Soru 1 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi Anayasa Mahkemesi- nin görev ve yetkileri arasında değildir?
- A)Kanunların ve kanun hükmünde kararname- lerin şekil ve esas bakımlarından Anayasa’ya uygunluğunu denetlemek
- B)Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün şekil ve esas bakımından Anayasa’ya uygunluğunu denetlemek
- C)Bireysel başvurulara olağan kanun yolu mercii olarak bakmak
- D)Anayasa değişikliklerinin yalnızca şekil bakı- mından Anayasa’ya uygunluğunu denetlemek.
- E)Cumhuriyet Başsavcı vekilini görevi ile ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatı ile yargıla- mak
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Anayasa’nın 148. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruları olağanüstü kanun yolu mercii olarak inceler. "Olağan kanun yolu" ifadesi yanlıştır; çünkü bireysel başvuru, yargılama sürecinde kullanılan normal itiraz yolları (temyiz, istinaf vb.) tüketildikten sonra başvurulabilen son çaredir. Bu nedenle C şıkkı görevler arasında yer almaz.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Anayasa Mahkemesi, kanun ve KHK’ların hem şekil hem esas bakımından Anayasa’ya uygunluğunu denetler (Doğru ifade). B) TBMM İçtüzüğü’nün şekil ve esas bakımından Anayasa’ya uygunluğu denetlenir (Doğru ifade). D) Anayasa değişikliklerinde sadece şekil denetimi yapılır, esasa girilmez (Doğru ifade). E) Yüce Divan sıfatıyla bazı üst düzey yetkilileri yargılama yetkisi vardır (Doğru ifade).
Bilinmesi gereken kural: Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurular, olağan değil olağanüstü bir kanun yoludur.
Soru 2 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi idari yargıda ilk ince- leme konuları arasında yer almaz?
- A)Ehliyet
- B)Husumet
- C)Görev ve yetki
- D)İdari merci tecavüzü
- E)Yürütmeyi durdurma talebi
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. İdari yargılama usulü hukuku ve ilgili Yargıtay kararlarına göre, dava açıldığında mahkeme önce davanın kabulü için gerekli olan şekli ve usuli şartları inceler. Bu ilk inceleme aşamasında; davacının ehliyeti (A), husumeti (B), mahkemenin görev ve yetkisi (C) ve idari merci tecavüzü (D) gibi usuli eksiklikler değerlendirilir. Bu unsurların eksik olması halinde dava usulden reddedilir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şunlardır: A şıkkı ehliyet, usuli şartlar arasında yer alır. B şıkkı husumet, usuli şartlar arasında yer alır. C şıkkı görev ve yetki, usuli şartlar arasında yer alır. D şıkkı idari merci tecavüzü, usuli şartlar arasında yer alır.
Yürütmeyi durdurma talebi (E), davanın esasına veya usulüne ilişkin bir ön inceleme konusu değil, davanın devamı sırasında veya açılışında istenebilen, davanın sonuçlanmasından bağımsız olarak değerlendirilen ayrı bir tedbir talebidir. Bu nedenle ilk inceleme konuları arasında yer almaz.
Bilinmesi gereken kural: İdari yargıda ilk inceleme, davanın usul açısından kabul edilebilirliğini sağlayan ehliyet, husumet, görev-yetki ve tecavüz gibi şartları kapsar; yürütmeyi durdurma ise bu kapsam dışındaki ayrı bir tedbir talebidir.
Soru 3 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Harcı eksik ödenerek açılmış bir davada, davacıya bu eksikliği tamamlaması için iki kez 30 günlük süre verilmiş, fakat eksiklik tamam- lanmamıştır. Bu durumda mahkeme nasıl bir karar verir?
- A)Davanın reddine
- B)Dilekçenin reddine
- C)Yürütmenin durdurulmasına
- D)Davanın açılmamış sayılmasına
- E)Dosyanın esastan incelenmesine
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. HMK’nın 116. maddesi uyarınca, harç eksikliği giderilmediğinde mahkeme, dosyayı esastan incelemek yerine davayı "açılmamış sayma" kararı verir. Bu karar, davanın usul yönünden geçersiz olduğunu ve mahkemenin konuya girmeyeceğini gösterir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Dava reddi, davanın esası yönünden geçersiz bulunması durumunda verilir, harç eksikliğinde uygulanmaz. B) Dilekçenin reddi, dilekçenin şekil ve şartlarını taşımadığı durumlarda yapılır, harç eksikliğinde değil. C) Yürütmenin durdurulması, icra ve iflas hukukuna özgü bir tedbir olup bu durumla ilgisi yoktur. E) Dosyanın esastan incelenmesi, harç eksikliği giderilmediğinde mahkemenin yapamayacağı bir işlemdir.
Bilinmesi gereken kural: HMK’ya göre, mahkeme harç eksikliğini iki kez 30 günlük süre vererek düzeltmeye çalışır; ancak eksiklik tamamlanmazsa mahkeme davayı "açılmamış sayma" kararı verir. Bu karar, davanın usul yönünden geçersiz olduğunu ve mahkemenin konuya girmeyeceğini gösterir.
Soru 4 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi eksik borç değildir?
- A)Kumar borcu
- B)Temerrüde düşülmüş borç
- C)Evlendirme aracılığı borcu
- D)Zaman aşımına uğramış borç
- E)Ahlaki ödevlerden doğan borç
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 198’e göre, "eksik borç", hukuki zorlama ile tahsil edilemeyen ancak doğal borç niteliği taşıyan ve ödenirse geri istenemeyen borçlardır. Temerrüde düşmüş borç ise hukuki geçerliliği tam olan, alacaklının icra yoluyla tahsil edebileceği tam borçtur. Dolayısıyla eksik borç kategorisine girmez.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir:
- A) Kumar borcu: Hukuki zorlamaya tabi değildir, doğal borçtur (eksik borç).
- C) Evlendirme aracılığı borcu: Hukuki geçerliliği yoktur, doğal borçtur (eksik borç).
- D) Zaman aşımına uğramış borç: Alacak hakkı düşer, ancak borç doğal borç haline gelir (eksik borç).
