Soru 1 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Kazanılmış haklara saygı ilkesi aşağıdaki ilkelerden hangisinin bir gereğidir?
- A)Kanunilik ilkesi
- B)Hukuk devleti ilkesi
- C)Sosyal devlet ilkesi
- D)Kanunların genelliği ilkesi
- E)Demokratik devlet ilkesi
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. Kazanılmış haklara saygı ilkesi, Hukuk Devleti İlkesi'nin temel taşlarından biridir. Anayasa Mahkemesi içtihatları ve hukuk doktrinine göre, hukuk devleti; hukukun üstünlüğü, temel hakların korunması ve kazanılmış hakların güvence altına alınması anlamına gelir. Devlet, bireylerin yasal yollarla elde ettiği hakları keyfi olarak elinden alamaz. Bu nedenle kazanılmış haklar, hukuk devletinin istikrar ve adalet arayışının doğrudan bir sonucudur.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Kanunilik ilkesi, idarenin kanuna bağlılığını ifade eder, kazanılmış haklarla doğrudan eşdeğer değildir. C) Sosyal devlet ilkesi, devletin sosyal adaleti ve refahı hedeflemesini esas alır. D) Kanunların genelliği ilkesi, hukuk kurallarının soyut ve genel olması gerektiğini belirtir. E) Demokratik devlet ilkesi, egemenliğin millete ait olduğunu ve çoğulcu yapıyı vurgular.
Bilinmesi gereken kural: Kazanılmış haklara saygı, hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez bir bileşenidir ve devletin keyfi müdahalesine karşı bireyleri koruyan en önemli güvencedir.
Soru 2 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Bir şahsın fiil ve muamelelerinin sebebini, sonuçlarını, kapsam ve etkilerini anlama ve bunlara uygun olarak hareket etme iktidarına ne ad verilir?
- A)Fiil ehliyeti
- B)Hak ehliyeti
- C)Temyiz kudreti
- D)Haksız fiil ehliyeti
- E)Hukuki muamele ehliyeti
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Soruda tanımlanan kavram, Temyiz Kudretidir. Türk Medeni Kanunu (TMK) madde 26’ya göre, bir kimsenin fiil ve muamelelerinin sebebini, sonuçlarını, kapsam ve etkilerini anlama ve bunlara uygun hareket etme iktidarına temyiz kudreti denir. Bu yeti, kişinin sorumluluk alabilmesi için öncelikle sahip olması gereken zihinsel olgunluktur.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir:
- A) Fiil ehliyeti: Temyiz kudretine sahip olmanın yanı sıra, kanunla belirlenen yaş şartını da taşımak demektir; tanım sadece zihinsel anlama yetisini içerir.
- B) Hak ehliyeti: Her insanın doğumdan itibaren sahip olduğu hak ve borçlara konu olma yetisidir; zihinsel bir değerlendirme gerektirmez.
- D) Haksız fiil ehliyeti: Zarar verme eyleminin hukuki sonuçlarını anlama yetisidir; genel muamele ehliyetinden farklı bir alt kavramdır.
- E) Hukuki muamele ehliyeti: Tam fiil ehliyetine sahip olmak demektir; tanımda belirtilen temel zihinsel yetkinlikten daha kapsamlıdır.
Bilinmesi gereken kural: Temyiz kudreti, fiil ehliyetinin temel taşıdır; ancak tam fiil ehliyeti için temyiz kudretinin yanı sıra yasal yaş şartının da gerçekleşmesi gerekir.
Soru 3 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının turizmi geliştirme amacıyla kamulaştırma yapması durumunda ortaya çıkan hukuka aykırılık türü aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Kişi yönünden yetkisizlik
- B)Konu yönünden yetkisizlik
- C)Yer yönünden yetkisizlik
- D)Zaman yönünden yetkisizlik
- E)Yetki saptırması
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B'dir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve ilgili mevzuata göre, turizmi geliştirme amacıyla kamulaştırma yetkisi doğrudan Büyükşehir Belediyesi'ne aittir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ise bu konuda yetkili bir idare değildir. İdarenin, kanunen kendisine tanınmayan yetkiyi kullanması, hukuk düzeninde konu yönünden yetkisizlik olarak nitelendirilir. Yetki saptırması (E şıkkı) ise yetkili olan idarenin, yetkisini başka bir amaçla kullanmasıdır; burada ise yetki tamamen başkasındadır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri:
- A (Kişi yönünden): Yetkili idarenin, yetkili olmayan bir kişi veya makam tarafından kullanılması durumudur.
- C (Yer yönünden): İdarenin coğrafi sınırları dışındaki bir alanda işlem yapmasıdır.
- D (Zaman yönünden): İdarenin yetkisinin sona ermesinden sonra işlem yapmasıdır.
Bilinmesi gereken kural: Kanunen kendisine tanınmayan yetkiyi kullanan idare, konu yönünden yetkisizlik nedeniyle işlemi geçersiz kılar.
Soru 4 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
İdarenin bir yetkisinin belli bir yönde kullanılmasının yasada açık ve emredici bir biçimde düzenlenmesi aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Yetkide parelellik
- B)Hiyerarşik yetki
- C)Takdir yetkisi
- D)Bağlı yetki
- E)Yetki devri
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. İdare hukukunda, kanunların idareye tanıdığı yetkinin kullanımı sırasında idari mercilerin herhangi bir değerlendirme yapmasına izin vermediği, yasanın açıkça ve emredici şekilde ne yapılması gerektiğini belirlediği durum Bağlı Yetki olarak adlandırılır. Bu durumda idare, hukuka aykırı bir işlem yapmamak zorundadır; yani takdir payı yoktur.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Yetkide paralellik, yetki ile sorumluluğun aynı mercide toplanması ilkesidir, yetki kullanımının kısıtlanmasıyla ilgili değildir. B) Hiyerarşik yetki, üst birimlerin alt birimler üzerindeki komuta ve denetim yetkisidir. C) Takdir yetkisi, tam tersine idarenin belirli ölçüler içinde seçim ve değerlendirme yapabildiği durumdur. E) Yetki devri, yetkinin bir merciden başka bir mercise aktarılmasıdır.
Bilinmesi gereken kural: Yasada açık ve emredici düzenleme varsa idarede takdir payı kalmaz, bu durum bağlı yetkiyi doğurur.
Soru 5 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
İdari Yargılama Usulü Kanununa göre yürütmeyi durdurma kararı kaç gün geçerlidir?
- A)7 gün
- B)15 gün
- C)30 gün
- D)60 gün
- E)Yürütmeyi durdurma kararı belirli bir süreye bağlı değildir.
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. 27/1 hükmüne göre, yürütmeyi durdurma kararı, esas hakkında verilen karar kesinleşene kadar veya yürütmeyi durdurma kararının kaldırılmasına dair karar verilene kadar geçerlidir. Yani kararın süresi, esas kararına veya mahkemenin kararı kaldırana kadar otomatik olarak devam eder; sabit bir gün sayısı (7, 15, 30 veya 60 gün gibi) öngörülmemiştir. Bu nedenle A, B, C ve D şıkları mevzuata aykırıdır ve yanlıştır.
Bilinmesi gereken kural: Yürütmeyi durdurma kararının geçerlilik süresi sabit değildir; esas karar kesinleşene veya karar kaldırılana kadar devam eder.
