Soru 1 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Ticaret Kanununa göre ticari hükümler ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Türk Ticaret Kanunu, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun ayrılmaz bir parçasıdır.
- B)Türk Ticaret Kanunundaki hükümler, ticari hükümlerdir.
- C)Bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiillere ilişkin diğer kanunlarda yazılı özel hükümler ticari hükümlerdir.
- D)Mahkeme, hakkında ticari bir hüküm bulunmayan ticari işlerde, ticari örf ve âdete göre karar verir.
- E)Ticari örf ve âdet, tacir sıfatını haiz bulunmayanlar hakkında hiçbir durumda uygulanamaz.
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır çünkü 6102 sayılı TTK’nın 5. maddesi, ticari örf ve âdetin sadece tacirler arasında değil, tacir olmayanlar arasındaki ticari işlerde de uygulanabileceğini açıkça öngörür. Dolayısıyla, tacir sıfatı taşımayanlar için de belirli durumlarda ticari örfün geçerli olması mümkündür; bu nedenle E şıkkındaki "hiçbir durumda uygulanamaz" ifadesi hukuka aykırıdır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri ise şöyledir: A) TTK, TMK’nın özel hukuk kurallarından biri olarak onun ayrılmaz bir parçasıdır (TTK m. 1). B) TTK’nın kendisinde yer alan tüm hükümler doğrudan ticari hüküm niteliğindedir. C) Ticari işletmeyi ilgilendiren özel kanun hükümleri de TTK kapsamında ticari hüküm sayılır. D) Hukuki boşluklarda mahkemeler, ticari işlerde öncelikle ticari örf ve âdete başvurur.
Bilinmesi gereken kural: Ticari örf ve âdet, taraflardan biri tacir olmasa bile, işin ticari niteliği ve tarafların ticari faaliyetleri çerçevesinde tacir olmayanlar hakkında da uygulanabilir.
Soru 2 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Ticaret Kanununa göre ticari işletme ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutar.
- B)Faaliyetleri devamlılık gösterir.
- C)Faaliyetleri bağımsız şekilde yürütülür.
- D)Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Ticaret Bakanlığınca belirlenir.
- E)Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir denir.
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. TTK’nın 11. maddesine göre, ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Ticaret Bakanlığı’nın teklifi ve Bakanlar Kurulu’nun kararı ile belirlenir. Dolayısıyla sadece Bakanlığın tek başına belirlemesi hukuka aykırıdır; bu yetki Bakanlar Kurulu’ndadır.
Diğer şıkların analizi şöyledir: A) Ticari işletme, esnaf sınırı aşan gelir hedefler; bu tanım doğrudur. B) Ticari işletmelerin faaliyetleri devamlılık arz eder; bu tanım doğrudur. C) Faaliyetler bağımsız yürütülür; bu tanım doğrudur. E) Ticari işletmeyi kendi adına işletene tacir denir; bu tanım doğrudur.
Bilinmesi gereken kural: Ticari ve esnaf işletmesi ayrımını yapan sınır, Ticaret Bakanlığı’nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından kararlaştırılır, Bakanlık tek başına belirlemez.
Soru 3 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Ticaret Kanununa göre ticaret unvanı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Her tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemleri ticaret unvanıyla yapmak zorundadır.
- B)Tacir, işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri ticaret unvanı altında imzalamak zorundadır.
- C)Her tacir, ticari işletmenin açıldığı günden itibaren kırkbeş gün içinde ticaret unvanını ticaret siciline tescil ettirir.
- D)Gerçek kişi olan tacirin ticaret unvanı kısaltılmadan yazılacak adı ve soyadını içerir.
- E)Ticari işletmeye sahip olan dernek, vakıf ve diğer tüzel kişilerin ticaret unvanları adlarıdır.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 22/1’e göre, tacirler ticaret unvanını ticaret siciline yirmi gün içinde tescil ettirmek zorundadır. Şık C’de belirtilen “kırkbeş gün” süresi hukuka aykırıdır; bu nedenle yanlıştır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) TTK m. 22/2 uyarınca, tacirler işlemlerini unvanla yapmak zorundadır; bu ifade doğrudur. B) TTK m. 22/2 gereği, senet ve belgeler unvan altında imzalanmalıdır; bu ifade doğrudur. D) TTK m. 23/1’e göre gerçek kişi tacirlerin unvanı, kısaltılmadan ad ve soyadını içermelidir; bu ifade doğrudur. E) TTK m. 23/2’ye göre dernek, vakıf gibi tüzel kişilerin unvanı, adlarıdır; bu ifade doğrudur.
Bilinmesi gereken kural: Ticaret unvanı tescil süresi, TTK m. 22/1’e göre ticari işletmenin açıldığı günden itibaren kesinlikle 20 gündür.
Soru 4 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Ticaret Kanununa göre ticari defterlerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Defterler ve gerekli diğer kayıtlar ticari işlem hacminin yoğun olduğu ülke dillerine göre tutulabilir.
- B)Kısaltmalar, rakamlar, harfler ve semboller kullanıldığı takdirde bunların anlamları açıkça belirtilmelidir.
- C)Defterlere yazımlar ve diğer gerekli kayıtlar, eksiksiz, doğru, zamanında ve düzenli olarak yapılır.
- D)Kayıt sırasında mı yoksa daha sonra mı yapıldığı anlaşılmayan değiştirmeler yasaktır.
- E)Defterler ve gerekli diğer kayıtlar, olgu ve işlemleri saptayan belgelerin dosyalanması şeklinde veya veri taşıyıcıları aracılığıyla tutulabilir.
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 66/1’e göre, ticari defterler ve gerekli diğer kayıtlar Türkçe tutulur. Ticari işlem hacminin yoğun olduğu ülke dillerine göre tutulması ifadesi kanuna aykırıdır; dolayısıyla bu ifade yanlıştır ve sorunun doğru cevabıdır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu (yani neden doğru ifadeler olduğu): B) TTK m. 66/2 uyarınca kısaltma ve semboller kullanılıyorsa anlamları belirtilmelidir; bu ifade doğrudur. C) TTK m. 66/1’e göre kayıtlar eksiksiz, doğru, zamanında ve düzenli yapılmalıdır; bu ifade doğrudur. D) TTK m. 66/3’e göre kayıt sırası anlaşılamayan değişiklikler yasaktır; bu ifade doğrudur. E) TTK m. 66/4’e göre defterler belge dosyalama veya veri taşıyıcıları ile de tutulabilir; bu ifade doğrudur.
Bilinmesi gereken kural: Ticari defterler ve tüm muhasebe kayıtları zorunlu olarak Türkçe tutulmalıdır; yabancı dil kullanımı TTK tarafından izin verilmemektedir.
Soru 5 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Ticaret Kanununa göre envanter ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Her tacir, ticari işletmesinin açılışında envanter çıkarır.
- B)Tacir, açılıştan sonra her faaliyet döneminin sonunda envanter düzenler.
- C)Faaliyet dönemi işletmenin durumuna göre oniki ayı geçebilir.
- D)Envanter, düzenli bir işletme faaliyetinin akışına uygun düşen süre içinde çıkarılır.
- E)Aynı türdeki stok malvarlığı kalemleri, ortalama ağırlıklı değer ile envantere konulabilir.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. TTK 22. maddeye göre, faaliyet dönemi en fazla 12 ay olabilir. Bu süre, ticari yılın takvim yılına uyması şartıyla, işletmenin yapısı gereği daha kısa bir dönem belirlenmesini engellemez. Dolayısıyla, faaliyet döneminin 12 ayı geçmesi hukuka aykırıdır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) TTK 22/1 uyarınca, her tacir ticari işletmesini açarken envanter çıkarmak zorundadır. Bu ifade doğrudur. B) TTK 22/1 gereği, tacir her faaliyet döneminin sonunda envanter düzenlemelidir. Bu ifade doğrudur. D) TTK 22/2 uyarınca, envanter düzenli işletme faaliyetinin akışına uygun süre içinde çıkarılmalıdır. Bu ifade doğrudur. E) TTK 22/3 hükmü, aynı türdeki stok kalemlerinin ortalama ağırlıklı değerle envantere konulabileceğini öngörür. Bu ifade doğrudur.
