği, Vergi Daireleri İşlem Yönergesinin 38 inci maddesinde "Beyannamenin kabulünde asıl olan, beyannamenin mükellef tarafından imzalanmış olmasıdır. Vekâletname ile verilen ve vekil tarafından imzalanan beyannameler kabul edilmez." şeklinde düzenlenmiştir. Ancak, söz konusu düzenleme Danıştay

  • Daire Başkanlığınca verilen 22/5/2009 tarih ve E. No:2008/3433 K No:2009/2506 sayılı Karar ile iptal

edilmiştir. Yukarıda belirtilen hüküm ve açıklamalara göre, veraset ve intikal vergisi beyannamesinin mirasçıların vekili tarafından imzalanmak suretiyle verilmesi mümkün bulunmaktadır. Öte yandan, Sulh Hukuk Mahkemesince kayyım olarak atanan kişiler tarafından da mirasçılar adına veraset ve intikal vergisi beyannamelerini imzalamak suretiyle ilgili vergi dairesine verilmesi mümkün bulunmaktadır. b. 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'nun 1'inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye'de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir şekilde bir şahıstan diğer şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır. Madde hükmü uyarınca vefat eden bir kişinin bankalarda vadeli ve vadesiz hesapların da bulunan paraları veraset ve intikal vergisine tabidir. Aynı Kanunun 17'nci maddesinde ise "Amme idare ve müesseseleri, bankalar, bankerler, kasa kiralayanlar, sigorta şirketleri, sair şirket ve müesseseler, mahkemeler ve icra daireleri istihkak sahiplerine bu verginin mevzuuna giren herhangi bir muamele dolayısıyla para ve senet verebilmek için evvelemirde verginin ödenmiş olduğuna dair vergi dairesinden verilmiş bir tasdikname taleb ederler. Tasdikname ibraz etmeyen hak sahiplerinin istihkaklarından, veraset yoluyla intikallerde yüzde beş, ivazsız intikallerde yüzde onbeş oranında vergi karşılığı olarak tevkifat yaptıktan sonra, bakiyesini verebilirler. Tevkifatı yapanlar, tevkif ettikleri parayı en geç bir hafta içinde bulundukları yerin mal sandığına yatırmaya ve keyfiyeti bağlı bulundukları vergi dairesine yazı ile bildirmeye mecburdurlar. Tevkifat yapmadan para ve senet verenlerle tevkif ettikleri parayı yukarıda belirtilen süre içinde mal sandığına yatırmayanlardan (Hakimler hariç), tevkif etmeye ve yatırmaya mecbur oldukları paralar Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre gecikme zammı tatbik edilerek tahsil edilir. Tevkifatı yapan ilgili kuruluşların, bu görevleri süresinde yerine getirmeyen sorumlularından, tevkif etmeye ve yatırmaya mecbur oldukları paraların %10'u oranında ayrıca ceza tahsil olunur." denilmektedir. Bu hükme göre, yukarıdaki maddede sayılan müessese ve kuruluşlar nezdinde bulunan para ve senetlerin varislere intikalinde öncelikle verginin ödendiğine dair bir tasdikname isteyecekler, tasdikname ibraz etmeyen varislerin istihkaklarından ise yüzde beş oranında tevkifat yapıldıktan sonra ödemede bulunabileceklerdir. Tevkif edilen paraları da en geç bir hafta içinde mal sandığına yatırarak durumu bağlı bulundukları vergi dairesine bildireceklerdir. Bu açıklamalar çerçevesinde, mudinin vefatı üzerine hesabında bulunan paranın banka şubelerince mirasçılara ödenmesi sırasında; mirasçılarca verginin ödendiğine dair ilgili vergi dairesinden alınan ilişiksiz belgesinin ibraz edilmesi halinde herhangi bir tevkifat yapılmaması ancak, ilişiksiz belgesinin ibraz edilmemesi durumunda daha sonra ödenecek vergiye mahsuben %5 oranında tevkifat yapıldıktan sonra kalan miktarın mirasçılara ödenmesi gerekmektedir. Ayrıca, tevkif edilen paranın en geç bir hafta içinde bağlı bulunulan vergi dairesine yatırılması zorunludur. 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 17 nci maddesinde sayılan müesseselerde istihkakı bulunanların bu istihkaklarına isabet eden vergiyi ödemek şartıyla alabilecekleri gibi mirasçılar isterlerse, banka mevduatını tevkifat yaptırmak suretiyle de alabileceklerdir. Yukarıdaki maddede sayılan müesseselerde istihkakı bulunanlara, bu madde uyarınca vergi tevkifatı yapılmamasını sağlamaya yönelik yazı (tasdikname) verilebilmesi için, mükellefler tarafından veraset ve intikal vergisi beyannamesinin verilmiş olması ve tasdikname istenilen para ve senetlerin bu beyannamede gösterilmiş bulunması, tahakkuk eden vergiden para ve senede isabet eden vergi tutarı ile vadesi geçmiş taksitlerin ödenmesi gerekmektedir. Ancak, ilişiksiz belgesinin ibraz edilmemesi durumunda ödenecek vergiye mahsuben % 5 oranında tevkifat yapıldıktan sonra kalan miktarın mirasçılara ödenmesinde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.