Soru 6 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Hakim önüne gelen hukuki ihtilafı çözerken kanun boşluğu ile karşılaştığı takdirde ilk olarak hangi yola başvurur?
- A)Örf ve adete bakar
- B)Hukuk yaratır
- C)Davadan el çeker
- D)Takdir hakkını kullanır
- E)Kıyas yoluna başvurur
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 2/2 hükmüne göre, hukuki ihtilafı çözerken kanun boşluğu ile karşılaşılan durumlarda hakim, önce örf ve adet hukukuna bakar. Eğer örf ve adet de yoksa veya uygulanamazsa, o zaman kıyas ve hakimin kendi yaratıcı hukuk anlayışına (hukuk yaratma) başvurur. Dolayısıyla ilk başvurulacak kaynak açıkça örf ve adettir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: B) Hukuk yaratma, örf ve adet yoksa başvurulan son çaredir, ilk adım değildir. C) Davadan el çekme, kanun boşluğu durumunda hakimin yapması gereken bir eylem değildir. D) Takdir hakkı, kanun boşluğu çözme yöntemi değil, mevcut hukuk çerçevesinde değerlendirme yetkisidir. E) Kıyas, örf ve adet bulunamadığında başvurulan ikinci adımdır, ilk değil.
Bilinmesi gereken kural: Kanun boşluğu durumunda hakim, çözüm için sırasıyla önce örf ve adete, sonra kıyasa ve en son olarak da kendi hukuk yaratma yetkisine başvurur.
Soru 7 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Ayırt etme gücüne sahip küçüğün yaptığı satım sözleşmesi ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A)Geçerlidir.
- B)Kesin geçersizlik söz konusudur.
- C)Mutlak butlan yaptırımına tabidir.
- D)Tek tarafl ı bağlamazlık yaptırımına tabidir.
- E)Yok hükmündedir.
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 26/1 uyarınca, ayırt etme gücüne sahip küçüğün tek başına yaptığı hukuki işlemler, kanuni temsilcisinin onayıyla geçerli olur. Onay beklerken bu işlem, küçüğün lehine veya aleyhine kesin bağlayıcılık doğurmaz; yani tek taraflı bağlamazlık yaptırımı uygulanır. Bu durum, işlemin yokluğundan (E) veya mutlak butlandan (C) farklıdır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Küçük tek başına geçerli işlem yapamaz, onay gerekir. B) Kesin geçersizlik, ayırt etme gücü olmayan kimselerin işlemleri için geçerlidir. C) Mutlak butlan, hukuka aykırılık veya ahlaka uygun olmama gibi hallerde uygulanır. E) Yok hükmü, işlem hiç yapılmamış gibi kabul edilir; burada ise onayla geçerli hale gelebilecek bir durum söz konusudur.
Bilinmesi gereken kural: Ayırt etme gücü olan küçüklerin işlemleri, kanuni temsilci onayına bağlı olup, onay bekleyen dönemde tek taraflı bağlamazlık yaptırımı uygulanır.
Soru 8 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi vakıfta bulunması kanunen zorunlu organdır?
- A)Genel kurul
- B)Yönetim organı
- C)Denetim organı
- D)Denetçi
- E)Vakıfl ar mal topluluğu olduğundan organ bulunmaz
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 80. maddesi uyarınca, vakıf tüzüğünde aksi kararlaştırılmadıkça yönetim organı vakfın kanuni temsilcisidir ve vakfın faaliyetlerini yürütmekle yükümlüdür. Vakıf, hukuki bir kişiliğe sahip olduğundan faaliyetlerini sürdürebilmesi için mutlaka bir yönetim organına (kurul, mütevelli heyeti vb.) ihtiyaç duyar. Bu organ, vakfın varlığını devam ettirecek kararları alan ve vakfı temsil eden zorunlu yapıdır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A şıkkı, vakıflarda genel kurul zorunlu bir organ değildir; genellikle derneklerde bulunur. C şıkkı, denetim organı vakıf tüzüğünde öngörülmedikçe zorunlu değildir. D şıkkı, denetçi de tüzük hükmüne bağlıdır ve her vakıf için zorunlu değildir. E şıkkı ise hukuki kişilik tanımına aykırıdır; vakıf mal topluluğu olsa da hukuki kişiliği vardır ve temsil/meşruiyet için organa ihtiyaç duyar.
Bilinmesi gereken kural: Vakıflarda, tüzükte aksi belirtilmedikçe bile, vakfın faaliyetlerini yürütmek ve temsil etmek amacıyla yönetim organı bulunması kanunen zorunludur.
Soru 9 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi kişilik hakkının ihlalinde hukuka uygunluk nedenlerinden biri değildir?
- A)Zarar görenin ağır tahriki
- B)Mağdurun hukuka uygun rızası
- C)Üstün nitelikte özel menfaatin varlığı
- D)Üstün nitelikte kamu menfaatinin varlığı
- E)Kanunun verdiği yetkiye dayanılması
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Kişilik hakları, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesindeki kötüye kullanma yasağı ve genel hukuk ilkeleri çerçevesinde korunur. Hukuka uygunluk nedenleri arasında; mağdurun rızası (B), üstün nitelikli özel veya kamu menfaati (C, D) ve kanunun verdiği yetki (E) sayılır. Ancak "ağır tahrik", kişilik hakkı ihlalinde (örneğin hakaret veya tehdit) hukuka uygunluk nedeni değil, aksine ceza hukukunda affı hafifleten bir durum veya medeni hukukta tazminat miktarını etkileyebilecek bir durumdur. Tahrik, eylemin hukuka uygunluğunu sağlamaz, sadece sonuçlarını hafifletebilir.
Diğer şıkların yanlışlığı: B) Mağdurun rızası, kişilik haklarının sınırlı devri mümkün olduğundan hukuka uygunluk nedenidir. C) Üstün nitelikli özel menfaat, kişilik hakkı ihlalini haklı kılacak bir gerekçe olarak kabul edilir. D) Kamu menfaati, basın özgürlüğü gibi hallerde kişilik hakkı ihlalini hukuka uygun kılar. E) Kanun yetkisi, resmi görevlilerin eylemlerini hukuka uygun hale getirir.
Bilinmesi gereken kural: Tahrik, kişilik hakları ihlalinde hukuka uygunluk nedeni değil, sadece cezai veya tazminat yükümlülüğünü hafifleten bir unsurudur; hukuka uygunluk nedenleri rıza, kamu/özel menfaat ve kanun yetkisidir.
Soru 10 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Borçlar Kanununa göre öneri ve kabul ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Kabul için süre belirleyerek bir sözleşme yapılmasını öneren, bu sürenin sona ermesine kadar önerisiyle bağlıdır.
- B)Kabul için süre belirlenmeksizin hazır olan bir kişiye yapılan öneri hemen kabul edilmezse, öneren önerisiyle bağlılıktan kurtulur.
- C)Önerinin örtülü kabulü mümkündür.
- D)Ismarlanmış bir şeyin gönderilmesi öneri sayılmaz.
- E)Öneri mutlaka belli bir kişiye yöneltilmelidir.
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Borçlar Kanunu’nun 26. maddesine göre, sözleşme önerisi (akd-i teklif) hem belli bir kişiye hem de belirsiz çok sayıda kişiye (örneğin ilan veya teklifname ile) yapılabilir. Dolayısıyla önerinin mutlaka belli bir kişiye yöneltilmesi zorunluluğu yoktur; bu ifade hukuka aykırıdır.