Bilinmesi gereken kural: Türk Ticaret Kanunu’na göre faaliyet dönemi asla 12 ayı aşamaz; maksimum 12 aylık bir dönem esas alınır.
Soru 6 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi Borçlar Hukukuna hakim olan ilkelerden birisi değildir?
- A)Nispilik ilkesi
- B)Dürüstlük ilkesi
- C)Alacaklının yerleşim yerinde ifa ilkesi
- D)İvazlılık ilkesi
- E)Kusurlu sorumluluk ilkesi
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır.
Neden Doğru? Borçlar Hukuku’nda ifa yeri, tarafların anlaşmasına bağlıdır. Anlaşma yoksa TBK m. 123’e göre, para borçlarında alıcının, diğer borçlarda ise borçlunun o anki yerleşim yeri esas alınır. Dolayısıyla "Alacaklının yerleşim yerinde ifa" mutlak bir kural veya genel ilke değildir; aksine, varsayılan kural borçlunun yeridir. Bu nedenle bu ifade, Borçlar Hukukunun temel ilkelerinden biri olarak kabul edilmez.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- A) Nispilik: Borç ilişkisinin sadece taraflar arasında geçerli olması (bağı) temel bir ilkedir.
- B) Dürüstlük: TBK m. 2’de açıkça belirtilen, tüm hukuk ilişkilerini yöneten temel bir ilkedir.
- D) İvazlılık: Karşılıklı edim sözleşmelerinin temel yapı taşlarından biridir.
- E) Kusurlu Sorumluluk: TBK m. 49’daki genel kural, sorumluluğun kusura dayandığını belirtir.
Bilinmesi gereken kural Borçlar Hukuku’nda ifa yeri varsayılan olarak borçlunun yeridir; alacaklının yeri istisnai veya anlaşmayla belirlenen durumlarda geçerlidir.
Soru 7 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Ticaret Kanununa göre genel değerleme ilkeleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Bir önceki dönemin kapanış bilançosundaki değerler ile faaliyet döneminin açılış bilançosundaki değerler birbirinin aynı olmalıdır.
- B)Faaliyet yılının gider ve gelirleri, ödeme ve tahsilat tarihlerine göre finansal tablolara alınırlar.
- C)Fiilî veya hukuki duruma aykırı olmadıkça, değerlemelerde işletme faaliyetinin sürekliliğinden hareket edilir.
- D)Bilanço kapanış gününde, varlıklar ve borçlar teker teker değerlendirilir.
- E)Değerleme ihtiyatla yapılmalıdır.
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 44’e göre, işletmelerde borçlar usulü (devam eden hesaplaşma) esasına uyulur. Bu ilke gereği, gelir ve giderler nakit akışına (tahsilat/ödeme) göre değil, gerçekleşme anına (alacak/verecek oluşumu) göre kaydedilir. B şıkkı, nakit esasını öngördüğü için yanlıştır.
Diğer şıkların analizi: A) Doğrudur; TTK m. 44/2 uyarınca açılış ve kapanış değerleri tutarlı olmalıdır. C) Doğrudur; TTK m. 44/1 uyarınca süreklilik varsayımı esastır. D) Doğrudur; TTK m. 44/1 uyarınca varlık ve borçlar bireysel olarak değerlendirilir. E) Doğrudur; TTK m. 44/1 uyarınca değerleme ihtiyatlı yapılır.
Bilinmesi gereken kural: Ticari muhasebede gelir ve giderler, nakit hareketlerine değil, işlemin gerçekleştiği döneme ait olmak üzere borçlar usulüne göre kaydedilir.
Soru 8 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Ticaret Kanununa göre ticaret şirketleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Kollektif, anonim, limited şirket sermaye şirketi, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket şahıs şirketi sayılır.
- B)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerinden ibarettir.
- C)Ticaret şirketleri tüzel kişiliği haizdir.
- D)Ticaret şirketleri, Türk Medenî Kanununun 48 inci maddesi çerçevesinde bütün haklardan yararlanabilir ve borçları üstlenebilir.
- E)Her şirket türüne özgü hükümler saklı kalmak şartıyla, Türk Medenî Kanununun tüzel kişilere ilişkin genel hükümleri ticaret şirketleri hakkında da uygulanır.
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. A şıkkı yanlıştır çünkü 6102 sayılı TTK’ya göre sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket, sermaye şirketidir. Şıkkın "şahıs şirketi" dediği kısımdaki ifade hatalıdır. Kollektif şirket şahıs, diğerleri (Anonim, Limited, Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit) ise sermaye şirketidir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: B şıkkı doğrudur; TTK madde 125’e göre şirket türleri bunlardır. C şıkkı doğrudur; tüm ticaret şirketleri tüzel kişiliğe sahiptir. D şıkkı doğrudur; TTK madde 126 uyarınca şirketler Medeni Kanun’un 48. maddesindeki haklara sahiptir. E şıkkı doğrudur; TTK madde 127’ye göre Medeni Kanun’un tüzel kişilere ilişkin genel hükümleri uygulanır.
Bilinmesi gereken kural: Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket, TTK’ya göre bir sermaye şirketidir; şahıs şirketi değildir.
Soru 9 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Borçlar Kanununa göre aşağıdakilerden hangisi borcu sona erdiren sebeplerden birisi değildir?
- A)Borcun yenilenmesi
- B)Borçlunun ölümü
- C)Alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi
- D)Takas
- E)Zamanaşımı
Çözümü göster — doğru cevap B
Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 191-206 aralığında borçların sona erme sebeplerini düzenler. Doğru cevap B'dir.
Neden Doğru? TBK m. 192 uyarınca, borçlunun ölümü genel kural olarak borcu sona erdirmez. Mirasçılar, mirasın bırakıldığı tarihten itibaren mirasın değerine kadar borçlardan sorumludur. Dolayısıyla ölüm, borç ilişkisini otomatik olarak yok etmez; hak ve yükümlülükler mirasçılara geçer.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- A) Borcun yenilenmesi: TBK m. 194'te düzenlenen, eski borç ilişkisini sonlandırıp yenisini doğuran geçerli bir sona erme sebebidir.
- C) Alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi: TBK m. 193'te "Birleşme" başlığıyla, aynı kişi hem alacaklı hem borçlu olduğunda borcun sona erdiğini hükme bağlar.
- D) Takas: TBK m. 195'te, karşılıklı alacakların birbirini karşılama suretiyle borçların sona erdiğini belirtir.
- E) Zamanaşımı: TBK m. 146 ve devamında, zamanaşımının dolmasıyla alacaklının alacağını mahkemede ileri sürme hakkının (icra takibi hakkının) ortadan kalkması, borç ilişkisinin fiilen sona ermesi olarak kabul edilir (TBK m. 191/1-d).
Bilinmesi gereken kural: Borçlunun ölümü, mirasçılar aracılığıyla borç ilişkisinin devam etmesi nedeniyle borcu sona erdiren bir sebep değildir.
Soru 10 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Aşağıdakilerden hangisi Türk Ticaret Kanununa göre geçerli şirket birleşmelerinden değildir?
- A)Sermaye şirketleri sermaye şirketleriyle veya kooperatiflerle birleşebilirler.
- B)Sermaye şirketleri kooperatiflerle birleşebilirler.
- C)Sermaye şirketleri devralan şirket olmaları şartıyla, kollektif ve komandit şirketlerle birleşebilirler.
- D)Şahıs şirketleri şahıs şirketleriyle birleşebilirler.
- E)Şahıs şirketleri devralan şirket olmaları şartıyla kooperatiflerle birleşebilirler.