- E) Ahlaki ödevlerden doğan borç: Hukuki yaptırımı yoktur, doğal borçtur (eksik borç).
Bilinmesi gereken kural: Temerrüt, hukuki geçerliliği tam olan bir borcun ifa süresinin geçmesiyle oluşan bir durum olup, eksik borçlar ise başından itibaren hukuki zorlamaya tabi olmayan doğal borçlardır.
Soru 5 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi borç ilişkisinin unsurlarından edim ile ilgili olarak yanlış bir ifadedir?
- A)Şahsi edim olabilir.
- B)Belirlenebilir olmalıdır.
- C)Genel ahlaka aykırı olabilir.
- D)Hukuka aykırı olmamalıdır.
- E)Hukuken korunan bir menfaat olmalıdır.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Borç ilişkisinin geçerli olabilmesi için edimin hukuka ve genel ahlaka aykırı olmaması zorunludur. Türk Borçlar Kanunu’nun 26. maddesi, hukuka ve genel ahlaka aykırı edim içeren sözleşmelerin baştan itibaren geçersiz olduğunu açıkça hükme bağlar. Dolayısıyla, edimin genel ahlaka aykırı olabileceği iddiası hukuki gerçeklikle bağdaşmaz; bu durum sözleşmenin geçersizliğine yol açar.
Diğer şıkların analizi şöyledir: A) Edim, şahsi bir eylem veya edim de olabilir; bu ifade doğrudur. B) Edim, başlangıçta veya sonradan belirlenebilir olmalıdır; belirsizlik sözleşmeyi geçersiz kılar. D) Edim, hukuka aykırı olmamalıdır; bu ifade TBK’nın 26. maddesiyle uyumludur. E) Borç ilişkisi, hukuken korunan bir menfaati hedeflemelidir; bu da geçerlilik şartlarındandır.
Bilinmesi gereken kural: Hukuka ve genel ahlaka aykırı edim içeren borç ilişkileri baştan itibaren geçersizdir.
Soru 6 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Vasiyeti yerine getirme görevlisi, sulh hukuk hâkimi tarafından kendisine tebliğ edilen görevi belli bir süre reddetmediği takdirde kabul etmiş sayılır. Bu süre aşağıdakilerden hangisidir?
- A)5 gün
- B)15 gün
- C)25 gün
- D)45 gün
- E)55 gün
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 508. maddesi uyarınca, vasiyeti yerine getirme görevlisi, sulh hukuk hâkimine sunduğu dilekçeyle veya hâkimin kendisine tebliğ ettiği görevi 15 gün içinde reddetmediği takdirde, görevi kabul etmiş sayılır. Bu süre, görevlinin durumu değerlendirmesi ve karar vermesi için kanunen tanınmış usul süresidir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) 5 gün, bu özel görev için kanunda öngörülen yasal süre değildir. C) 25 gün, mevzuatta vasiyet görevi kabulü için geçerli bir süre olarak yer almaz. D) 45 gün, genel dava süreleriyle karıştırılmamalıdır; bu süre vasiyet görevi için çok uzundur. E) 55 gün, Türk Medeni Kanunu’nda bu bağlamda herhangi bir yasal dayanağı bulunmamaktadır.
Bilinmesi gereken kural: Vasiyeti yerine getirme görevlisi, görev tebliğinden itibaren 15 gün içinde açıkça reddetmezse, sessiz kalması görevi kabul ettiği anlamına gelir.
Soru 7 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Kabul beyanı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Kabul mutlaka açık olmalıdır.
- B)İcap beyanıyla kabul beyanının örtüşmesi gerekir.
- C)İcap muhatabının susması kural olarak ret anlamına gelir.
- D)Kabul beyanının, süresi içinde icabı yapana ulaşması gerekir.
- E)Önerinin geri alınması ile kabulün geri alınma- sı aynı kurallara tâbidir.
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 16/1’e göre kabul beyanı, icabın muhatabı tarafından icaba uygun şekilde yapılmasıyla gerçekleşir. Kanun, kabulün "açık" olmasını zorunlu kılmaz; aksine, icabın şartlarına uygun davranış veya susma (belirli hallerde) ile de kabul gerçekleşebilir. Bu nedenle "mutlaka açık olmalıdır" ifadesi hukuki olarak yanlıştır.
Diğer şıkların analizi şöyledir: B) Yanlıştır çünkü kabul, icabın kapsamı ve şartlarıyla örtüşmek zorundadır (TBK m. 16). C) Yanlıştır çünkü kural olarak susma, kabul değil, ret veya teklifin düşmesi anlamına gelir (TBK m. 17). D) Yanlıştır çünkü kabul, icabın belirlediği sürede veya makul sürede icab sahibine ulaşmalıdır (TBK m. 18). E) Yanlıştır çünkü teklifin geri alınması ve kabulün geri alınması, TBK’nın ilgili maddelerinde benzer ilkelerle (ulaşma anı) düzenlenmiştir (TBK m. 19, 20).
Bilinmesi gereken kural: Kabul beyanı, icaba uygun şekilde yapıldığı sürece açık veya kapalı (davranışla) olabilir; ancak icabın şartlarına aykırıysa yeni bir icap sayılır.
Soru 8 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
“Taraflar arasında yapılan sözleşme uyarınca A, Kırşehir’deki ambarında bulunan 10 ton buğdaydan 6 tonunu B’ye satma borcu altına girmiştir.” Buna göre B’nin borcunu ifa yeri aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Sözleşme ile kararlaştırılan yer
- B)İfa zamanında A’nın yerleşim yeri
- C)İfa zamanında B’nin yerleşim yeri
- D)Borç doğduğu anda A’nın yerleşim yeri
- E)Borç doğduğu anda B’nin yerleşim yeri
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 104/1 hükmüne göre, taraflar sözleşmede ifa yerini kararlaştırmışsa, ifa o yerde yapılır. Soruda "sözleşme uyarınca" ifadesi, tarafların yer konusunda açık bir anlaşmaya vardığını gösterir. Bu nedenle, kanuni varsayımlara (borçlunun veya alıcının yerleşim yeri) başvurmak yerine, tarafların iradesi esas alınır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: B şıkkı, taraflar yer kararlaştırmamışsa uygulanacak genel kuraldır (borçlunun yerleşim yeri). C şıkkı, alıcının yerleşim yeri, kanunda genel kural olarak öngörülmemiştir. D ve E şıklarında geçen "borç doğduğu anda" ifadesi yanlıştır; ifa yeri belirlenirken "ifa zamanındaki" yerleşim yeri esas alınır, borç doğduğu an değil.