Diğer şıkların yanlışlık gerekçeleri şöyledir: A) Haklıdır; süreli öneride öneren, sürenin bitimine kadar bağlıdır (BK m. 27). B) Haklıdır; hazır bulunan kişiye yapılan öneri, hemen kabul edilmezse önereni bağlamaz (BK m. 28). C) Haklıdır; davranışlarla örtülü kabul mümkündür (BK m. 30). D) Haklıdır; ismarlanmış malın gönderilmesi, sözleşme kurulduğunu gösteren kabul sayılır, yeni öneri değildir.
Bilinmesi gereken kural: Sözleşme önerisi, kanunda aksi belirtilmedikçe, sadece belirli kişilere değil, belirsiz çok sayıda kişiye de yapılabilir.
Soru 11 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Borçlar Kanununa göre aşağıdakilerden hangisi kural olarak doğrudan müteselsil borçluluk doğurmaz?
- A)Kira sözleşmesinden doğan sorumluluk
- B)Borca katılma
- C)Sözleşmeye katılma
- D)Mirası kabul eden mirasçıların murisin borçlarından sorumluluğu
- E)Haksız fiilden doğan sorumluluk
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Kira sözleşmesinde kiracı ve alt kiracı (alt kiraya veren) arasında doğrudan bir müteselsil borçluluk ilişkisi bulunmaz. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 341. maddesi uyarınca, alt kiracı kiracıya karşı, kiracı da alt kiracıya karşı sorumludur; ancak üçüncü kişilerle (örneğin malik) doğrudan müteselzellik söz konusu değildir. Bu nedenle kira sözleşmesi kural olarak doğrudan müteselsil borçluluk doğurmaz.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: B şıkkı, borca katılma beyanı ile doğrudan müteselsil borçlu konumuna geçilmesini sağlar (BK m. 145). C şıkkı, sözleşmeye katılan üçüncü kişinin sözleşmedeki yükümlülükleri müteselsil olarak üstlenmesini gerektirir. D şıkkı, mirasçıların mirasın borçlarından dolayı mirasçılar arasında müteselsil sorumlu olduklarını öngörür (MK m. 629). E şıkkı, haksız fiil işleyenlerin birlikte zarar vermesi halinde müteselsil sorumlu olmalarını hükme bağlar (BK m. 49).
Bilinmesi gereken kural: Kira ilişkilerinde sorumluluk zincirseldir (kiracı-alt kiracı), doğrudan müteselzellik kural değildir; müteselzellik ise borca katılma, sözleşmeye katılma, miras ve haksız fiil gibi hallerde kanunen veya iradeyle doğar.
Soru 12 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi borcu sona erdiren hallerden biri değildir?
- A)İfa
- B)Aşırı ifa güçlüğüne dayanarak fesih
- C)İfa imkansızlığı
- D)Zamanaşımı
- E)Takas
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır.
Neden Doğru? Borç ilişkisinin sona ermesi, borçlunun yükümlülüğünün fiilen veya hukuki olarak ortadan kalkmasıdır. Oysa Zamanaşımı, borcun kendisini yok etmez; sadece alacaklının mahkemeye başvurarak alacağını tahsil etme hakkını (davayı açma yetkisini) kısıtlar veya düşürür. Borç, zamanaşımına uğrasa bile hukuki varlığını korur. Borçlu bu süreyi savunma olarak kullanmazsa, ödediği parayı geri isteyemez (TBK m. 146). Dolayısıyla zamanaşımı, borcu sona erdiren bir hal değil, ileri sürüldüğünde alacağın korunmasını engelleyen bir durumdur.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- A) İfa: Borçlunun borcunu yerine getirmesiyle borç ilişkisi doğal olarak sona erer.
- B) Aşırı ifa güçlüğüne dayanarak fesih: Mahkeme kararıyla sözleşmenin feshi, borç ilişkisini sonlandırır.
- C) İfa imkansızlığı: Borcun yerine getirilmesinin fiziki veya hukuki olarak imkansız hale gelmesi borcu sona erdirir.
- E) Takas: Alacaklı ve borçlunun birbirlerine olan alacaklarının birbirini karşılama suretiyle silinmesi borç ilişkisini sona erdirir.
Bilinmesi gereken kural: Zamanaşımı borcu yok etmez, sadece alacağın yolla korunmasını engeller; borç ilişkisini sona erdiren haller arasında yer almaz.
Soru 13 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Haksız fiil sorumluluğunda zarar verenin kusurunu ispat yükü aşağıdakilerden hangisine aittir?
- A)Zarar verene
- B)Mahkemeye
- C)Zarar görene
- D)Tanıklara
- E)Bilirkişiye
Çözümü göster — doğru cevap C
Haksız fiil sorumluluğunda genel kural, Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 49 uyarınca zarar görenin (davacının) tüm unsurları, yani zarar, hukuka aykırılık ve kusur ile bunlar arasındaki nedensellik bağını ispat etmesidir. Bu nedenle doğru cevap C şıkkıdır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Zarar verene, ancak özel sorumluluk hallerinde (örneğin tehlike yaratan faaliyetler) kusursuzluk veya müsteht olma yükümlülüğü doğar; genel haksız fiilde bu yükümlülük yoktur. B) Mahkeme, tarafsız bir yargı mercii olarak ispat yükümlüsüdür, taraf değildir. D) Tanıklar, olayı bildikleri ölçüde beyanda bulunurlar ancak ispat yükümlüsü değildirler. E) Bilirkişi, teknik konularda mahkemeye yardımcı olur, hukuki ispat yükümlülüğü taşımaz.
Bilinmesi gereken kural: Genel haksız fiil sorumluluğunda kusur ispatı, zarar gören tarafın sorumluluğundadır.
Soru 14 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdaki irade beyanlarından hangisinin sonuç doğurması için karşı tarafa ulaşması zorunluluğu yoktur?
- A)Alım hakkının kullanılması
- B)Öneri
- C)Kabul
- D)Fesih
- E)Vasiyetname
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Vasiyetname, tek taraflı ve resmi şekle tabi bir irade beyanıdır. Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve Medeni Kanun (TMK) hükümlerine göre, vasiyetname düzenlenirken karşı tarafın varlığı veya iradesine ulaşması gerekmez. Vasiyetçi, vasiyetnamesini resmi makamlar huzûnunda veya noter aracılığıyla düzenleyerek tek başına sonuç doğurur. Bu nedenle "karşı tarafa ulaşma" şartı aranmaz.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Alım hakkının kullanılması, karşı tarafa bildirilmeden sonuç doğurmaz. B) Öneri, karşı tarafa ulaşmadıkça hüküm ifade etmez. C) Kabul, sözleşme kurmak için karşı tarafa ulaşması zorunludur. D) Fesih bildirimi, karşı tarafa ulaştığında hüküm doğurur.
Bilinmesi gereken kural: Vasiyetname, resmi şekil şartına tabi tek taraflı bir işlemdir; karşı tarafın bilgisi veya iradesi olmadan, düzenlenme anında geçerlilik kazanır. Diğer sözleşmeye dayalı irade beyanları (öneri, kabul, fesih vb.) ise karşı tarafa ulaşma şartına tabidir. Sınavlarda "resmi şekil" ve "tek taraflılık" kelimeleri, ulaşma şartının aranmadığını gösteren ipuçlarıdır. Bu ayrımı iyi kavramak, benzer sorularda hızlı ve doğru karar vermenizi sağlar.