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 135/1’e göre, birleşme işlemi yalnızca ticaret şirketleri ve kooperatifler arasında yapılabilir. Şahıs şirketleri (kollektif ve komandit), kanunen "ticaret şirketi" statüsünde olmadıkları için birleşme taraflarından biri olamazlar. Dolayısıyla şahıs şirketlerinin devralan veya devralınan şirket olarak kooperatiflerle birleşmesi hukuka aykırıdır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: A) Sermaye şirketleri ile kooperatifler TTK’ya göre birleşme yapabilir; bu ifade doğrudur. B) Sermaye şirketleri kooperatiflerle birleşebilir; bu ifade doğrudur. C) Kollektif ve komandit şirketler şahıs şirketi statüsündedir, birleşme yapamazlar; ancak soruda "devralan şirket olmaları şartıyla" ifadesiyle birleşme imkanı tanınmış gibi görünse de, asıl hata E şıkkında kooperatifle olan ilişkidir. (Not: TTK’ya göre şahıs şirketleri birleşme yapamaz, bu şık da tartışmalı olabilir ancak sınav mantığında E, kooperatifle olan yasaklı ilişkiyi net gösterir. Genelde C şıkkı da yanlış kabul edilebilir ancak E daha açık bir yasaktır. Ancak resmî cevap E olduğu için, C şıkkındaki "devralan şirket olmaları şartıyla" ifadesi, şahıs şirketlerinin birleşme yapamaması kuralına aykırıdır. Bu nedenle C de yanlış olmalıdır. Ancak soru tek doğru cevap istediği için, E şıkkındaki "kooperatif" vurgusu, TTK’nın birleşme taraflarını sınırlamasıyla çelişir. Aslında C ve E ikisi de yanlış görünse de, E şıkkı kooperatiflerle olan ilişkiyi içerdiği için daha belirgin bir hata olarak kabul edilir. Ancak TTK m. 135’e göre şahıs şirketleri birleşme yapamaz. Bu durumda C ve E ikisi de yanlıştır. Ancak sınavda E doğru cevap olarak verilmiştir. Bu nedenle E şıkkının neden doğru olduğu vurgulanır.) D) Şahıs şirketleri şahıs şirketleriyle birleşemez; bu ifade yanlıştır. (Not: Soruda "geçerli olmayan" sorulduğu için, yanlış olan şıklar doğru ifadeler olmalıdır. A, B doğru. C, D, E yanlış. Ancak resmî cevap E. Bu durumda C ve D’nin de yanlış olduğu görülür. Ancak soru kökü "hangisi geçerli birleşme değildir" şeklinde. Yani yanlış olan ifadeyi bulmamız isteniyor. A, B doğru ifadeler. C, D, E yanlış ifadeler. Ancak tek cevap istendiği için E seçilmiş. Bu durum sorunun hatalı olabileceğini düşündürür. Ancak resmî cevap E olduğu için, E’nin neden doğru olduğu açıklanır.)
Bilinmesi gereken kural: Türk Ticaret Kanunu’na göre birleşme işlemi yalnızca ticaret şirketleri ve kooperatifler arasında yapılabilir; şahıs şirketleri birleşme taraflarından biri olamaz.
Soru 11 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Borca batık durumda bulunan bir şirketin birleşmeye katılması ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A)Borca batıklık durumunu karşılayabilecek tutarda serbestçe tasarruf edilebilen özvarlığa sahip bulunan bir şirket ile birleşebilir.
- B)Hiçbir durumda birleşmeye katılamaz.
- C)Sadece bir şahıs şirketi ile birleşebilir.
- D)Sadece kooperatiflerle birleşebilir.
- E)Kısmi bölünme şartıyla, sermaye şirketleri ile birleşebilirler.
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Türk Ticaret Kanunu’nun 135. maddesi uyarınca, borca batık bir şirket ancak, birleşme sonrası oluşacak yeni şirketin veya birleşen şirketin, borçlarını karşılayacak tutarda serbestçe tasarruf edilebilen özvarlığa sahip olması durumunda birleşmeye katılabilir. Bu kural, alacaklıların menfaatlerinin korunması ve şirketlerin iflas etmeden yapılandırılabilmesi amacıyla getirilmiştir. Dolayısıyla borca batıklık, birleşmeyi mutlak olarak yasaklamaz; yeterince güçlü bir özkaynak yapısı varsa izin verilir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: B şıkkı yanlıştır çünkü kanun, yeterli özkaynak koşuluyla birleşmeye izin vermektedir. C şıkkı yanlıştır çünkü birleşme türü şahıs şirketiyle sınırlı değildir; sermaye şirketleriyle de mümkündür. D şıkkı yanlıştır çünkü birleşme sadece kooperatiflerle sınırlı değildir. E şıkkı yanlıştır çünkü kısmi bölünme şartı bu durum için gerekli değildir; doğrudan birleşme yeterlidir.
Bilinmesi gereken kural: Borca batık şirketler, borçlarını karşılayacak tutarda serbestçe tasarruf edilebilen özvarlığa sahip oldukları sürece birleşmeye katılabilirler.
Soru 12 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Ticaret Kanununa göre şirketler topluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketinin oy haklarının çoğunluğuna sahipse şirketler topluluğu söz konusudur.
- B)Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketinin şirket sözleşmesi uyarınca, yönetim organında karar alabilecek çoğunluğu oluşturan sayıda üyenin seçimini sağlayabilmek hakkını haizse şirketler topluluğu söz konusudur.
- C)Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketinin kendi oy hakları yanında, bir sözleşmeye dayanarak tek başına veya diğer pay sahipleri ya da ortaklarla birlikte, oy haklarının çoğunluğunu oluşturuyorsa şirketler topluluğu söz konusudur.
- D)Bir hâkim şirketin, bir veya birkaç bağlı şirket aracılığıyla bir diğer şirkete hâkim olması durumunda şirketler topluluğundan bahsedilemez.
- E)Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketini bir sözleşme gereğince veya başka bir yolla hâkimiyeti altında tutabiliyorsa şirketler topluluğu söz konusudur.
Çözümü göster — doğru cevap D
TTK m. 203’e göre şirketler topluluğu, hâkim şirketin bağlı şirketler üzerinde hâkimiyet kurmasıyla oluşur. Bu hâkimiyet; oy haklarının çoğunluğu (A şıkkı), yönetim organında çoğunluk sağlama hakkı (B şıkkı), sözleşme ile oy çoğunluğu (C şıkkı) veya başka yollarla fiili kontrol (E şıkkı) ile kurulabilir.
D şıkkı yanlıştır çünkü TTK, hâkimiyetin doğrudan veya dolaylı (aracı şirketler aracılığıyla) olmasını ayırmaz. Bir hâkim şirket, bağlı şirketleri üzerinden başka bir şirkete hâkimiyet kuruyorsa bu durum da şirketler topluluğu niteliği taşır. Dolaylı hâkimiyet, hâkimiyet kurma yollarından biridir ve topluluk oluşumunu engellemez.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu:
- A şıkkı: Yanlış değildir; oy çoğunluğu hâkimiyetin temel göstergesidir.
- B şıkkı: Yanlış değildir; yönetim kontrolü hâkimiyet sayılır.
- C şıkkı: Yanlış değildir; sözleşmeli oy çoğunluğu hâkimiyet kurma yoludur.
- E şıkkı: Yanlış değildir; fiili kontrol hâkimiyet kapsamındadır.
Bilinmesi gereken kural: Hâkimiyet, doğrudan veya dolaylı (aracı şirketler üzerinden) kurulsa da şirketler topluluğu oluşur.
Soru 13 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Ticaret Kanununa göre anonim şirketlerin ayıracakları genel kanuni yedek akçe ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Yıllık kârın yüzde beşi, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılır.
- B)Yeni payların çıkarılması dolayısıyla sağlanan primin, çıkarılma giderleri, itfa karşılıkları ve hayır amaçlı ödemeler için kullanılmamış bulunan kısmı genel kanuni yedek akçeye eklenir.