Bilinmesi gereken kural: Taraflar sözleşmede ifa yerini kararlaştırmışsa, TBK m. 104 uyarınca ifa mutlaka sözleşmede belirlenen yerde yapılır; kanuni yerleşim yeri kuralı sadece taraflar yer belirlemediğinde devreye girer.
Soru 9 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi Borçlar Kanunu’na göre borcu sona erdiren nedenlerden değildir?
- A)Birleşme
- B)İbra
- C)Yenileme
- D)Zaman aşımı
- E)Takas
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. Borçlar Kanunu’nun 136. maddesi, borç ilişkisini sona erdiren nedenleri sayar. Bu madde kapsamında birleşme, ibra, yenileme ve takas açıkça yer alır. Dolayısıyla A, B, C ve E şıkları borcu sona erdiren geçerli nedenlerdir.
D şıkkı olan zaman aşımı ise borçluya karşı dava açma hakkını (dava hakkını) düşürür, ancak asıl borç ilişkisini ortadan kaldırmaz. Borç, zaman aşımına uğradıktan sonra da varlığını sürdürür; sadece mahkeme yoluyla tahsil edilemez hale gelir. Borçlunun iyi niyetle ödeme yapması durumunda, ödenen miktarın geri istenmesi de mümkün değildir. Bu nedenle zaman aşımı, borç ilişkisini sona erdiren bir neden olarak kabul edilmez.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Birleşme, alacaklı ile borçlunun aynı kişi olmasıyla borcu sona erdirir. B) İbra, alacaklının borcu silme iradesiyle borcu sona erdirir. C) Yenileme, eski borç ilişkisinin yeni bir borçla değiştirilmesiyle sona erer. E) Takas, karşılıklı alacakların birbirini karşılama suretiyle borcu sona erdirir.
Bilinmesi gereken kural: Zaman aşımı borç ilişkisini sona erdirmeyip sadece dava hakkını düşürür; Borçlar Kanunu’nda sayılan sona erme nedenleri ise birleşme, ibra, yenileme ve takastır.
Soru 10 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Malvarlığı veya işletmeyi devralanın mütesel- sil sorumluluğunun başlayacağı an aşağıdaki- lerden hangisidir?
- A)Borçların ifa anı
- B)Sözleşmenin yapıldığı an
- C)Hâkimin uygun gördüğü an
- D)Sözleşmenin onaylandığı an
- E)Bildirme veya ilanla duyurma anı
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 198. maddesi uyarınca, bir işletme veya malvarlığının devralınması halinde, devralan kişinin borçlardan müteselsilen sorumlu olabilmesi için bu durumun borçlulara bildirilmesi veya ilanla duyurulması gerekir. Yasal düzenleme, üçüncü kişilerin (borçluların) devri öğrenmesini ve buna göre hareket etmesini esas alır. Dolayısıyla sorumluluk, devir işleminin taraflar arasında geçerli olmasıyla değil, dışa yönelik duyurma anıyla başlar.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Borçların ifa anı, sorumluluğun başlangıcı değil, yerine getirilme zamanıdır. B) Sözleşmenin yapıldığı an, sadece taraflar arası hukuki bağ doğurur, üçüncü kişilere karşı etkisi yoktur. C) Hâkimin uygun gördüğü an, yasal bir başlangıç kriteri değildir ve takdir yetkisi bu bağlamda söz konusu değildir. D) Sözleşmenin onaylandığı an, resmi makamlarca onay alması durumunda dahi, borçlulara duyurulmadıkça müteselsil sorumluluk doğmaz.
Bilinmesi gereken kural: İşletme devrinde müteselsil sorumluluk, devrin borçlulara bildirilmesi veya ilanla duyurulması anında başlar.
Soru 11 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Genel haciz yoluyla takipte ödeme emrine iliş- kin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Ödeme emri, icra takip işlemidir.
- B)Ödeme emri, takip talebinden itibaren 3 gün içerisinde tanzim edilip borçluya gönderilir.
- C)Takip senede dayanıyorsa, senet altındaki imzaya ayrıca ve açıkça itiraz edilebileceği ihtar edilmez.
- D)Ödeme emrinde borçluya mal beyanında bu- lunma ihtarı yapılır.
- E)Yedi gün içerisinde borç ödenmez veya itiraz edilmezse takibe devam olunacağı ihtar edilir.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. İcra ve İflas Kanunu’nun 275. maddesi uyarınca, senede dayanan takiplerde ödeme emrinde, borçluya senet altındaki imzaya açıkça itiraz edebileceği ihtarının verilmesi zorunludur. Bu ihtarın eksik olması, itiraz süresinin başlamamasına ve takibin usulsüz olmasına neden olur. Dolayısıyla, bu ihtarın yapılmadığı iddiası yanlış bir ifadedir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu (yani doğru ifadeler olduğu): A) Ödeme emri, icra takibinin başlangıç aşamasıdır ve bir icra işlemidir. B) Kanun, takip talebinden itibaren 3 gün içinde ödeme emrinin düzenlenip tebliğ edilmesini öngörür. D) Ödeme emrinde, borçluya mal beyanında bulunma ihtarı mutlaka yer alır. E) Tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde borç ödenmez veya itiraz edilmezse takibe devam edileceği belirtilir.
Bilinmesi gereken kural: Senede dayanan icra takiplerinde, borçlunun imza itirazı hakkını kullanabilmesi için ödeme emrinde bu hususa açıkça ihtar verilmesi zorunludur; aksi halde itiraz süresi işlemeye başlamaz.
Soru 12 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
İcra hukukunda “şikâyet” ile ilgili olarak aşa- ğıda verilen bilgilerden hangisi doğrudur?