Soru 4 · 2011/1 · Harcama ve Servet Üzerinden Alınan Vergiler

Belli parayı ihtiva eden sözleşmelerin;
-değiştirilmesi,
- devri,
-süresinin uzatılması ve
-bozulması
işlemlerinde Damga Vergisi uygulamasını izah ediniz.

Komisyonun resmî cevabını gör

Belli parayı ihtiva eden sözleşmelerin; -Değiştirilmesi Değiştirme evvelce mevcut kağıttaki hükümlerinin bir veya bir kaçının yerine yenilerinin konulmasını ifade eder. Vergilendirilmiş kağıtta yer alan şartların, bedel, taraflar, uygulama esasları gibi hükümlerden bir veya birkaçını değiştirmek amacıyla düzenlenen mektup veya şerhler vergiye tabidir. Kağıtta başlangıçta uzlaşılan konularda yeni belirlemeler yapılmaktadır. Bir taşınmaz malın kiraya verilmesi nedeniyle düzenlenen mukavelenamede tespit edilen kira bedelini artırmak veya azaltmak veya süresini artırmak veya kısaltmak amacıyla bir değişiklik yapılması buna örnek teşkil eder. Diğer taraftan, I sayılı Tablo’da yazılı vergiye tabi kağıt üzerindeki değer artışı hangi şekilde yapılırsa yapılsın (şerh, mektup, ayrı kağıt düzenlenerek) vergilendirmede artış tutarı dikkate alınacaktır. Sözleşmelerdeki değer azalışı ise vergilendirilmeyecektir. Mukavelenamelerin değiştirilmesi, ek mukavele düzenlenmesi, mektup teatisi veya mukavele üzerine konulacak şerhlerle olur. 1-Kağıdın İhtiva Ettiği Bedelin Artırılması Kanunun 14. maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre, belli parayı ihtiva eden mukavelelerin değiştirilmesi halinde, kağıdın ihtiva ettiği bedelin tamamı değil, artan miktar aynı nispette vergiye tabi tutulacaktır. Burada artan miktar deyimi ile mukavelede yazılı belli para miktarında meydana gelen artış kastedilmektedir. Bu hükümle Kanun koyucu başlangıçta küçük miktarda bir mukavele yapılıp daha sonra ek bir mukavele ile artan miktarı da vergilendirmek suretiyle vergi kaçırmayı önlemeyi amaçlamıştır. Örneğin; bir ihale yapıldıktan sonra fiyatlarda meydana gelen artışlar dolayısıyla sözleşmede yapılan değişiklik ile fiyat artışı yapılmış ise, artan bedel ayni miktarda vergiye tabi olacaktır. Sözleşmedeki matrah artışı dikkate alınacak, değer azalışı ise vergilendirilmeyecektir. Danıştay 7. Dairesi E. 2000/2653, K. 2001/3107 sayılı Kararı’nda belli parayı ihtiva eden mukavelenamelerin değiştirilmesi halinde, arta kalan miktarın, aynı nispette vergiye tabi olacağına hükmetmiştir. 2-Sözleşmede Yer Alan Miktarın İndirilmesi Sözleşmenin ihtiva ettiği işlem bedeli her zaman artırılmayabilir. İstisnai olarak ta olsa bazen indirilmesi yoluna da gidilebilir. Damga Vergisi Kanununda sözleşmede bedeli artırımı konusunda açık bir hüküm bulunmasına karşılık indirimi durumunda yapılacak işlem konusunda herhangi bir hüküm yer almadığından, vergileme bakımından yapılacak bir işlem bulunmamaktadır. Sözleşme bedelinin indirilmesi dolayısıyla düzenlenen ek sözleşme artan bir değer içermediğinden dolayı damga vergisinin aranılmaması gerekmektedir. -Devri Kağıtta imzası bulunan taraflardan bir veya bir kaçının hakkını kısmen veya tamamen devretmek amacıyla mektup veya şerh düzenlenmesi vergiye tabidir Devir nedeniyle düzenlenecek kağıdın devredilen kısma binde 8,25 nispeti itibariyle tekabül eden verginin dörtte biri miktarında damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir. Örneğin inşaat işi ile ilgili olarak aktedilen sözleşmenin devri için düzenlenen ve devre muvafakat edenin imzasını da taşıyan devir sözleşmesinin 488 sayılı Kanun’un 14.maddesinin 2.fıkrası gereğince ilk mukaveledeki damga vergisinin ¼ ü nispetinde damga vergisine tabi tutulması gerektiği belirtilmiştir. Kanunun 14’üncü maddesinde ; “Belli parayı ihtiva eden mukavelenamelerin değiştirilmesi halinde artan miktar aynı nispette vergiye tabidir. Bunların devri halinde aslından alınan verginin dörtte biri alınır.” denilmektedir. Bu çerçevede belli bir parayı içeren sözleşmelerin devredildiği hallerde, aslından alınan verginin dörtte birinin alınacağı hüküm altına alınmakta, dolayısıyla daha önce ödenmiş bulunan vergi tutarı ile bağlantı kurulmaktadır. 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki “devir halinde aslından alınan verginin dörtte biri alınır” hükmü uyarınca sözleşme dolayısıyla evvelce ödenen Damga Vergisinin ¼ oranında tekrar damga vergisi ödenmesi gerekmekte olup, söz konusu Damga Vergisinin de, devir alan kiş tarafından ödenmesi gerekmektedir.