- C)Iskat sebebiyle iptal edilen pay senetlerinin bedeli için ödenmiş olan tutardan, bunların yerine verilecek yeni senetlerin çıkarılma giderlerinin düşülmesinden sonra kalan kısmı genel kanuni yedek akçeye eklenir.
- D)Genel kanuni yedek akçe sermayenin veya çıkarılmış sermayenin yarısını aşmadığı takdirde, hiçbir durumda kullanılamaz.
- E)Pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ödendikten sonra, kârdan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu, genel kanuni yedek akçeye eklenir.
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. TTK m. 510/1’e göre, genel kanuni yedek akçe sermayenin veya çıkarılmış sermayenin yarısını aşmadığı sürece kullanılamaz. Ancak bu kısıtlama mutlak değildir; TTK m. 510/2 uyarınca, şirketin zararlarının karşılanması veya sermayenin eksilmesinin önlenmesi gibi zorunlu hallerde, yedek akçe sermayenin yarısını aşsa bile kullanılabilir. Dolayısıyla "hiçbir durumda" ifadesi yanlıştır.
Diğer şıkların analizi: A) TTK m. 510/1-b uyarınca yıllık kârın %5’i, ödenmiş sermayenin %20’sine ulaşana kadar yedek akçeye ayrılır; bu ifade doğrudur. B) TTK m. 510/1-c uyarınca, yeni pay primlerinden kalan kısmı yedek akçeye eklenir; bu ifade doğrudur. C) TTK m. 510/1-d uyarınca, iskatla iptal edilen payların bedeli (giderler düşüldükten sonra) yedek akçeye eklenir; bu ifade doğrudur. E) TTK m. 510/1-e uyarınca, %5 pay ödendikten sonra kalan kârın %10’u yedek akçeye ayrılır; bu ifade doğrudur.
Bilinmesi gereken kural: Genel kanuni yedek akçe, sermayenin yarısını aşsa bile şirketin zararlarını kapatmak veya sermaye eksikliğini gidermek amacıyla kullanılabilir.
Soru 14 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Borçlar Kanununa göre sözleşme kurulmasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun açıklamalarıyla kurulur.
- B)İrade açıklaması, açık bir şekilde olmalıdır.
- C)Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.
- D)Taraflar, sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır.
- E)İkinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa hakim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlar.
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 26’ya göre sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık olması zorunlu değildir; zımni (sözsüz) irade beyanları da sözleşme kurulmasını sağlayabilir. Bu nedenle "açık bir şekilde olmalıdır" ifadesi hukuki olarak yanlıştır.
Diğer şıkların analizi şöyledir:
- A Şıkkı Doğrudur: TBK m. 26’nın ilk fıkrası, sözleşmenin karşılıklı ve uygun irade açıklamalarıyla kurulduğunu açıkça hükme bağlar.
- C Şıkkı Doğrudur: TBK m. 28’e göre, taraflar sözleşmenin içeriğini kanunun emredici hükümleri ve genel ahlak ilkeleri sınırları içinde özgürce belirleyebilirler (Sözleşme Özgürlüğü).
- D Şıkkı Doğrudur: TBK m. 27’ye göre, taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında (konu, fiyat vb.) uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki hususlar üzerinde durulmasa bile sözleşme kurulmuş sayılır.
- E Şıkkı Doğrudur: TBK m. 27’nin ikinci fıkrası uyarınca, ikinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa, hakim işin özelliklerine bakarak uyuşmazlığı karara bağlar.
Bilinmesi gereken kural: Sözleşme kurulması için irade beyanının açık olması şart değildir; zımni irade de sözleşme tesisine yeterlidir.
Soru 15 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Borçlar Kanununa göre aşağıdakilerden hangisi sebepsiz zenginleşmenin şartlarından birisi değildir?
- A)Borçlunun malvarlığında bir zenginleşme meydana gelmiş olmalıdır.
- B)Bu zenginleşme bir başkasının malvarlığından veya emeğinden meydana gelmiş olmalıdır.
- C)Zenginleşme ile zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalıdır.
- D)Zenginleşme haklı bir nedene dayanmamalıdır.
- E)Zenginleşenin kötü niyetli olmalıdır.
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 66’a göre sebepsiz zenginleşmenin temel şartları; zenginleşme, zenginleştirme, illiyet bağı ve haklı nedenin bulunmamasıdır. Kötü niyet, zenginleşmenin kurulması için şart değildir; yalnızca tazminat miktarını veya faiz hesaplamasını etkiler.
Diğer şıkların analizi şöyledir: A) Yanlış: Malvarlığında artış (zenginleşme) olmaksızın zenginleşme davası açılamaz. B) Yanlış: Zenginleşme, başkasının malvarından veya emeğinden gitmiş olmalıdır. C) Yanlış: Zenginleşme ile zenginleştirici olay arasında nedensellik bağı zorunludur. D) Yanlış: Zenginleşmenin hukuki bir dayanağı (hakkı) yoksa şart sağlanır.
Bilinmesi gereken kural: Sebepsiz zenginleşmede kötü niyet, borcun doğuş şartı değil, sadece tazminatın kapsamını belirleyen bir unsurdur.
Soru 16 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Borçlar Kanununa göre borcun ifası ile ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
- A)Aksine bir anlaşma yoksa para borçları, borçlunun ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.
- B)Aksine bir anlaşma yoksa parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde ifa edilir.
- C)Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir.
- D)İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur.
- E)Borcun ifası için gün belirtilmeksizin sadece ay belirtilmişse, bundan ayın son günü anlaşılır.
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 197/1’e göre, para borçları aksine anlaşma yoksa borçlunun ödeme zamanındaki değil, borç doğduğu andaki yerleşim yerinde ifa edilir. Bu nedenle A şıkkındaki "ödeme zamanındaki" ifadesi hukuka aykırıdır ve yanlıştır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu (yani doğru hukuki hükümler): B) TBK m. 197/2 uyarınca, parça borçları sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde ifa edilir; bu ifade doğrudur. C) TBK m. 196/1’e göre ifa yeri öncelikle tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir; bu ifade doğrudur. D) TBK m. 198/1’e göre, ifa zamanı kararlaştırılmadıkça borç doğumu anında muaccel olur; bu ifade doğrudur. E) TBK m. 198/2’ye göre, sadece ay belirtilmişse ayın son günü anlaşılır; bu ifade doğrudur.
Bilinmesi gereken kural: Para borçlarında ifa yeri, borç doğduğu andaki borçlunun yerleşim yeridir; ödeme anındaki yer değil.
Soru 17 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Borçlar Kanununa göre, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça alacaklar kaç yıllık zamanaşımına tabidir?
- A)1 yıl
- B)3 yıl
- C)5 yıl
- D)10 yıl
- E)20 yıl
Çözümü göster — doğru cevap D
Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 146/1 hükmüne göre, kanunda aksi öngörülmedikçe alacaklar 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Bu genel hüküm, özel kanunlarda farklı süreler belirtilmediği durumlarda uygulanır. Dolayısıyla doğru cevap D şıkkıdır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) 1 yıl, ticari senetler gibi bazı özel alacaklar için geçerli olup genel kural değildir. B) 3 yıl, iş sözleşmesinden doğan alacaklar gibi istisnai hallerde uygulanır. C) 5 yıl, kira alacakları gibi belirli borç ilişkileri için öngörülen özel bir süredir. E) 20 yıl, TBK’da genel alacaklar için öngörülen bir süre değildir; bazı özel hukuk alanlarında veya eski mevzuatta görülebilir ancak geçerli genel kural değildir.
Bilinmesi gereken kural: TBK’ya göre genel zamanaşımı süresi 10 yıldır; istisnalar kanunda açıkça belirtilmiştir.
Soru 18 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Ticaret Kanununa göre aşağıdakilerden hangisi denetimin konusuna girmez?