- A)Şikâyet, kural olarak, işlemin öğrenilmesin- den itibaren 5 gün içinde icra mahkemesine yapılmalıdır.
- B)Şikâyet yoluna sadece icra takibinin tarafları değil, işlemden zarar gördüğünü bildiren her kişi başvurabilir.
- C)İcra ve iflas dairelerinin, kendi yaptıkları işlem için şikâyet yoluna başvurmaları mümkündür.
- D)Şikâyet, icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı açılan bir davadır.
- E)Şikâyet, icra takibini kendiliğinden durdurur.
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. İcra ve İflas Kanunu’nun 36. maddesine göre, icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı şikâyet yoluna, sadece taraflar değil; işlemden zarar gördüğünü bildiren her kişi başvurabilir. Bu hüküm, şikâyet hakkının geniş bir субъекtifikasyonuna sahip olduğunu gösterir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Şikâyet süresi, işlemi yapan daire tarafından tebliğ edilen kararın öğrenildiği tarihten itibaren 7 gündür, 5 gün değil. C) İcra ve iflas daireleri kamu kurumu niteliğindedir ve kendi yaptıkları işlemlere karşı şikâyet yoluyla itiraz edemezler; bu yetki mahkemelerdedir. D) Şikâyet, normal bir dava değil, idari bir itiraz/yargılama yoludur ve özel usule tabidir. E) Şikâyet, icra takibini kendiliğinden durdurmaz; ancak şikâyetin kabulü halinde mahkeme, takibin durdurulmasına karar verebilir.
Bilinmesi gereken kural: İcra hukukunda şikâyet hakkı, işlemden zarar gördüğünü iddia eden üçüncü kişiler de dahil olmak üzere geniş bir kitleye tanınmıştır.
Soru 13 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi bir derneğin kamu yararına çalışan derneklerden sayılması husu- suna karar verecek olan makamdır?
- A)İçişleri Bakanlığı
- B)Bakanlar Kurulu
- C)Maliye Bakanlığı
- D)Millî Güvenlik Kurulu
- E)Danıştay İdari İşler Kurulu
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 2. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, kamu yararına çalışan derneklerden sayılmak için Bakanlar Kurulu’nun kararı gerekir. Bu yetki, derneğin faaliyetlerinin genel güvenlik ve kamu düzeni açısından değerlendirilerek özel bir statü kazanmasını sağlayan idari bir işlemdir. İçişleri Bakanlığı derneklerin kuruluş ve faaliyetlerine genel denetim yapar ancak bu özel statüyü vermez. Maliye Bakanlığı vergi ve mali denetimlerden sorumludur, statü belirleme yetkisi yoktur. Millî Güvenlik Kurulu stratejik güvenlik konularını görüşür, idari karar alma makamı değildir. Danıştay İdari İşler Kurulu ise idari davaları görür, ilk derece karar verici değildir. Dolayısıyla, kanunen bu kararı verecek tek yetkili makam Bakanlar Kurulu’dur.
Bilinmesi gereken kural: Kamu yararına çalışan dernek statüsü, 3713 sayılı Kanun’a göre Bakanlar Kurulu kararıyla verilir.
Soru 14 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen resmî sicillerden biri değildir?
- A)Gemi sicili
- B)Tapu sicili
- C)Hayvan rehni sicili
- D)Kişisel durum sicili
- E)Mülkiyeti saklı tutma sicili
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 30 ve devamında düzenlenen resmî siciller; Kişisel Durumlar Sicili, Tapu Sicili ve Ticaret Sicili’dir. Gemi sicili ise Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında, deniz ticareti hukukuna ait özel bir sicildir. Dolayısıyla TMK’nın düzenleme alanına girmez.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: B) Tapu sicili, TMK m. 30/a uyarınca gayrimenkul mülkiyetini gösteren temel resmî sicildir. C) Hayvan rehni sicili, TMK m. 30/c uyarınca hayvan rehni haklarını tescil eden resmi sicildir. D) Kişisel durum sicili, TMK m. 30/b uyarınca doğum, evlilik, ölüm gibi olayları kaydeder. E) Mülkiyeti saklı tutma sicili, TMK m. 30/d uyarınca mülkiyetin devredilmediği durumlarda tescil edilen resmi sicildir.
Bilinmesi gereken kural: TMK’da sadece Kişisel Durumlar, Tapu ve Ticaret sicilleri ile hayvan rehni ve mülkiyeti saklı tutma tescilleri yer alır; gemi sicili TTK’ya aittir.
Soru 15 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Taşınmazların olağan zaman aşımıyla kazanıl- ması ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Kazanacak olan kimse iyi niyetli olmalıdır.
- B)Bütün taşınmazların olağan zaman aşımıyla kazanılması mümkündür.
- C)Zilyetlik, davasız, aralıksız 10 yıl sürdürülme- lidir.
- D)Kazanacak olan kimse yolsuz tescille malik gözükmelidir.
- E)Olağan zaman aşımıyla taşınmazı kazanacak kişi malik sıfatıyla zilyet olmalıdır.
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 995 uyarınca, taşınmazlarda olağan zaman aşımıyla mülkiyet kazanabilmek için zilyedin iyi niyetli olması, malik sıfatıyla zilyet olması ve yolsuz tescille malik gözükmeye devam etmesi gerekir. Ayrıca zilyetliğin davasız ve aralıksız 10 yıl sürmesi şarttır. Dolayısıyla A, C, D ve E şıkları yasal şartları doğru şekilde ifade eder.
B şıkkı ise yanlıştır çünkü TMK m. 995/2 hükmü gereği, kamu malları, kütüphane, müze, kilise gibi dinî ve hayır amaçlı taşınmazlar ile tapu siciline kayıtlı diğer bazı özel nitelikli taşınmazlar olağan zaman aşımıyla kazanılamaz. Yani "bütün" taşınmazlar için geçerli bir kural değildir.
Bilinmesi gereken kural: Kamu malları ve özel nitelikli taşınmazlar zaman aşımıyla mülkiyet kazanımına konu olamaz.