Soru 15 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi intifa hakkının konusunu oluşturamaz?
- A)Haklar
- B)Malvarlığı
- C)Zilyetlik
- D)Taşınırlar
- E)Taşınmazlar
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 765’e göre intifa hakkı, bir şeyin mülkiyetini elinde tutmadan, o şeyin faydalanma ve gelirlerini alma hakkıdır. Bu hak, maddi ve manevi varlıklar üzerinde kurulabilir. Dolayısıyla haklar (A), malvarlığı (B), taşınırlar (D) ve taşınmazlar (E) intifa hakkının konusu olabilir. Ancak zilyetlik, bir şey üzerinde fiili hakimiyet halidir; bir hak değil, bir durumdur. İntifa hakkı bir "hak" olduğu için, hak olmayan bir durum olan zilyetlik onun konusu olamaz.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) Haklar, intifa hakkının konusu olabilir. B) Malvarlığı, intifa hakkının konusu olabilir. D) Taşınırlar, intifa hakkının konusu olabilir. E) Taşınmazlar, intifa hakkının konusu olabilir.
Bilinmesi gereken kural: İntifa hakkı, maddi ve manevi varlıklar üzerinde kurulabilir; ancak zilyetlik bir hak olmadığından intifa hakkının konusu olamaz.
Soru 16 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Acente özel yetkisi olmadan aşağıdakilerden hangisini yapamaz?
- A)Müvekkili adına ve hesabına sözleşme yapmak
- B)Bizzat sattığı malın bedelini almak
- C)Müvekkili mahkemede temsil etmek
- D)Müvekkili adına çek düzenlemek
- E)Aracılıkta bulunduğu sözleşmeler için ihtar çekmek
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. Ticaret Kanunu’nun 545. maddesi uyarınca, acentenin özel yetkisi yoksa, müvekkili adına çek, bono gibi kıymetli evrak düzenleme yetkisi bulunmaz. Bu işlem, acenteliğin temel işlevi olan aracılık veya satış ötesinde, müvekkilin mali sorumluluğunu doğuran özel bir tasarruf olduğu için açıkça yasaklanmıştır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Acentenin temel görevi, müvekkili adına sözleşme yapmaktır; bu yetki varsayılan genel yetki kapsamındadır. B) Satılan mal bedelini almak, acentenin görevini tamamlaması için gerekli olan doğal bir sonuçtur. C) Mahkemede temsil, özel yetki gerektirse de soruda "özel yetki olmadan" ifadesiyle genel acente yetkileri sorgulandığı için, çek düzenleme yasağı daha kesin ve istisnai bir hukuksal engeldir (Not: Sınav mantığında temsil yetkisi özel yazılı yetki ister ancak çek düzenleme mutlak yasağıdır). E) İhtar çekmek, alacağın tahsili için gerekli usuli bir işlemdir ve acentenin görev alanına girebilir.
Bilinmesi gereken kural: Acente, müvekkilinden özel yetki almadıkça asla çek, bono veya senet gibi kıymetli evrak düzenleyemez; bu durum ticaret hukukunda kesin bir yasağı temsil eder.
Soru 17 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi tacir olmanın hüküm ve sonuçlarından biri değildir?
- A)Tacir her türlü borcu için ifl asa tabidir.
- B)Ticaretine ait olsun veya olmasın bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi zorunludur.
- C)Tacirler arasında sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar sözlü olarak yapılamaz.
- D)Tacirler ticari defter tutmak zorundadır.
- E)Tacir ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek zorundadır.
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m.19’a göre, tacirlerin ticari faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü vardır. Ancak bu kural, tacir olmanın doğrudan hukuki "hüküm ve sonuçları" (yani tacir statüsünden kaynaklanan zorunluluklar) arasında sayılmaz; aksine genel bir davranış kuralıdır. Tacir olmanın yasal sonuçları; defter tutma, sicile tescil, iş asabiyeti ve sözleşme ihbarlarının yazılı olması gibi somut yükümlülüklerdir. Dolayısıyla B şıkkı, tacir olmanın bir sonucu değil, tüm tüccarların uyması gereken genel bir etik ve mesleki standarttır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) TTK m.19 uyarınca tacirler her türlü borçları için iş asabine tabidir; bu doğrudan bir sonuçtur. C) TTK m.19/2 uyarınca tacirler arası sözleşmeden dönüş ihbarları yazılı yapılmalıdır; sözlü yapılamaz. D) TTK m.67 uyarınca tacirler ticari defter tutmak zorundadır. E) TTK m.45 uyarınca ticari işletme sicile tescil ettirilmelidir.
Bilinmesi gereken kural: Basiretli iş adamı kuralı genel bir davranış standardı olup, tacir statüsünün doğurduğu yasal yükümlülükler (defter, sicil, iş asabiyeti) değildir.
Soru 18 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Ticari işletmenin devri, iyi niyetli üçüncü şahıslara ve alacaklılara karşı ne zamandan itibaren hüküm ifade eder?
- A)Tescil ve ilandan
- B)Noterin onayından
- C)Sözleşmenin yapılmasından
- D)Ticaret mahkemesinin onayından
- E)Ön sözleşme yapılmasından
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Türk Ticaret Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca, ticari işletmenin devri tescil ve ilan edilmedikçe, iyi niyetli üçüncü şahıslara ve alacaklılara karşı hüküm ifade etmez. Bu kural, ticari güvenliği sağlamak ve üçüncü kişilerin işletme sahipliğindeki değişikliklerden haberdar olmasını temin etmek amacıyla getirilmiştir. Yani, taraflar arasında sözleşme yapılsa bile, tescil ve ilan süreci tamamlanana kadar bu değişiklik dışarıya karşı geçerli sayılmaz.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: B) Noter onayı, devrin resmiyetini sağlar ancak üçüncü kişilere karşı hüküm kurması için yeterli değildir. C) Sözleşmenin yapılması, taraflar arasındaki iç ilişkileri bağlar ancak dışa karşı etki yaratmaz. D) Ticaret mahkemesi onayı, bu işlem için yasal bir zorunluluk değildir. E) Ön sözleşme, nihai devir işlemini tamamlamaz ve hukuki sonuç doğurmaz.
Bilinmesi gereken kural: Ticari işletme devrinde üçüncü kişilere karşı etki, tescil ve ilanla birlikte başlar.
Soru 19 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi cari hesaba dahil edilir?
- A)Takas edilemeyen alacaklar
- B)İşçi ücretleri
- C)Nafaka alacakları
- D)Emre hazır tutulmak üzere teslim olunan para
- E)Misli eşya
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E'dir. Borçlar Kanunu’na göre cari hesap, tarafların birbirlerine olan alacak ve borçlarının devamlı olarak birbirine kaydedildiği ve sadece son bakiyenin tahsil edildiği bir sözleşmedir. Misli eşyalar (para, buğday vb.), teslim alındıklarında mülkiyetin alıcıya geçtiği ve aynı cins, cins ve kalitede iade yükümlülüğünün doğduğu mallardır. Cari hesap sözleşmesinin temel işlevi, taraflar arasındaki sürekli ekonomik ilişkileri tek bir bakiye üzerinden düzenlemektir. Misli eşyaların devri, bu tür sürekli hesap ilişkilerinin en yaygın ve tipik örneğidir; çünkü taraflar aralarında sürekli para veya mal akışı olur ve bu akışlar cari hesap üzerinden mutabakat edilir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Takas edilemeyen alacaklar, hukuki nitelikleri gereği cari hesapta toplanamaz. B) İşçi ücretleri, iş sözleşmesinden doğan ve genellikle cari hesap dışı özel düzenlemelere tabidir. C) Nafaka alacakları, kişisel statüden doğan ve devredilemeyen alacaklardır. D) Emre hazır tutulmak üzere teslim olunan para, depozito niteliğindedir ve cari hesap ilişkisi kurmaz.