- A)Finansal tablolar
- B)Yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu
- C)Riskin erken saptanması komitesi raporu
- D)Muhasebe
- E)Entegre raporlar
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 400 ve 401’e göre bağımsız denetçinin temel görevi, şirketin finansal tablolarının ve yönetim kurulu yıllık faaliyet raporunun, yasal düzenlemelere ve muhasebe standartlarına uygunluğunu denetlemektir. Bu kapsamda finansal tablolar (A), yönetim kurulu raporu (B) ve bunların dayanağı olan muhasebe kayıtları (D) doğrudan denetim konusudur. Ayrıca, 6102 sayılı TTK’ya tabi anonim şirketlerde riskin erken saptanması komitesi varsa, bu komitenin raporu da denetim kapsamına girer (C). Ancak entegre raporlar, sürdürülebilirlik ve finansal olmayan bilgileri içeren, TTK’nın zorunlu denetim kapsamı dışında kalan gönüllü veya özel mevzuata dayalı raporlardır. Bu nedenle entegre raporlar, TTK’ya göre yasal bağımsız denetimin doğrudan konusu değildir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) Finansal tablolar, TTK’nın açıkça denetim konusu olarak saydığı temel belgedir. B) Yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu, TTK’ya göre denetçinin onaylaması gereken zorunlu bir rapordur. C) Riskin erken saptanması komitesi raporu, ilgili şirketlerde TTK kapsamında denetime tabidir. D) Muhasebe kayıtları, finansal tabloların doğruluğunun denetlenmesi için temel dayanak noktasıdır.
Bilinmesi gereken kural: TTK’ya göre yasal bağımsız denetim; finansal tablolar, muhasebe kayıtları, yönetim kurulu raporu ve varsa risk komitesi raporunu kapsar; entegre raporlar bu zorunlu kapsam dışındadır.
Soru 19 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Borçlar Kanununa göre aşağıdakilerden hangisi haksız fiil sorumluluğunun unsurlarından birisi değildir?
- A)Fiil
- B)Zarar
- C)Uygun illiyet bağı
- D)Özen gösterilmemesi
- E)Hukuka aykırılık
Çözümü göster — doğru cevap D
Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 49’a göre haksız fiil sorumluluğunun kurulması için üç temel unsur gerekir: Fiil, Zarar ve Uygun İlliyet Bağı. Bu nedenle A, B ve C şıkları sorumluluğun şartlarıdır.
D şıkkındaki "Özen gösterilmemesi" ifadesi, kusur unsurunu ifade eder. Ancak TBK m. 49’un ilk fıkrasında, haksız fiil sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayanır. Yani, failin kastı veya taksiri (özen göstermemesi) aranmaz; sadece fiil, zarar ve illiyet bağı yeterlidir. Kusur, sorumluluğun kapsamını daraltan veya tazminat miktarını etkileyen ikinci aşama unsuru olup, sorumluluğun kurulması için zorunlu bir şart değildir. Bu nedenle D şıkkı, sorumluluğun temel unsurları arasında yer almaz.
E şıkkındaki "Hukuka aykırılık" ise TBK m. 49/1’e göre fiilin hukuka aykırı olması gerekir. Bu da sorumluluğun temel unsurlarındandır.
Bilinmesi gereken kural: TBK m. 49 uyarınca haksız fiil sorumluluğu, kusur aranmaksızın; fiil, zarar ve uygun illiyet bağı ile kurulur.
Soru 20 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Vergi Usul Kanununda yer almayan değerleme ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Mukayyet değer
- B)İtibari değer
- C)Borsa rayici
- D)Cari maliyet
- E)Emsal bedeli
Çözümü göster — doğru cevap D
Vergi Usul Kanunu (VUK) Madde 257’de sayılan değerleme ilkeleri; mukayyet değer, itibari değer, borsa rayici ve emsal bedelidir. Bu maddi hukuk hükmü, vergi matrahının tespitinde izlenecek yöntemleri kesin olarak belirler. Dolayısıyla, A, B, C ve E şıkları VUK tarafından açıkça tanınan ve uygulanan değerleme esaslarıdır.
D şıkkı olan "cari maliyet", muhasebe standartlarında (TMS 2) kullanılan bir kavramdır ancak VUK’da vergi matrahı tespitinde doğrudan bir değerleme ilkesi olarak yer almaz. Vergi hukuku, muhasebe uygulamalarından bağımsız olarak kendi değerleme sistemini kurmuştur. Bu nedenle, VUK’da yer almayan tek seçenek D şıkkıdır.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri kısaca şöyledir: A şıkkı (Mukayyet değer), VUK’un temel değerleme ilkesidir; B şıkkı (İtibari değer), VUK’daki bir diğer geçerli değerleme yöntemidir; C şıkkı (Borsa rayici), VUK’daki geçerli değerleme yöntemidir; E şıkkı (Emsal bedel), VUK’daki geçerli değerleme yöntemidir.
Bilinmesi gereken kural: VUK Madde 257’de sadece mukayyet değer, itibari değer, borsa rayici ve emsal bedel değerleme ilkeleri olarak sayılmıştır; cari maliyet vergi mevzuatında yer almaz.
Soru 21 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Medeni Kanununa göre dernekler ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Dernekler, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır.
- B)Hukuka veya ahlâka aykırı amaçlarla dernek kurulamaz.
- C)Herkes, önceden izin almak şartıyla dernek kurma hakkına sahiptir.
- D)Dernek kurucularının fiil ehliyetine sahip olması gerekir.
- E)Her derneğin bir tüzüğü bulunur.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 44’e göre dernek kurma hakkı, önceden izin almaya tabi değildir. Anayasa ve TMK’ya göre bu hak, sadece kanunla sınırlanabilir; ancak genel bir "izin" prosedürü öngörülmez. Kuruluş, derneğin tüzüğünün ve kurucu listesiyle birlikte mahkemeye tescil talebiyle başlar. Dolayısıyla "önceden izin almak şartıyla" ifadesi hukuka aykırıdır ve bu şık yanlıştır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu (yani neden doğru oldukları): A) TMK m. 43’te derneğin tanımı bu şekilde yapılmıştır; en az 7 kişi ve kazanç paylaşmama şartı aranır. B) TMK m. 44/1’e göre hukuka veya ahlâka aykırı amaçlarla dernek kurulamaz. D) Kurucuların fiil ehliyetine sahip olması, tüzel kişilik edinme ve tüzüğü imzalama şartıdır; bu ifade doğrudur. E) TMK m. 45’e göre derneklerin mutlaka bir tüzüğü bulunur ve tüzük tescil belgesine eklenir.
Bilinmesi gereken kural: Dernek kurma hakkı, Anayasa ve TMK’ya göre önceden izin almaya bağlı değildir; sadece kanunla sınırlanabilir ve kuruluş için mahkeme tescili yeterlidir.
Soru 22 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Medeni Kanununa göre hak ve fiil ehliyetleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Her insanın hak ehliyeti vardır.
- B)Hak ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir.
- C)Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukukî sonuç doğurmaz.
- D)Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.
- E)Erginlik onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar.
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B şıkkıdır. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 11’e göre, hak ehliyeti her insana aittir; ancak fiil ehliyeti, kişinin kendi hukuki işlemlerini geçerli kılma yeteneğidir. B şıkkı, hak ehliyetine sahip olan herkesin fiil ehliyetine de sahip olduğunu ima ederek bu iki kavramı eşitlemektedir. Oysa ayırt etme gücü olmayan veya kısıtlı kişiler hak ehliyetine sahip olsa da fiil ehliyetleri sınırlıdır veya yoktur. Bu nedenle B ifadesi hukuki olarak yanlıştır.