Soru 16 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Sanayiye ait işlerde işçinin gece çalıştırılabil- mesi için kaç yaşını doldurmuş olması gerekir?
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca, 18 yaşını doldurmamış genç işçilerin gece çalıştırılması yasaktır. Sanayi işleri de bu genel yasağın kapsamına girer. Bu nedenle, bir işçinin sanayi işlerinde gece vardiyasında çalışabilmesi için mutlaka 18 yaşını tamamlamış olması gerekir. Yasal düzenleme, genç işçilerin fiziksel ve ruhsal gelişimini korumayı amaçlar.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) 15 yaş, işe giriş için asgari yaş sınırıdır ancak gece çalışması için yeterli değildir. B) 16 yaş, bazı hafif işlerde istisnai durumlar dışında gece çalışması için yasal bir sınır değildir. C) 17 yaş, henüz reşit olunmadığı için gece çalışması yasaktır. E) 21 yaş, gece çalışması için yasal bir üst sınır veya özel bir gereklilik değildir.
Bilinmesi gereken kural: 4857 sayılı İş Kanunu’na göre, 18 yaşını doldurmamış genç işçilerin hiçbir koşulda gece çalıştırılması yasaktır.
Soru 17 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi anonim şirketlerde genel kurulun görevi değildir?
- A)Yönetim kurulunun ibrası
- B)Kâr dağıtımına karar verilmesi
- C)Ana sözleşmenin değiştirilmesi
- D)Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı
- E)Borca batıklık durumunda mahkemeye bildi- rimde bulunulması
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 376/1-b uyarınca, anonim şirketlerde borca batıklık durumunda mahkemeye bildirimde bulunma yükümlülüğü yönetim kuruluna aittir. Genel kurulun bu görevi yoktur; dolayısıyla E şıkkı genel kurulun görevi değildir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Yönetim kurulunun ibrası, TTK m. 376/1-f uyarınca genel kurulun açıkça belirtilen görevlerindendir. B) Kâr dağıtımına karar verilmesi, TTK m. 297 uyarınca genel kurulun temel yetkilerindendir. C) Ana sözleşmenin değiştirilmesi, TTK m. 376/1-c uyarınca genel kurulun yetki alanındadır. D) Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı, TTK m. 376/1-h uyarınca genel kurulun onayına tabi bir görevdir.
Bilinmesi gereken kural: Borca batıklık durumunda mahkemeye bildirimde bulunma yükümlülüğü yönetim kuruluna aittir, genel kurulun görevi değildir.
Soru 18 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Ticareti terk eden tacir bu durumun tescili için ticaret sicil müdürlüğüne ne kadar süre içeri- sinde müracaat etmek zorundadır?
- A)15 gün
- B)1 ay
- C)2 ay
- D)3 ay
- E)6 ay
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 42. maddesi, tacirin ticaretini terk etmesi halinde, bu durumu ticaret siciline tescil ettirmek için 15 gün içinde ticaret sicil müdürlüğüne müracaat etmesi gerektiğini açıkça hükme bağlar. Bu süre, tacirin ticaretini sona erdirdiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şunlardır: B) 1 aylık süre, kanunda öngörülen 15 günlük zorunlu süre ile uyuşmaz. C) 2 aylık süre, mevzuatta bu tür tescil işlemleri için öngörülen bir süre değildir. D) 3 aylık süre, ticaretin terkine ilişkin tescil yükümlülüğü için yasal olarak kabul edilmemiştir. E) 6 aylık süre, ticaretin terkine ilişkin tescil başvurusu için tanımlanan yasal süre ile bağdaşmaz.
Bilinmesi gereken kural: Tacir, ticaretini terk ettiğinde bu durumu tescil ettirmek için ticaret sicil müdürlüğüne kesinlikle 15 gün içinde başvurmak zorundadır.
Soru 19 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Yönetim kurulu ile anonim şirket arasındaki ilişki kural olarak nasıl bir ilişkidir?
- A)Hizmet sözleşmesi
- B)İstisna sözleşmesi
- C)Vekâlet sözleşmesi
- D)Şirket sözleşmesi
- E)Sahiplik sözleşmesi
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 362/1 uyarınca, yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasındaki ilişki, tarafların sözleşmesel düzenlemesine rağmen kanuni olarak vekâlet sözleşmesine tabidir. Bu hüküm, yönetim kurulu üyelerinin şirket lehine hareket etme, bilgi edinme ve raporlama yükümlülüklerinin temelini oluşturur. Vekâlet sözleşmesi niteliği, üyelerin şirket adına işlem yapma yetkisini ve sorumluluğunu netleştirir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir:
- A) Hizmet sözleşmesi: Yanlıştır, çünkü TTK m. 362 açıkça ilişkinin hizmet sözleşmesi değil, vekâlet sözleşmesi olduğunu hükme bağlar.
- B) İstisna sözleşmesi: Yanlıştır, çünkü kanun koyucu bu ilişkiyi istisna sözleşmesi olarak nitelendirmemiştir.
- D) Şirket sözleşmesi: Yanlıştır, çünkü şirket sözleşmesi ortaklar arasındaki ilişkiyi düzenler, yönetim kurulu ile şirket arasındaki iç ilişkiyi değil.
- E) Sahiplik sözleşmesi: Yanlıştır, çünkü böyle bir hukuki kavram ve sözleşme türü TTK’da mevcut değildir.
Bilinmesi gereken kural: Yönetim kurulu üyeleri ile anonim şirket arasındaki hukuki ilişki, tarafların iradesinden bağımsız olarak kanunen vekâlet sözleşmesi niteliğindedir.
Soru 20 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
El değiştirme yeteneği (tedavül kabiliyeti) en az olan kıymetli evrak aşağıdakilerden hangi- sidir?