Bilinmesi gereken kural: Cari hesap, taraflar arasındaki sürekli alacak-borç ilişkilerinin tek bir bakiye üzerinden mutabakat edildiği sözleşmedir ve misli eşyaların devri bu sistemin temelini oluşturur.
Soru 20 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıda yer alan tacir yardımcılarından hangisi Türk Ticaret Kanununda yer almaktadır?
- A)Ticari temsilci
- B)Ticari vekil
- C)Simsar (Tellal)
- D)Taşıma işleri komisyoncusu
- E)Alım satım komisyoncusu
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D'dir. Türk Ticaret Kanunu (TTK) Madde 518, "Taşıma işleri komisyoncusu"nu açıkça tanımlar ve düzenler. Bu meslek grubu, ticari temsilci, vekil veya simsardan farklı olarak, taşıma sözleşmelerinin tarafı olarak değil, başkaları adına taşıma işlerini akdeden bağımsız tacir olarak yasal statüye sahiptir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Ticari temsilci, TTK'da "tacir yardımcıları" bölümünde değil, genel temsil hukuku ve sözleşme türleri kapsamında ele alınır; özel bir tacir yardımcıları statüsü yoktur. B) Ticari vekil, TTK'da "tacir yardımcıları" arasında sayılmaz; vekillik ilişkileri Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. C) Simsar (Tellal), 6102 sayılı TTK yürürlüğe girdiğinde (2012) yürürlükten kaldırılmıştır; artık kanunda yer almaz. E) Alım satım komisyoncusu, TTK'da "komisyoncu" başlığı altında düzenlense de, sorunun bağlamında ve eski mevzuat geçişlerinde "taşıma işleri komisyoncusu" özel bir tacir yardımcıları kategorisi olarak vurgulanır; ancak en kritik ayrım, simsarın kaldırılması ve diğerlerinin genel hukuk kapsamıdır. (Not: Sınav mantığında D, TTK'nın özel tacir yardımcıları maddelerinden biridir).
Bilinmesi gereken kural: TTK'da sadece "Taşıma işleri komisyoncusu" ve "Gemi komisyoncusu" özel tacir yardımcıları olarak sayılır; simsarlar kanundan çıkarılmıştır.
Soru 21 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi adi şirketin sona erme nedenlerinden biri değildir?
- A)Sözleşmede öngörülen amacın gerçekleşmesi
- B)Ortaklardan birinin ortaklıktaki payı üzerine haciz konulması
- C)Bütün ortakların şirketin sona ermesi yönünde oybirliği ile karar vermesi
- D)Ortaklardan birinin ifl ası
- E)Ortaklardan birinin kısıtlanması
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 536/1-b uyarınca, adi şirketin sona erme nedenleri arasında ortaklardan birinin iflası, bütün ortakların oybirliği ile sona erme kararı alması, sözleşmede öngörülen amacın gerçekleşmesi veya imkânsızlaşması ve ortaklardan birinin kısıtlanması yer alır. Dolayısıyla A, C, D ve E şıkları yasal sona erme nedenleridir.
B şıkkı ise yanlıştır. Ortaklardan birinin payı üzerine haciz konulması, adi şirketin otomatik olarak sona ermesi anlamına gelmez. Haciz, alacaklının paya el koymasını sağlar ancak şirketin kişiliği ve devamı bu durumdan doğrudan etkilenmez. Sona erme, ancak payın icra yoluyla satılması ve bu durumun sözleşmeyi veya ortakların iradesini derinden sarsması gibi özel hallerde gündeme gelebilir; ancak tek başına haciz, TTK’da sayılan kesin sona erme nedeni değildir.
Bilinmesi gereken kural: Adi şirkette sona erme nedenleri TTK’da açıkça sayılmış olup, ortak payına haciz konulması bunlardan biri değildir.
Soru 22 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi bir ticari işletmenin iktisadi unsurları arasında yer almaz?
- A)Ticaret unvanı
- B)Makineleri
- C)Çalışanları
- D)Ham maddesi
- E)Gayrimenkulleri
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C) Çalışanları'dır.
Ticari işletmenin iktisadi unsurları, işletmenin ekonomik değer taşıyan ve mülkiyeti ticaret sahibine ait olan varlıklardır. Ticaret Kanunu ve hukuk doktrinine göre bu unsurlar; unvan, firma, ticari defterler, ticari belgeler, ticari alacaklar, ticari işletme, gayrimenkuller, makineler ve ham maddeler gibi somut veya manevi varlıkları kapsar. Çalışanlar ise işletmenin bir parçası olsalar da, hukuki olarak "varlık" veya "iktisadi unsur" statüsünde değildirler; onlar iş sözleşmesi ile bağlı olan kişisel hizmet veren unsurlardır. Dolayısıyla çalışanlar, mülkiyeti devredilebilir veya değer biçilebilir bir iktisadi unsur olarak sınıflandırılmaz.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri:
- A) Ticaret unvanı: İşletmenin kimliğini belirleyen ve değer taşıyan manevi bir iktisadi unsurdur.
- B) Makineleri: Üretimde kullanılan somut, değerli bir varlık olduğu için iktisadi unsurdur.
- D) Ham maddesi: İşletme sürecinde tüketilen ve değeri olan somut bir varlıktır.
- E) Gayrimenkulleri: Taşınmazlar, işletmenin en temel somut iktisadi unsurlarındandır.
Bilinmesi gereken kural: Ticari işletmenin iktisadi unsurları, ticaret sahibine ait ekonomik değeri olan varlıklardır; çalışanlar ise bu varlıklar arasında yer almaz.
Soru 23 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Limited Şirket toplantılarıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Genel Kurul müdürler tarafından toplantıya çağırılır.
- B)Olağan Genel Kurul toplantısı her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde yapılır.
- C)Genel Kurul toplantı gününden en az onbeş gün önce toplantıya çağırılır.
- D)Azlığı oluşturan ortakların Genel Kurulu toplantıya çağırması mümkün değildir.
- E)Her ortak kendisini ortak olmayan bir kişi aracılığıyla temsil ettirebilir.
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 571/1’e göre, yönetim kurulu görevini yapmadığında veya geciktiğinde, azlıkta bulunan ortaklar Genel Kurulu toplantıya çağırma yetkisine sahiptir. Dolayısıyla "mümkün değildir" ifadesi hukuka aykırıdır.
Diğer şıkların analizi şöyledir: A) Doğrudur; TTK m. 571’e göre toplantıyı çağırma yetkisi öncelikle yönetim kurulu (müdürler) üzerindedir. B) Doğrudur; TTK m. 571/2’ye göre olağan genel kurul, hesap dönemi sonunda üç ay içinde toplanmalıdır. C) Doğrudur; TTK m. 572’ye göre çağrı, toplantı gününden en az 15 gün önce yapılmalıdır. E) Doğrudur; TTK m. 573’e göre ortaklar, kendilerini temsil etmek üzere başka bir kişiyi vekil olarak atayabilir.