Diğer şıkların analizi şöyledir: A şıkkı doğrudur çünkü hak ehliyeti doğumdan itibaren tüm insanlara tanınır. C şıkkı doğrudur; ayırt etme gücü olmayanların (örneğin küçük çocuklar) hukuki sonuç doğurmayan fiilleri, kanundaki istisnalar dışında geçerli sayılmaz. D şıkkı doğrudur; ergin ve kısıtlı olmayanlar tam fiil ehliyetine sahiptir. E şıkkı doğrudur; TMK m. 15’e göre erginlik 18 yaşını doldurma ile başlar.
Bilinmesi gereken kural: Hak ehliyeti herkes için eşittir ve doğumla başlar; ancak fiil ehliyeti ayırt etme gücüne ve erginliğe bağlıdır, her hak ehliyetine sahip kişi fiil ehliyetine sahip değildir.
Soru 23 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Kişinin fiil ve işlemlerinin nedenini, kapsam ve sonuçlarını anlama ve buna göre davranma iktidarına ne ad verilir?
- A)Fiil ehliyeti
- B)Hak ehliyeti
- C)Ayırt etme gücü
- D)Haksız fiil ehliyeti
- E)Hukuki işlem ehliyeti
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Soruda tanımlanan kavram, Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 49 uyarınca ayırt etme gücüdür. Ayırt etme gücü; kişinin fiil ve işlemlerinin nedenini, kapsam ve sonuçlarını anlama ve buna göre davranma iktidarını ifade eder. Haksız fiil sorumluluğunun temel şartlarından biri olan bu kavram, kişinin eylemlerinin hukuki sonuçlarını kavrama yeteneğini esas alır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir:
- A) Fiil ehliyeti: Kişinin hukuki işlemlerle hak edinebilme ve yükümlülük altına girebilme yeteneğidir; sorudaki tanımın ötesinde irade beyanı kapasitesini de kapsar.
- B) Hak ehliyeti: Her insanın hak ve yükümlülük sahibi olabilme niteliğidir; doğumdan itibaren başlar ve sorudaki "anlama ve davranma" yeteneği ile karıştırılamaz.
- D) Haksız fiil ehliyeti: Bu terim mevzuatta geçerli bir hukuki kavram değildir; haksız fiil sorumluluğu ayırt etme gücüne dayanır.
- E) Hukuki işlem ehliyeti: Kişinin geçerli irade beyanında bulunarak hukuki sonuç doğuracak işlemler yapma yeteneğidir; ayırt etme gücünden daha geniş ve karmaşık bir kavramdır.
Bilinmesi gereken kural: Ayırt etme gücü, haksız fiil sorumluluğunun temel şartı olup, kişinin eylemlerinin hukuki sonuçlarını anlama ve buna göre davranma iktidarını ifade eder.
Soru 24 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Medeni Kanununa göre mülkiyet hakkı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
- B)Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.
- C)Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur.
- D)Bir şeyin maliki, onun ürünlerinin de maliki olur.
- E)Bir şeye ilişkin tasarruflar, her durumda onun eklentisini de kapsar.
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 707/1 hükmüne göre, bir şey üzerinde yapılan tasarruflar, o şeyin eklentisini her durumda değil, ancak hukukun sınırları içinde ve malikin rızasıyla veya yasal dayanağı bulunması halinde kapsar. E şıkkındaki "her durumda" ifadesi, mülkiyet hakkının sınırsız olmadığını ve eklentilerin (örneğin izinsiz yapılan inşaatlar) otomatik olarak malikin mülkiyetine geçmediğini görmezden geldiği için yanlıştır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) TMK m. 706’daki mülkiyet hakkının tanımıdır ve doğrudur. B) TMK m. 711 ve 712’de düzenlenen mülkiyet davaları hakkını ifade eder ve doğrudur. C) TMK m. 705’e göre malik, şeyin bütünleyici parçalarının da malikidir; doğrudur. D) TMK m. 706/2’ye göre malik, ürünlerin de malikidir; doğrudur.
Bilinmesi gereken kural: Mülkiyet hakkı sınırsız değildir; tasarrufların eklentiyi kapsaması için yasal sınırlara ve hukuka uygunluğa tabidir, otomatik ve koşulsuz değildir.
Soru 25 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Medeni Kanununa göre taşınmaz mülkiyeti ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.
- B)Taşınmazın sınırları, tapu plânları ve arz üzerindeki sınır işaretleriyle belirlenir.
- C)İki taşınmazı birbirinden ayırmaya yarayan duvar, parmaklık, çit gibi sınırlıklar, aksi ispat edilmedikçe her iki komşunun paylı malı sayılır.
- D)Arazi üzerindeki mülkiyet, altındaki arz katmanlarını kapsamaz.
- E)Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur.
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 687’ye göre, mülkiyet hakkı taşınmazın yüzeyini, altındaki arz katmanlarını ve üzerindeki hava uzayını kapsar. Dolayısıyla "arz katmanlarını kapsamaz" ifadesi hukuka aykırıdır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) TMK m. 688’e göre mülkiyet, yapı, bitki ve kaynakları da içerir; bu ifade doğrudur. B) TMK m. 689’a göre sınırlar tapu planları ve fiziki işaretlerle belirlenir; bu ifade doğrudur. C) TMK m. 700’e göre sınırlıklar, aksi ispat edilmedikçe komşuların paylı malıdır; bu ifade doğrudur. E) TMK m. 701’e göre malzeme, arazinin bütünleyici parçası haline gelir; bu ifade doğrudur.
Bilinmesi gereken kural: TMK’ya göre mülkiyet hakkı, taşınmazın sadece yüzeyini değil, altındaki yer katmanlarını ve üzerindeki hava uzayını da kapsar.
Soru 26 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
“…… öyle senetlerdir ki, bunların içerdikleri hak, senetten ayrı olarak ileri sürülemediği gibi başkalarına da devredilemez” ifadesinde boşluğun aşağıdakilerden hangisi ile doldurulması gerekir?
- A)Sözleşme
- B)Kıymetli evrak
- C)Tapu senedi
- D)İntifa senedi
- E)Hisse senedi
Çözümü göster — doğru cevap B
Doğru cevap B) Kıymetli evraktır.
Neden Doğru? 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 703. maddesine göre, kıymetli evrakın temel özelliği, üzerinde yer alan hakkın evrakla bütünleşmiş olmasıdır. Yani hak, evraktan ayrı olarak ileri sürülemez ve evrak devredilmeden hak da devredilemez. Sorudaki ifade, bu "bütünleşme" ve "devredilememe" prensibini tanımlar.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
- A) Sözleşme: Sözleşmeden doğan alacaklar, kanunda öngörülen hallerde ve usulle başkalarına devredilebilir (alacağın devri).
- C) Tapu senedi: Tapu senedi, taşınmaz mülkiyetini ispatlayan bir belgedir; hak senetten bağımsız olarak tapu siciline kayıtlıdır ve senet devri tek başına mülkiyet hakkını aktarmaz.
- D) İntifa senedi: İntifa hakkı, kanuni usullerle ve senetten bağımsız olarak da devredilebilir veya devralınabilir niteliktedir.
- E) Hisse senedi: Hisse senedi, tüzel kişiliğin sermayesini temsil eder ve kanunen serbestçe devredilebilir bir kıymetli evrak türüdür.
Bilinmesi gereken kural: Kıymetli evrakta hak, evrakla özdeşleşmiştir; evrakı taşıyan hak sahibidir, evraksız hak ileri sürülemez.
Soru 27 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Medeni Kanununa göre taşınır mülkiyeti ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Taşınır mülkiyetinin konusu, nitelikleri itibarıyla taşınabilen maddî şeyler ile edinmeye elverişli olan ve taşınmaz mülkiyetinin kapsamına girmeyen doğal güçlerdir.
- B)Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir.
- C)Bir taşınırın zilyetliğini iyiniyetle ve malik olmak üzere devralan kimse, devredenin ancak mülkiyeti devir yetkisi olduğu müddetçe o şeyin maliki olur.
- D)Bir taşınırın mülkiyetini nakleden kimse özel bir hukukî ilişkiye dayanarak o şeyin zilyetliğini korursa, mülkiyet teslimsiz geçmiş olur.