- A)Çek
- B)Bono
- C)Emre yazılı senet
- D)Nama yazılı senet
- E)Hamiline yazılı senet
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 725’e göre, nama yazılı senetler ancak yazılı devir (ced ve kabul) ile el değiştirir. Bu süreç, alacaklının ve borçlunun kimliklerinin sabit kalmasını gerektirdiğinden, senedin piyasa dolaşımını (tedavülünü) en kısıtlı hale getirir. Diğer senet türlerinde ise devir, daha basit usullerle (mesela çek ve bonoda imza ile) veya hiç imza gerekmeden (hamiline yazılıda) gerçekleşebilir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Çek, imza ile kolayca devredilebilen bir emre yazılı senettir. B) Bono, emre veya nama yazılabilecek olup emre yazılıysa kolay devredilir. C) Emre yazılı senetler, cebri devir usulüyle (imza) geniş kitlelere aktarılabilir. E) Hamiline yazılı senetler, teslimle birlikte en kolay el değiştiren senet türüdür.
Bilinmesi gereken kural: Nama yazılı senetlerde alacaklı kimliğinin korunması amacıyla devir işlemi en sıkı kurallara tabi tutulmuş, bu nedenle tedavül kabiliyeti en düşük olan senet türüdür.
Soru 21 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Anonim şirketlerde ibra hususunda aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
- A)İbra kararına karşı iptal davası açılamaz.
- B)İbra açık olabileceği gibi örtülü de olabilir.
- C)Bilançonun onaylanması aksine hüküm yoksa ibra sonucunu doğurur.
- D)İbra kararı basit toplantı ve karar yeter sayıla- rına tabidir.
- E)İbra kararı daha sonra bir genel kurul kararıyla ortadan kaldırılamaz.
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 568/2 hükmüne göre, genel kurulun yönetim kuruluna ibra etmesi, bu kararın iptali davası açılmasını engellemez. Dolayısıyla "iptal davası açılamaz" ifadesi hukuka aykırıdır.
Diğer şıkların yanlışlık gerekçeleri şöyledir: B) İbra, açık beyan veya bilançonun onaylanması gibi örtülü yollarla da gerçekleşebilir (TTK m. 568/1). C) Bilançonun onaylanması, tarafların aksine anlaşması yoksa doğrudan ibra sonucunu doğurur (TTK m. 568/1). D) İbra kararı, genel kurul kararlarında aranan özel çoğunluk şartı olmaksızın basit toplantı ve karar yeterliliğine tabidir (TTK m. 568/2). E) İbra kararı, genel kurulun sonraki bir toplantısında yeni bir karar alınarak geri alınabilir veya ortadan kaldırılabilir.
Bilinmesi gereken kural: İbra kararı iptal edilebilir niteliktedir ve daha sonraki bir genel kurul tarafından geri alınabilir; bu kararlar basit çoğunlukla alınır.
Soru 22 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi anonim şirket genel kurulunun devredilemez yetkilerinden biri değildir?
- A)İstisnalar hariç şirketin feshine karar vermek
- B)Şirkete müdür, ticari temsilci vb. atamak
- C)İstisnalar hariç denetçilerin seçimi
- D)Yönetim kurulu üyelerinin seçimi
- E)Ana sözleşmenin değiştirilmesi
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. TTK m. 395 uyarınca, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin seçimi, denetçilerin seçimi (istisnalar hariç), feshedilmesine karar verilmesi (istisnalar hariç) ve ana sözleşme değişiklikleri genel kurulun devredilemez yetki alanına girer. Bu yetkiler, şirketin temel yapısını ve denetim mekanizmasını oluşturduğu için kanunla genel kurula saklı tutulmuştur.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Şirketin feshi, TTK m. 395/1-c uyarınca genel kurulun devredilemez yetkisidir. C) Denetçilerin seçimi, TTK m. 395/1-b uyarınca genel kurulun devredilemez yetkisidir. D) Yönetim kurulu üyelerinin seçimi, TTK m. 395/1-a uyarınca genel kurulun devredilemez yetkisidir. E) Ana sözleşme değişikliği, TTK m. 395/1-d uyarınca genel kurulun devredilemez yetkisidir.
Bilinmesi gereken kural: Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeleri, denetçiler, feshedilme ve ana sözleşme değişikliği gibi temel hususlar TTK m. 395 gereği genel kurulun devredilemez yetkisi olup; müdür ve ticari temsilci atama yetkisi ise yönetim kuruluna aittir.
Soru 23 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Çekte ibraz süreleri bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Çek düzenlendiği yerde ödenecekse 10 gündür.
- B)Çek düzenlendiği ülke ile aynı kıtadaki başka bir ülkede ödenecekse 1 aydır.
- C)Çek düzenlendiği yerden başka yerde ödene- cekse 1 aydır.
- D)Çek düzenlendiği ülke ile farklı kıtadaki başka bir ülkede ödenecekse 3 aydır.
- E)Çek düzenlendiği yerden başka yerde ödene- cekse 15 gündür.
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Soru, çekte ibraz sürelerine ilişkin 4756 sayılı Çek Kanunu’nun 4. maddesini sorgulamaktadır. Bu maddeye göre, çek düzenlendiği yerde ödenecekse ibraz süresi 10 gündür (A şıkkı doğrudur). Çek, düzenlendiği yerden başka bir yerde ödenecekse; aynı kıtada ise 1 ay, farklı kıtada ise 3 ay içinde ibraz edilmelidir.
E şıkkı, çekin düzenlendiği yerden başka yerde ödeneceği durumdaki süreyi "15 gün" olarak belirtmektedir. Oysa kanun, bu genel durum için (kıta ayrımı gözetmeksizin ilk aşamada) 1 ay veya 3 ay öngörmüştür. Dolayısıyla E şıkkı mevzuata aykırıdır ve sorunun "yanlış olan" ifadesini karşıladığı için doğru cevaptır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu (yani neden doğru ifade olduğu):
- B Şıkkı: Aynı kıtadaki başka bir ülkede ödenen çekler için ibraz süresi kanunen 1 aydır; ifade doğrudur.
- C Şıkkı: Düzenlendiği yerden başka yerde (aynı kıtada) ödenecekse süre 1 aydır; ifade doğrudur.
- D Şıkkı: Farklı kıtadaki başka bir ülkede ödenen çekler için ibraz süresi kanunen 3 aydır; ifade doğrudur.