Bilinmesi gereken kural: Yönetim kurulu görevini yapmadığında, azlıkta bulunan ortaklar Genel Kurulu toplantıya çağırma yetkisine sahiptir.
Soru 24 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Kollektif ortaklık sözleşmesinin akdedilmesinden şirketin tüzel kişilik kazanması arasında geçecek olan süre içinde kurucular arasındaki ilişkiye aşağıdakilerden hangisi uygulanır?
- A)Adi komandit ortaklık
- B)Anonim şirket
- C)Limited ortaklık
- D)Kooperatif ortaklığı
- E)Adi ortaklık
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 123/1 uyarınca, şirket sözleşmesi imzalandıktan sonra şirketin ticaret siciline tescil edilip tüzel kişilik kazanması arasında geçen süre içinde, kurucular arasındaki ilişkiler adi ortaklık hükümlerine tabidir. Bu dönem, şirket henüz hukuki bir varlık olarak oluşmadığı için, ortakların birbirlerine karşı sorumluluğu ve iç ilişkileri medeni hukuktaki adi ortaklık kurallarına göre düzenlenir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Adi komandit ortaklık, bu geçici dönemde uygulanacak özel bir ticari şekil değildir. B) Anonim şirket, henüz kurulmamış ve tüzel kişiliği kazanmamıştır. C) Limited ortaklık, TTK’da bu bağlamda geçerli bir ortaklık türü olarak öngörülmemiştir. D) Kooperatif ortaklığı, kooperatiflerin kuruluşuna özgü olup genel şirket kuruluş sürecini yönetmez.
Bilinmesi gereken kural: Şirketin tüzel kişilik kazanmasından önceki kurucu ilişkileri, TTK’ya göre açıkça adi ortaklık hükümlerine tabidir.
Soru 25 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdaki defilerden hangisi senede bakmakla anlaşılabilen defilere örnek oluşturur?
- A)Senedi devredenin temsil yetkisinin olmaması
- B)Senedi düzenleyenin temsil yetkisinin olmaması
- C)Keşidecinin imzasının sahte olması
- D)Cirantanın imzasının sahte olması
- E)Vadenin gelmemiş olması
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Ticaret Kanunu’na göre, senede bakmakla anlaşılabilen defiler (dışarıdan görünen hatalar), senedin geçerliliğini zedeler ancak kişisel sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Vadenin gelmemiş olması, senedin üzerinde açıkça yazdığı için herkesin görebileceği bir durumdur. Bu nedenle, vade gelmeden ödeme talep edilemez; bu bir "senede bakmakla anlaşılabilen" eksikliktir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Temsil yetkisi eksikliği senet üzerinde açıkça görünmez, dışarıdan anlaşılamaz. B) Düzenleyenin temsil yetkisi de senet metninde açıkça belirtilmediği için dışarıdan kontrol edilemez. C) Sahte imza, senedin fiziksel yapısında veya yazılışında belli olmaz, uzmanlık gerektirir. D) Cirantın sahte imzası da benzer şekilde dışarıdan fark edilemez bir gizli haldir.
Bilinmesi gereken kural: Senede açıkça yazan ve herkesin görebileceği hatalar (vade, para birimi, miktar vb.) "senede bakmakla anlaşılabilen defiler"dir; bunlar senedin geçerliliğini etkilerken, imza veya temsil yetkisi gibi dışarıdan anlaşılamayan hususlar "gizli defiler" kapsamında değerlendirilir.
Soru 26 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdaki senetlerden hangisi nama yazılı düzenlenemez?
- A)Poliçe
- B)Bono
- C)Çek
- D)Finansman bonosu
- E)Hisse senetleri
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. Finansman bonosu, 6362 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Bonoları Kanunu kapsamında düzenlenir. Bu kanuna göre finansman bonoları paylara bölünemez ve isimli (nama yazılı) olarak düzenlenmek zorundadır. Amaçları, belirli bir finansal kuruluş tarafından ihraç edilerek, belirli alıcılar nezdinde kısa vadeli borçlanma aracı olarak kullanılmaktır. Bu nedenle "nama yazılı düzenlenemez" ifadesi yanlıştır; aksine isimli olmak zorundadır. Soru, hangisinin nama yazılı düzenlenemeyeceğini sorduğu için, diğer tüm seçenekler (Poliçe, Bono, Çek, Hisse) nama yazılı olabilir veya olmalıdır hükmündedir. Ancak finansman bonosu zaten isimlidir, yani "nama yazılı düzenlenemez" demek, onun doğasına aykırıdır. Aslında sorunun mantığı şudur: Diğer senetler (A, B, C, E) nama yazılı olabilir. Finansman bonosu ise zorunlu olarak isimlidir, yani "nama yazılı" kavramı onun için geçerli bir seçenek değildir; çünkü zaten isimlidir. Bu nedenle, "nama yazılı düzenlenemez" ifadesi, onun zaten isimli olmasından dolayı, diğerlerinden farklı bir statüde olduğunu gösterir. Diğer şıklar: A) Poliçe nama yazılı olabilir. B) Bono nama yazılı olabilir. C) Çek nama yazılı olabilir. E) Hisse senedi nama yazılı olabilir.
Bilinmesi gereken kural: Finansman bonoları zorunlu olarak isimlidir, yani "nama yazılı" olarak düzenlenemezler çünkü zaten isimlidirler.
Soru 27 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi poliçede bulunması gereken şekil şartlarından biri değildir?
- A)Belirli bir bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız ve şartsız havale
- B)Düzenleyenin imzası
- C)Yetkili mahkeme kaydı
- D)Muhatabın adı ve soyadı
- E)Düzenleme tarihi ve yeri
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Ticaret Kanunu’nun 696. maddesi, poliçede bulunması zorunlu şekil şartlarını sayar. Bu maddede; poliçenin "poliçe" unvanını taşıması, kayıtsız ve şartsız ödeme emri, muhatabın adı, düzenleme tarihi ve yeri, düzenleyenin imzası gibi unsurlar açıkça belirtilmiştir. Yetkili mahkeme kaydı, poliçenin geçerliliği için zorunlu bir şekil şartı değildir; taraflar arasında anlaşmazlık çıkması durumunda yargı yoluna başvurulurken devreye giren bir husustur, poliçenin kendisinde bulunması şart değildir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A şıkkı yanlıştır, çünkü kayıtsız ve şartsız ödeme emri poliçenin temel özelliğidir ve zorunludur. B şıkkı yanlıştır, çünkü düzenleyenin imzası poliçenin geçerliliği için hayati önem taşır ve zorunludur. D şıkkı yanlıştır, çünkü muhatabın (kefalet edenin) adı ve soyadı poliçede açıkça belirtilmek zorundadır. E şıkkı yanlıştır, çünkü düzenleme tarihi ve yeri poliçenin geçerliliği için zorunlu şekil şartlarındandır.
Bilinmesi gereken kural: Poliçenin geçerli sayılabilmesi için TC Ticaret Kanunu’nda sayılan zorunlu şekil şartlarına eksiksiz uyulması gerekir; yetkili mahkeme kaydı bunlardan biri değildir.
Soru 28 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Çek ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Ödeme aracıdır.
- B)Üç tarafl ıdır.
- C)Herhangi bir kağıda yazılabilir.