- E)Sahipsiz bir taşınırı malik olmak iradesiyle zilyetliğine geçiren kimse, onun maliki olur.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. TMK m. 99/1 hükmüne göre, taşınır mülkiyetinin iyiniyetle edinilmesinde devredenin mülkiyeti devir yetkisine sahip olması şartı aranmaz. Yani iyi niyetli alıcı, yetkisiz birinden de mülkiyeti kazanabilir. C şıkkı, bu şartın varlığını zorunlu kıldığı için kanuna aykırıdır ve yanlıştır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu: A) TMK m. 68’e göre taşınırın tanımı doğrudur. B) TMK m. 98’e göre taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir. D) TMK m. 101’e göre özel hukuki ilişki (kirala vb.) devam ederse mülkiyet teslimsiz geçer. E) TMK m. 71’e göre sahiplenme ile sahiplenici mülkiyet kazanır.
Bilinmesi gereken kural: Taşınırda iyiniyetle edinme (TMK m. 99), devredenin yetkili olmasını şart koşmaz; bu, taşınmazlardaki kuraldan farklıdır.
Soru 28 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Medeni Kanununa göre bir taşınmaz üzerinde diğer bir taşınmaz lehine konulmuş bir yük olup, yüklü taşınmazın malikini mülkiyet hakkının sağladığı bazı yetkileri kullanmaktan kaçınmaya veya yararlanan taşınmaz malikinin yüklü taşınmazı belirli şekilde kullanmasına katlanmaya mecbur kılan hak aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Taşınmaz lehine irtifak hakkı
- B)İntifa hakkı
- C)Oturma hakkı
- D)Üst hakkı
- E)Rehin hakkı
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 688’e göre, taşınmaz lehine irtifak hakkı, bir taşınmazın (yüklü taşınmaz) malikini, mülkiyet hakkının getirdiği bazı yetkileri kullanmaktan alıkoyan veya yararlanan taşınmaz malikinin, yüklü taşınmazı belirli bir şekilde kullanmasına zorlayan bir sınırlamadır. Bu tanım, soruda verilen metinle birebir örtüşmektedir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: B) İntifa hakkı, bir malın veya hakkın faydalanılmasını sağlayan, taşınmazın kendisine değil şahsa bağlı bir hak olup TMK m. 700’de düzenlenmiştir. C) Oturma hakkı, belirli bir konutta oturma hakkını düzenleyen, şahsa bağlı özel bir intifa hakkı türüdür (TMK m. 706). D) Üst hakkı, taşınmaz üzerinde bina, tesis veya ağaç dikme hakkı veren, taşınmazın mülkiyetine bağlı olmayan bir ayni haktır (TMK m. 714). E) Rehin hakkı, alacağın teminatı olarak taşınmaz üzerinde kurulan, borcun ödenmemesi halinde alacaklının alacağını tahsil etmesini sağlayan bir teminat hakkıdır (TMK m. 875).
Bilinmesi gereken kural: Taşınmaz lehine irtifak, bir taşınmazın diğerine fayda sağlaması amacıyla malikin mülkiyet yetkilerini sınırlayan, taşınmazlara bağlı ayni bir haktır.
Soru 29 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Vergi Usul Kanununa göre her ne şekilde olursa olsun bir vergi tarh edildikten sonra bu vergiye müteallik olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkı üzerinden alınacak verginin tarh edilmesine ne ad verilir?
- A)İkmalen vergi tarhı
- B)İdarece vergi tarhı
- C)Resen vergi tarhı
- D)Beyana dayalı tarhiyat
- E)Tarhiyatın tahsile bağlılığı
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A) İkmalen vergi tarhı'dır.
Vergi Usul Kanunu (VUK) m. 113/1-a hükmüne göre, daha önce tarh edilmiş bir vergiye ilişkin olarak, defter, kayıt ve belgeler veya kanuni ölçülerle tespit edilen matrah farkı üzerinden alınan vergiye ikmalen vergi tarhı denir. Bu işlem, önceki tarhiyatın eksik veya hatalı olduğu durumlarda, mevcut belgelerle doğrulama yapılarak farkın tahsil edilmesini sağlar.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri:
- B) İdarece vergi tarhı: Mükellefin beyanına dayanarak vergi idaresinin yaptığı tarhiyat türüdür, matrah farkı tespiti esas değildir.
- C) Resen vergi tarhı: Mükellef beyan vermediğinde veya eksik verdiğinde idarenin kendi takdirine göre yaptığı tarhiyattır.
- D) Beyana dayalı tarhiyat: Mükellefin sunduğu beyanname esas alınarak yapılan tarhiyattır.
- E) Tarhiyatın tahsile bağlılığı: Tarhiyatın kesinleşmeden tahsil edilemeyeceği genel bir ilkedir, tarhiyat türü değildir.
Bilinmesi gereken kural: İkmalen tarhiyat, daha önce tarh edilmiş vergi için, mevcut defter ve belgelerle tespit edilen matrah farkı üzerinden yapılan tarhiyattır.
Soru 30 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Türk Medeni Kanununa göre taşınmaz rehni ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Taşınmaz rehni, ancak ipotek, ipotekli borç senedi veya irat senedi şeklinde kurulabilir.
- B)Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için kurulabilir.
- C)Rehin hakkı, ancak tapuya kayıtlı taşınmazlar üzerinde kurulabilir.
- D)Pay üzerinde rehin kurulduktan sonra paydaşlar malın tamamını rehnedebilir.
- E)Taşınmaz rehni tapu kütüğüne tescil ile kurulur.
Çözümü göster — doğru cevap D
Doğru cevap D şıkkıdır. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 801’e göre, rehin hakkı tapu kütüğüne tescil ile kurulur (E doğru). Rehin; ipotek, ipotekli borç senedi veya irat senedi şeklinde kurulabilir (A doğru) ve miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için tesis edilebilir (B doğru). Ancak rehin hakkı sadece tapuya kayıtlı taşınmazlar üzerinde değil, aynı zamanda tescil edilebilir haklar (örn. irtifak, ayni hak) üzerinde de kurulabilir; dolayısıyla C şıkkındaki "ancak tapuya kayıtlı taşınmazlar" ifadesi teknik olarak eksik/yanıltıcı olsa da, sınav mantığında D şıkkı açık hukuk ihlalidir. TMK m. 802 uyarınca, pay üzerinde rehin kurulduktan sonra, diğer paydaşların rızası olmaksızın malın tamamı rehin edilemez. Pay rehini, sadece o paya ait değeri kapsar; malın tamamını rehnetme yetkisi paydaşın tek başına sahip olduğu bir hak değildir. Bu nedenle D şıkkı açıkça yanlıştır.
Bilinmesi gereken kural: Paylı mülkiyetteki bir paya rehin konulması, diğer paydaşların rızası olmadan taşınmazın tamamının rehin edilmesine olanak tanımaz.
Soru 31 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Vergi Usul Kanununa göre aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Vergi kanunları lafzı ve ruhu ile hüküm ifade eder.
- B)Lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak uygulanır.
- C)Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.
- D)Vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz.
- E)İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti vergi idaresine aittir.
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E şıkkıdır. Vergi Usul Kanunu (VUK) m. 356/2’ye göre, idarenin vergi tarhını bozacak nitelikte, iktisadi/ticari/teknik kurallara aykırı veya normal olmayan bir durumun varlığı iddiası, vergi mükellefi tarafından ispatlanır. Dolayısıyla ispat külfeti idarede değil, mükellefte bulunur. E şıkkı bu hükmü tersine çevirdiği için yanlıştır.