Bilinmesi gereken kural: Çekte ibraz süreleri; çekin düzenlendiği ve ödeneceği yerlerin aynı kıtada olup olmamasına göre 10 gün, 1 ay veya 3 ay olarak değişir.
Soru 24 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdaki şekli unsurlardan hangisi, tüm kam- biyo senedi türlerinde bulunması zorunlu bir şekli unsur değildir?
- A)İmza
- B)Düzenleme tarihi
- C)Lehtarın adı soyadı
- D)(Senedin türüne göre) Kayıtsız şartsız bir be- delin ödenmesi vaadi veya havalesi
- E)Senet metninde kambiyo senedi olduğunu ve türünü gösterir poliçe, bono veya çek kelimesi- nin bulunması
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Kambiyo senetleri (poliçe, bono, çek) için 604 sayılı Borçlar Kanunu ve ilgili uluslararası standartlar, senedin geçerliliği için belirli şekli unsurların eksiksiz bulunmasını şart koşar. Bu unsurlar arasında düzenleyenin imzası, "kambiyo senedi" ifadesi, ödeme vaadi/havaleli emri, düzenleme tarihi ve ödeme yeri yer alır. Ancak, lehtarın (alacaklının) adı soyadı tüm kambiyo senetlerinde zorunlu değildir. Özellikle poliçelerde "emir senedi" özelliği gereği, lehtarın adı yerine "emir" ibaresi veya boş bırakılması (hamiline düzenleme) mümkündür. Bono ve çeklerde de lehtarın adı açıkça yazılmadığında, senet hamiline düzenlenmiş sayılır ve geçerliliğini korur. Dolayısıyla, lehtarın adı soyadı senedin geçerliliği için mutlak bir şekil şartı değildir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) İmza, senedin varlığını ve düzenleyicinin sorumluluğunu gösteren en temel zorunlu unsurdur. B) Düzenleme tarihi, borçlunun sorumluluk süresini ve faiz hesaplamasını belirlediği için zorunludur. D) Kayıtsız şartsız ödeme vaadi veya havalesi, kambiyo senedinin özünü oluşturan zorunlu unsurdur. E) Senedin türünü belirten ibare (poliçe, bono, çek), senedin hukuki niteliğini ve uygulanacak kuralları netleştirdiği için zorunludur.
Bilinmesi gereken kural: Kambiyo senetlerinde lehtarın adı soyadı yazılmadığında senet hamiline düzenlenmiş sayılır; bu durum senedin geçerliliğini zedelemez.
Soru 25 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi limited şirketlerin sona erme nedenlerinden biri değildir?
- A)İflasın açılması
- B)Genel kurul kararı
- C)Ortaklardan birinin ölmesi
- D)Zorunlu organlardan birinin yokluğu
- E)Mahkemece haklı nedenle feshe karar verilmesi
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 566 uyarınca limited şirketler, ortaklardan birinin ölümü, kısıtlanması veya iflası gibi hallerde otomatik olarak sona ermez. Bu durumlar, diğer ortakların şirketin devamına karar vermesi veya tescil edilerek devam etmesi halinde şirket varlığını sürdürmeye devam eder. Dolayısıyla ölüm, limited şirket için zorunlu bir sona erme nedeni değildir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) İflasın açılması, TTK’ya göre şirketin sona erme nedenlerinden biridir. B) Genel kurul kararı, ortakların iradesiyle sona erme geçerli bir yoldur. D) Zorunlu organlardan birinin yokluğu, şirketin faaliyetini engelleyerek sona erme nedeni sayılır. E) Haklı nedenle fesih, mahkeme kararıyla şirketin sona ermesini sağlayan yasal bir sebeptir.
Bilinmesi gereken kural: Limited şirketlerde ortak değişikliği (ölüm, iflas vb.) şirketin otomatik sona ermesine yol açmaz; aksine şirket, diğer ortakların devam kararıyla varlığını sürdürmeye devam eder.
Soru 26 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi ticari işletmenin un- surlarından birisi değildir?
- A)Üretim yapılması
- B)Faaliyetin sürekli olması
- C)Faaliyetinin bağımsız olması
- D)Esnaf faaliyeti sınırının aşılması
- E)Gelir elde etmenin hedeflenmesi
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Ticari işletme, Türk Ticaret Kanunu’na göre, ticari işlemlerin yürütülmesi amacıyla kurulan, sürekli, bağımsız ve gelir elde etmeyi hedefleyen ekonomik birimdir. Kanun’da ticari işletmenin unsurları arasında "üretim yapılması" zorunlu kılınmamıştır. Hizmet sunan veya alım-satım yapan işletmeler de ticari işletme sayılır; dolayısıyla üretim, zorunlu bir unsur değildir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: B) Faaliyetin sürekliliği, ticari işletmenin temel niteliklerinden biridir. C) Bağımsızlık, işletmenin kendi kararlarıyla hareket etmesini gerektirir. D) Esnaf sınırı, ticari işletmenin hukuki statüsünü belirleyen önemli bir sınırdır. E) Gelir elde etme amacı, ticari faaliyetin varlık nedenidir.
Bilinmesi gereken kural: Ticari işletmenin zorunlu unsurları süreklilik, bağımsızlık ve gelir hedefidir; üretim yapılması şart değildir.
Soru 27 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi bir vergi borcunun doğması için ön şart niteliğindedir?
- A)Tarh
- B)Tebliğ
- C)Tahakkuk
- D)Beyanname verme
- E)Bir vergi kanununun bulunması
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Vergi hukukunun temel prensibi "Kanunilik İlkesi"dir. Vergi Borçları Kanunu (VBK) Madde 2’ye göre, vergi borcu ancak bir vergi kanunu ile öngörülürse doğar. Yani, devletin vergi alacaklı olabilmesi için öncelikle bu borcu yaratacak bir kanunun varlığı şarttır. Kanun yoksa, ne tarh ne de tebliğ işlemi geçerli bir vergi borcu doğurabilir. Bu nedenle, vergi borcunun varlığı için en temel ve ön şart yasal dayanak olan vergi kanununun bulunmasıdır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şunlardır:
- A) Tarh: Vergi borcunun miktarının belirlenmesi işlemidir, borcu doğurmaz.