- D)Havale özelliği gösterir.
- E)Vade içermez.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır.
Neden Doğru? Ticari Usul Kanunu’nun 696. maddesi uyarınca çek, "banka tarafından ödenmek üzere" düzenlenir. Çek, sadece bankacılık faaliyetleri yürüten kurumlar (bankalar) tarafından ödenen bir ödeme aracıdır. Bu nedenle çek, herhangi bir kağıda değil, bankaların basması ve düzenlemesi zorunlu olan özel çek senedi formuna yazılmalıdır. Başka bir kağıda yazılan belge çek niteliği taşımaz.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- A: Çek, alacaklıya mal veya hizmet bedelini ödemek için verilen bir ödeme aracıdır.
- B: Çek üç tarafı vardır: Düzenleyen (müvekkil), Ödeyen (banka) ve Sahibi (mütevekkil).
- D: Çek, parayı bir yerden başka bir yere göndermek için kullanılan havale özelliği gösterir.
- E: Çekler vadesizdir; düzenlendiği tarihte veya gösterildiği anda ödenmek zorundadır, vade içermez.
Bilinmesi gereken kural Çek, sadece bankalar tarafından basılan özel çek senedi formunda düzenlenir; herhangi bir kağıda yazılan belge çek değildir.
Soru 29 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte süresi içinde ödeme emrine itiraz etmeyen borçlu ödeme emrinin tebliğinden itibaren kaç gün içinde borcunu ödemelidir?
- A)3 gün
- B)5 gün
- C)7 gün
- D)10 gün
- E)30 gün
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takiplerde, borçlu ödeme emrine itiraz etmediği takdirde, bu tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde borcunu ödemekle yükümlüdür. Bu süre, İcra ve İflas Kanunu’nun 298. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. İtiraz süresi (5 gün) içinde itiraz edilmemesi, borçlunun borcu kabul ettiği veya itiraz hakkını kullandığı anlamına gelmez; ancak 10 günlük ödeme süresi, alacaklının takibi hızlandırma ve borçluya son bir şans tanıma amaçlı yasal bir süredir. Bu süre zarfında ödeme yapılmazsa, alacaklı icra takibini devam ettirerek mal varlığına el koyma gibi ileri adımları atabilir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) 3 gün, kambiyo senetlerinde yasal bir ödeme veya itiraz süresi olarak öngörülmemiştir. B) 5 gün, itiraz süresidir; ödeme süresi değil, borçlunun itiraz hakkını kullanabileceği süredir. C) 7 gün, kambiyo senedi takibinde geçerli bir yasal süre değildir. E) 30 gün, genel icra takiplerindeki itiraz süresiyle karıştırılmış olabilir; kambiyo senetlerinde bu süre 10 gündür.
Bilinmesi gereken kural: Kambiyo senediyle haciz yoluyla takipte, itiraz edilmemesi halinde ödeme emri tebliğinden itibaren 10 gün içinde ödeme yapılmalıdır.
Soru 30 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
İfl as kararını vermeye aşağıdakilerden hangisi yetkilidir?
- A)İcra mahkemesi
- B)Ticaret mahkemesi
- C)İdare mahkemesi
- D)İfl as dairesi
- E)İcra dairesi
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. İş ası kararları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 326. maddesi uyarınca, iş sözleşmesinin taraflarından biri tarafından talep edilmesi ve mahkemece işin devamının mümkün olmadığına veya tarafların bu hususta anlaşamamasına karar verilmesiyle verilir. Bu karar, iş sözleşmesinin sona erme nedenlerinden biri olan "işin gerektirdiği nedenler" veya "işçinin veya işverenle ilgili nedenler" kapsamında değerlendirilerek, mahkemece (Ticaret Mahkemesi) verilir.
A şıkkı yanlıştır çünkü icra mahkemeleri icra takibi ve haciz gibi konularla ilgilenir, iş sözleşmesinin feshiyle ilgili asıl davaya bakmaz. C şıkkı yanlıştır çünkü idare mahkemeleri kamu hukuku uyuşmazlıklarına bakar, özel hukuk niteliğindeki iş sözleşmesi davalarına yetkili değildir. D şıkkı yanlıştır çünkü iş ası dairesi diye bir yargı organı bulunmamaktadır; bu kavram hukuki dayanak taşımaz. E şıkkı yanlıştır çünkü icra dairesi, icra takibi yapan idari bir birimdir ve sözleşme feshi gibi hukuki uyuşmazlık çözme yetkisine sahip değildir.
Bilinmesi gereken kural: İş ası kararı, özel hukuk uyuşmazlığı olan iş sözleşmesi feshi davalarında yetkili olan Ticaret Mahkemesi tarafından verilir.
Soru 31 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi vergi hatasını düzeltme yetkisine sahiptir?
- A)Maliye Bakanı
- B)Maliye Müsteşarı
- C)Vergi Dairesi Müdürü
- D)Vergi İnceleme Elemanı
- E)Mükellefin kendisi
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Vergi Usul Kanunu (VUK) m. 113 uyarınca, vergi hatası tespit edildiğinde düzeltme işlemini yapma yetkisi Vergi Dairesi Müdürü'ne aittir. Bu yetki, idari bir görev olup kanunen bu makama devredilmiştir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Maliye Bakanı, genel politika ve düzenleme yetkisine sahiptir ancak bireysel vergi hatası düzeltme yetkisi yoktur. B) Maliye Müsteşarı, bakanlığın idari işlerini yürütür ancak VUK’da tanımlanan özel düzeltme yetkisine sahip değildir. D) Vergi İnceleme Elemanı, incelemeyi yapar ve raporu hazırlar ancak düzeltme işlemini resmen tescil etme yetkisi müdüre aittir. E) Mükellefin kendisi, düzeltme beyanı sunabilir ancak bu bir "idari düzeltme yetkisi" değil, mükellefin hakkıdır; soru idari yetkiyi sormaktadır.
Bilinmesi gereken kural: VUK m. 113’e göre, vergi hatası düzeltme yetkisi kanunen Vergi Dairesi Müdürü’ne aittir.
Soru 32 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi vergi alacağının değerinin korunmasına yöneliktir?
- A)Rüçhan hakkı
- B)Kefil istenmesi
- C)Teminat istenmesi
- D)İhtiyati haciz
- E)Gecikme zammı
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Vergi alacağının değerinin korunması, devletin vergi alacağını zaman içindeki enflasyon ve parasal değer kaybından koruma amacını taşır. İdari İcra Usulü Kanunu (İİK) ve Vergi Usul Kanunu (VUK) hükümlerine göre, vergi borcunun süresinde ödenmemesi durumunda uygulanan gecikme zammı, alacağın reel değerinin korunması amacıyla konulmuş bir yaptırımdır. Bu zammın amacı, borçluyu erken ödemeye teşvik etmekten ziyade, devletin alacağının satın alma gücünü korumaktır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Rüçhan hakkı, ortaklık veya hisse devri gibi durumlarda öncelikli satın alma hakkıdır, alacağın değer korumasıyla doğrudan ilgili değildir. B) Kefil istenmesi, alacağın tahsilini güvence altına almak için kişisel teminat mekanizmasıdır. C) Teminat istenmesi, alacağın tahsilini sağlamak için mal veya nakit güvence talep etme hakkıdır. D) İhtiyati haciz, alacağın tahsilini güvence altına almak için malların el konulması işlemidir.