  • Süresinin Uzatılması

Damga Vergisi Kanunu’nun 14. maddesi hükmüne göre, mukavelenamelerin müddetinin uzatılması halinde ayni miktar veya nispette vergiye tabidir. Kanun koyucu alınacak vergi miktarı açısından mevcut bir mukavelenamenin süresinin uzatılması ile yeni bir mukavelename düzenlenmesi arasında bir fark gözetmemiştir. 1- Kağıt Hükümlerinin Uzatılması Halinde Ayni Miktar veya Nispette Damga Vergisine Tabidir Kağıdın hükümlerinin uzatılması, belli bir süre için düzenlenen ya da belli bir süre sonra sona ereceği anlaşılan kağıtta yer alan akit veya diğer hükümlerinin süresinin uzatılmasıdır. Herhangi bir hususu ispat veya belli edebilecek nitelikteki bir kağıtta hiçbir değişiklik yapılmaksızın süresinin uzatılması damga vergisine tabidir. 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı tablonun I. Akitlerle ilgili kağıtlar bölümünün l/a fıkrasında, belli parayı ihtiva eden mukavelenamelerin binde 8,25 nispetinde damga vergisine tabi olacağı, hükme bağlanmıştır. Vergiye tabi kağıtlar mahiyetinde bulunan veya onların yerini alan mektup ve şerhlerle, bu kağıtların hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine, devrine veya bozulmasına ilişkin mektup ve şerhler damga vergisine tabidir. Buna göre süresi uzatılan sözleşme ilişkin olarak belirlenen bedel üzerinden damga vergisi alınması gerekmektedir. 2- Kağıt Hükümlerinin Kendiliğinden Uzaması İşlemi Damga Vergisine Tabi Değildir Sözleşme metninde yer alan ve süre bitiminde, kendiliğinden uzaması sonucunu doğuran hükümler vergilendirilemez. Bazen kişiler arasında düzenlenen kağıtlarda yer alan sürenin dolması sonucunda tarafların itiraz etmemesi halinde, sürenin kendiliğinden uzayacağına dair hükümler yer almaktadır. Kira mukavelenamelerinde bu hükme sıkça rastlanılmamaktadır. Bu durumda süreli olarak düzenlenen ve süre dolması dolayısıyla ayni şartlarda mevcut kağıdın süresi uzamakta ve hükmünden tekrar yararlanılmakta ise de, herhangi bir kağıt düzenlenmediği için bu işlemin damga vergisine tabi tutulmaması gerekmektedir.

  • Bozulması

Kağıdı düzenleyenlerin, herhangi bir sebeple bu kağıtta yer alan hususlardan vazgeçmek, başka bir deyimle bu kağıdı tamamen ortadan kaldırmak amacıyla düzenledikleri mektup veya şerhler de damga vergisine tabidir. Belli parayı ihtiva eden fesihnameler binde 1,65 nispetinde damga vergisine tabidir. Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı gibi, kağıtların hükümlerinin yenilenmesi, uzatılması ,değiştirilmesi, devir veya bozulması dolayısıyla düzenlenen kağıtlar damga vergisine tabidir. Ancak vergileme konusu burada büyük önem taşır. Her şeyden önce yapılan bu değişikliklerle ayrıca yeni bir akit yapılıp yapılmamasına dikkat edilecektir. Vergileme için, ilgili kağıdın mahiyeti esas alınmakla beraber, verginin tutarı yapılan işlerin mahiyeti ve kağıdın nispi vergiye tabi olduğu hallerde değişebilmektedir.

Harcama ve Servet Üzerinden Alınan Vergiler dersinin diğer dönemleri

Aynı formatta 1045 çözümlü soru

Yeminli Mali Müşavirlik (YMM) Sınavı için ders ve konu seçerek çalışılıyor; her sorunun altında yazılı çözümü var. Ücretsiz indiriliyor.

YMM Sınavı uygulaması