- B) Tebliğ: Tarh veya beyanname işlemlerinin vergi mükellefine duyurulmasıdır, borç kaynağı değildir.
- C) Tahakkuk: Vergi borcunun hukuki olarak oluştuğu andır, ancak bunun için önce kanun olmalıdır.
- D) Beyanname verme: Mükellefin vergi beyan etme yükümlülüğüdür, borcu doğuran asıl neden değildir.
Bilinmesi gereken kural: Vergi borcu, ancak bir vergi kanununun bulunması halinde doğar; diğer işlemler sadece bu borcu tespit veya tahsil sürecine dahil eder.
Soru 28 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi bağlayıcılık yönün- den diğerlerinden farklı bir kaynaktır?
- A)Tüzük
- B)Mukteza
- C)Yönetmelik
- D)Tebliğ
- E)Uluslararası Antlaşma
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B seçeneğidir. Soru, hukuki bağlayıcılık kaynağı olan normlar ile idari iç yazışmalar arasındaki farkı test etmektedir.
Neden Doğru? Tüzük, Yönetmelik, Tebliğ ve Uluslararası Antlaşma, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ve Anayasa’ya göre hukuki bağlayıcılığı olan normatif belgelerdir (kanun altı veya uluslararası hukuk kaynağı). Bunlar, belirsiz kişilere yönelik genel ve soyut hükümler içerir ve uymak zorunludur. Ancak Mukteza, Bakanlar Kurulu veya ilgili bakanlık tarafından verilen, belirli bir kişi veya kurum için çıkarılan, iç idari nitelikli ve bağlayıcılığı olmayan bir yazışma türüdür. Dolayısıyla diğerleri hukuki kaynak iken, Mukteza değildir.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- A) Tüzük: Kanunların uygulanmasını düzenleyen, bağlayıcılığı olan bir yönetmelik türüdür.
- C) Yönetmelik: Kanun ve tüzüklere aykırı olmamak kaydıyla bağlayıcılığı olan bir alt normdur.
- D) Tebliğ: Mevcut mevzuatı açıklayan, uygulayıcıları bağlayan idari bir düzenlemedir.
- E) Uluslararası Antlaşma: Onaylanarak yürürlüğe girdiğinde iç hukukta bağlayıcılığı olan bir kaynaktır.
Bilinmesi gereken kural: Mukteza, belirli bir olaya yönelik iç idari yazışma olup hukuki bağlayıcılığı olan bir norm kaynağı değildir.
Soru 29 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
Vergi Usul Kanunu’na göre aşağıdakilerden hangisi bir vergilendirme hatası değildir?
- A)Mevzuda hata
- B)Mükellefiyette hata
- C)Vergi miktarında hata
- D)Mükellefin şahsında hata
- E)Vergilendirme döneminde hata
Çözümü göster — doğru cevap C
Vergi Usul Kanunu (VUK) Md. 114’e göre, vergilendirme hataları üç temel başlıkta toplanır: Mükellefiyette hata, mevzuda hata ve vergi miktarında hata. Bu nedenle A, B ve C şıkları doğrudan kanunda sayılan vergilendirme hatalarıdır. D şıkkındaki "mükellefin şahsında hata" ise VUK’da "vergilendirme hatası" olarak tanımlanmamıştır; bu durum genellikle mükellef kimliğinin yanlış tespit edilmesiyle ilgili olup, hukuki niteliği ve düzeltme usulü farklılık gösterebilir. E şıkkındaki "vergilendirme döneminde hata" ise VUK Md. 114/1-d uyarınca açıkça "vergilendirme hatası" kapsamında yer alır. Dolayısıyla, kanunda açıkça "vergilendirme hatası" olarak sayılmayan tek seçenek D şıkkıdır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Mevzuda hata, VUK Md. 114/1-b uyarınca açıkça vergilendirme hatasıdır. B) Mükellefiyette hata, VUK Md. 114/1-a uyarınca açıkça vergilendirme hatasıdır. C) Vergi miktarında hata, VUK Md. 114/1-c uyarınca açıkça vergilendirme hatasıdır. E) Vergilendirme döneminde hata, VUK Md. 114/1-d uyarınca açıkça vergilendirme hatasıdır.
Bilinmesi gereken kural: VUK Md. 114’e göre vergilendirme hataları sadece mükellefiyette, mevzuda, vergi miktarında ve vergilendirme döneminde yapılan hatalardır; "mükellefin şahsında hata" bu kapsamda yer almaz.
Soru 30 · 2014/3 · Genel Hukuk Mevzuatı
I- Bakanlar Kurulu II- Maliye Bakanlığı III- Başbakanlık IV- Milli Güvenlik Kurulu Yukarıdakilerden hangisi/hangileri vergilerin muafiyet ve istisnalarında değişiklik yapabilir?
- A)Yalnız I
- B)Yalnız II
- C)I, II ve III
- D)I, III ve IV
- E)I ve IV
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Vergi usul kanunları ve ilgili özel kanunlar uyarınca, vergilerin muafiyet ve istisnalarında değişiklik yapma yetkisi anayasal ve yasal olarak doğrudan Bakanlar Kurulu'na aittir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve diğer vergi kanunları, bu tür düzenlemelerin yürütme organı nezdinde toplanmasını öngörür. Bu nedenle, sadece Bakanlar Kurulu bu yetkiye sahiptir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: II. şıkta yer alan Maliye Bakanlığı, teklif hazırlama yetkisine sahip olsa da nihai karar verme yetkisi yoktur. III. şıkta yer alan Başbakanlık (artık var olmayan bir yapı olsa da soru bağlamında), vergi muafiyeti değiştirme yetkisine sahip değildir. IV. şıkta yer alan Milli Güvenlik Kurulu, ulusal güvenlik konularını görüşen bir kurul olup vergi mevzuatı üzerinde değişiklik yapma yetkisi bulunmamaktadır.
Bilinmesi gereken kural: Vergi muafiyet ve istisnalarında değişiklik yapma yetkisi, kanunla Bakanlar Kurulu’na devredilmiş olup, bu yetki diğer idari birimlere ait değildir.