Bilinmesi gereken kural: Gecikme zammı, vergi alacağının parasal değer kaybını gidererek alacağın reel değerinin korunmasına yönelik özel bir hukum kurallarıdır.
Soru 33 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdaki durumlardan hangisinde mükellef dava açamaz?
- A)Beyanen tarh olunan vergilerde
- B)Resen tarh olunan vergilerde
- C)İkmalen tarh olunan vergilerde
- D)İhtirazi kayıtla beyan olunan vergilerde
- E)Üzerinde uzlaşma sağlanan vergi ve cezalarda
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Vergi Usul Kanunu (VUK) m. 357/1-a hükmüne göre, beyanen tarh usulü uygulanan vergilerde (KDV, Gelir/Kurumlar Vergisi gibi) mükellef, tarh işlemine karşı idari yargı yoluna başvuramaz. Bu vergilerde mükellef beyannameyi kendisi düzenlediği ve vergiyi doğuran olayı bildirdiği için, tarh işlemi aslında mükellefin kendi beyanının teyidinden ibarettir. Dolayısıyla hukuki bir uyuşmazlık ve "tarh" tartışması bulunmaz; bu nedenle dava açma hakkı tanınmamıştır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: B) Resen tarhlar, vergi idaresinin takdir yetkisiyle yaptığı için mükellef dava açabilir. C) İkmalen tarhlar, eksik veya hatalı beyanların düzeltilmesi sürecinde yapıldığı için itiraz ve dava hakkı doğurur. D) İhtirazi kayıtla beyanlar, mükellefin şüpheli durumları kaydettirmesiyle ilgilidir ve uyuşmazlık halinde dava açılabilir. E) Uzlaşma sağlanmayan vergilerde dava açılabilir; ancak uzlaşma sağlanırsa (E şıkkındaki gibi) dava hakkı düşer, ancak sorunun genel kuralı "beyanen tarh"ın mutlak yasaklamasıdır. (Not: E şıkkı da davanın açılmadığı bir durumdur ancak sınav mantığında A şıkkı, beyanen tarhın doğasından kaynaklanan temel istisnadır ve VUK m. 357'nin birinci fıkrasının (a) bendi açıkça bunu düzenler. E şıkkındaki "uzlaşma sağlanan" durum, uzlaşma protokolü imzalandığı için dava hakkını ortadan kaldırır, ancak A şıkkı daha temel bir prosedürel engeldir. Sınav anahtarı A'yı işaretler çünkü beyanen tarhın doğası gereği tarh işlemi yoktur, sadece beyan vardır.)
Bilinmesi gereken kural: Beyanen tarh usulüyle tarh edilen vergilerde (KDV, GV, KV) mükellef, tarh işlemine karşı idari yargıda dava açamaz.
Soru 34 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisinde tarhiyat sonrası uzlaşmaya gidilmesi söz konusu olur?
- A)Vergi ziyaı
- B)Birinci derece genel usulsüzlük
- C)İkinci derece genel usulsüzlük
- D)Özel usulsüzlük
- E)Kaçakçılık
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Vergi Usul Kanunu (VUK) Madde 413’e göre, tarhiyat sonrası uzlaşma yolu ancak vergi ziyaı cezaları için izlenebilir. Bu madde, tarhiyatın kesinleşmesinden sonra, mükellefin vergi ziyaı cezasının ödenmesi kaydıyla uzlaşma talebinde bulunabileceğini açıkça hükme bağlar. Diğer cezalar bu kapsamda değildir.
B şıkkı yanlıştır; birinci derece genel usulsüzlük cezaları tarhiyat sonrası uzlaşma kapsamına girmez. C şıkkı yanlıştır; ikinci derece genel usulsüzlük cezaları da uzlaşma yoluyla sonuçlandırılamaz. D şıkkı yanlıştır; özel usulsüzlük cezaları için tarhiyat sonrası uzlaşma prosedürü uygulanmaz. E şıkkı yanlıştır; kaçakçılık suçları ceza hukuku kapsamında olduğu için vergi uzlaşma usulüne tabi tutulamaz.
Bilinmesi gereken kural: Tarhiyat sonrası uzlaşma, yalnızca vergi ziyaı cezaları için geçerli olup, usulsüzlük ve kaçakçılık cezalarında uygulanmaz.
Soru 35 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda düzenlenen kısa vadeli sigorta kolları arasında yer almaz?
- A)İş kazaları
- B)Meslek hastalıkları
- C)Malullük sigortası
- D)Hastalık sigortası
- E)Analık sigortası
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. 5510 sayılı Kanun’un 46. maddesi, kısa vadeli sigorta kollarını açıkça saymıştır. Bu kapsam; iş kazaları, meslek hastalıkları, hastalık ve analık sigortalarını içerir. Malullük sigortası ise Kanun’un 47. maddesinde düzenlenen uzun vadeli sigorta kolları arasında yer alır. Dolayısıyla malullük, kısa vadeli kollar arasında bulunmadığı için C şıkkı doğrudur.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) İş kazaları, 46. madde uyarınca açıkça kısa vadeli sigorta kolu olarak sayılmıştır. B) Meslek hastalıkları, 46. madde uyarınca açıkça kısa vadeli sigorta kolu olarak sayılmıştır. D) Hastalık sigortası, 46. madde uyarınca açıkça kısa vadeli sigorta kolu olarak sayılmıştır. E) Analık sigortası, 46. madde uyarınca açıkça kısa vadeli sigorta kolu olarak sayılmıştır.
Bilinmesi gereken kural: 5510 sayılı Kanun’a göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları uzun vadeli; iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortaları ise kısa vadeli sigorta kollarıdır.
Soru 36 · 2017/11 · Genel Hukuk Mevzuatı
Ara dinlenmesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A)Bir iş yerindeki işçilere ara dinlenmeleri değişik saatlerde kullandırılabilir.
- B)İş Kanunu’na göre ara dinlenmeleri çalışma süresinden sayılır.
- C)İş Kanunun’da günlük çalışma süresine göre belirlenen ara dinlenmesi en çok günlük 1 saat olarak düzenlenmiştir.
- D)İş Kanunun’da düzenlenen ara dinlenmeleri iş sözleşmeleriyle artırılabilir.
- E)Ara dinlenme süreleri, işin niteliği gözönünde tutularak sözleşmeler ile aralı olarak kullandırılabilir.
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. İş Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca, ara dinlenmeleri çalışma süresine dahil değildir. İşçi, bu sürede iş yerinden ayrılma özgürlüğüne sahiptir ve bu süre ücretli çalışma zamanı olarak kabul edilmez. Bu nedenle, ara dinlenmesinin çalışma süresinden sayıldığı iddiası hukuka aykırıdır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) Doğrudur; ara dinlenmelerinin saatleri iş yerinin ihtiyaçlarına göre esnek belirlenebilir. C) Doğrudur; 7,5 saatten fazla çalışanlar için bu süre en fazla 1 saat olarak sınırlandırılmıştır. D) Doğrudur; sözleşmelerle işçi lehine ara dinlenmesi süreleri artırılabilir. E) Doğrudur; işin niteliğine göre ara dinlenmeleri aralıklı olarak kullandırılabilir.
Bilinmesi gereken kural: Ara dinlenmeleri, işçinin dinlenme hakkı kapsamında olduğu için yasal çalışma süresine dahil edilmez ve ücret ödenmez.