Diğer şıkların analizi şöyledir: A) VUK m. 27’ye göre vergi kanunları hem lafzı hem ruhuyla hüküm ifade eder; bu ifade doğrudur. B) VUK m. 28’e göre lafız açık değilse, maksat ve sistem içi bağlantı dikkate alınır; bu ifade doğrudur. C) VUK m. 356/1’e göre vergilendirmede olayın gerçek mahiyeti esastır; bu ifade doğrudur. D) VUK m. 356/1’e göre olayla ilgisi olmayan şahit ifadesi ispat vasıtası olarak kullanılamaz; bu ifade doğrudur.
Bilinmesi gereken kural: VUK m. 356 uyarınca, vergi idaresinin tarhını bozacak "normal dışı durum" iddialarının ispat yükü her zaman vergi mükellefine aittir.
Soru 32 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Vergi Usul Kanununa göre vergi beyannamesi kanuni veya ek süreler içinde verilmekle beraber beyannamede vergi matrahına ilişkin bilgilerin gösterilmediği durumda aşağıdakilerden hangisi gerçekleşir?
- A)İkmalen vergi tarhı yapılır.
- B)İdarece vergi tarhı yapılır.
- C)Resen vergi tarhı yapılır.
- D)Beyana dayalı tarhiyat yapılır.
- E)Tarhiyat, tahsile bağlı olarak yapılır.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Vergi Usul Kanunu (VUK) m. 113’e göre, vergi beyannamesi süresi içinde verilmiş olsa bile, matrahı belirleyecek bilgiler eksik veya hatalıysa, vergi idaresi resen tarhiyat yapar. Bu kural, mükellefin beyan yükünü tam yerine getirmemesi durumunda devletin tarh yetkisini kullanmasını sağlar.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu ise şöyledir: A) İkmalen tarhiyat, daha önceki yıllara ait vergilerin sonradan tespit edilmesi durumudur. B) İdarece tarhiyat, beyanname verilmediği durumlarda uygulanır. D) Beyana dayalı tarhiyat, mükellefin doğru ve eksiksiz beyan etmesiyle gerçekleşen normal süreçtir. E) Tarhiyatın tahsilata bağlı olması hukuki bir tarhiyat türü değildir.
Bilinmesi gereken kural: Beyanname süresinde verilse bile matrah bilgileri eksikse, VUK uyarınca resen tarhiyat yapılır.
Soru 33 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Vergi Usul Kanununa göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A)Mükellefiyet için kanuni ehliyet şarttır.
- B)Vergi sorumluluğu için kanuni ehliyet şarttır.
- C)Vergi sorumlusu, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir.
- D)Vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasak edilmiş bulunması mükellefiyeti kaldırır.
- E)Vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasak edilmiş bulunması vergi sorumluluğunu kaldırır.
Çözümü göster — doğru cevap C
Doğru cevap C şıkkıdır. Vergi Usul Kanunu (VUK) m. 68’e göre, vergi sorumlusu; vergiyi doğuran olaya katılan veya bu olaydan menfaat sağlayan, ancak mükellef sıfatı taşımayan kişidir. Sorumlu, alacaklı vergi dairesine karşı doğrudan muhatap olup, verginin ödenmesinden sorumlu tutulur. Bu tanım, C şıkkındaki ifadeyle birebir örtüşmektedir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri şöyledir: A) Mükellefiyet için kanuni ehliyet şart değildir; hukuki ehliyet de yeterlidir. B) Vergi sorumluluğu, kanuni ehliyetten bağımsız olarak, olaya katılan herkes için doğabilir. D) Yasaklanmış olay mükellefiyeti kaldırmaz; aksine vergi tarhiyatı yapılmasını gerektirebilir. E) Yasaklanmış olay, sorumluluğu kaldırmaz; sorumlunun da sorumluluğu devam eder.
Bilinmesi gereken kural: Vergi sorumlusu, mükellef olmasa bile vergi alacağına karşı doğrudan sorumlu olan ve vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir.
Soru 34 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
Vergi Usul Kanununa göre vergi kanunlarının şekle ve usule mütaallik hükümlerine riayet edilmemesine ne ad verilir?
- A)Vergi ziyaı
- B)Vergi tahakkuku
- C)Vergi anestezisi
- D)Kaçakçılık
- E)Usulsüzlük
Çözümü göster — doğru cevap E
Doğru cevap E) Usulsüzlük'tür.
Vergi Usul Kanunu (VUK) Madde 358/1-b uyarınca, vergi kanunlarının şekil ve usule ilişkin hükümlerine riayet edilmemesi durumu doğrudan usulsüzlük olarak tanımlanır. Bu madde, vergi idaresinin idari para cezaları uygulamasındaki temel dayanak noktasıdır. Şekil ve usul kurallarına uyulmaması, vergi borcunun doğuşunu veya miktarını doğrudan etkilemese bile, vergi sisteminin işleyişine aykırılık teşkil ettiği için cezai yaptırıma tabi tutulur.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu:
- A) Vergi ziyaı: Vergi borcunun tamamen veya kısmen ödenmemesi veya eksik ödenmesidir; usul ihlali ile doğrudan eşdeğer değildir.
- B) Vergi tahakkuku: Vergi borcunun kanuni esaslar çerçevesinde tespit edilip kesinleşme sürecidir, bir ihlal türü değildir.
- C) Vergi anestezisi: Vergi yükünün azaltılması veya ertelenmesi gibi ekonomik bir kavramdır, hukuki bir ihlal tanımı değildir.
- D) Kaçakçılık: Vergi borcunu tamamen ortadan kaldırmak amacıyla yapılan, daha ağır suç unsuru taşıyan fiillerdir; usulsüzlükten farklı bir hukuki nitelik taşır.
Bilinmesi gereken kural: VUK Madde 358'e göre, şekil ve usul kurallarına uyulmaması "usulsüzlük" sayılır ve idari para cezası uygulanır.
Soru 35 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
İdari Yargılama Usulü Kanununa göre aşağıda sayılan işlemlerden doğan uyuşmazlıkların hangisi hakkında ivedi yargılama usulü uygulanmaz?
- A)İhaleden yasaklama kararları.
- B)Acele kamulaştırma işlemleri.
- C)Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları.
- D)12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca yapılan satış, tahsis ve kiralama işlemleri.
- E)9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar.
Çözümü göster — doğru cevap A
Doğru cevap A şıkkıdır. İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. 27’de ivedi yargılama usulünün uygulanacağı davalar açıkça sayılmıştır (numerus clausus ilkesi). Bu maddeye göre; acele kamulaştırma (B), özelleştirme kararları (C), turizmi teşvik kanunu uyarınca işlemler (D) ve çevre kanunu uyarınca EDP kararları (E) ivedi yargılama kapsamındadır. Ancak, ihale yasaklama kararları bu maddede yer almadığı için normal yargılama usulüne tabidir.
Diğer şıkların yanlış olma nedenleri: B) Acele kamulaştırma, İYUK m. 27/1-b uyarınca açıkça ivedi yargılama kapsamındadır. C) Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları, İYUK m. 27/1-c uyarınca ivedi yargılama kapsamındadır. D) Turizmi Teşvik Kanunu işlemleri, İYUK m. 27/1-d uyarınca ivedi yargılama kapsamındadır. E) Çevresel etki değerlendirmesi kararları, İYUK m. 27/1-e uyarınca ivedi yargılama kapsamındadır.
Bilinmesi gereken kural: İvedi yargılama usulü, İYUK m. 27’de sayılan özel hallerle sınırlıdır; yasaklama kararları bu listede yer almadığı için ivedi usul uygulanmaz.
Soru 36 · 2021/6 · Genel Hukuk Mevzuatı
İdari Yargılama Usulü Kanununa göre idari davaların açılması ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Dilekçelerde; davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller yer almalıdır.
- B)Birden fazla şahıs mutlaka ayrı dilekçe ile dava açar.
- C)Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi dilekçede gösterilir.
- D)Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarda uyuşmazlık konusu miktar dilekçelerde yer almalıdır.
- E)Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası dilekçelerde gösterilir. Test Bitti Cevaplarınızı Kontrol Ediniz.
Çözümü göster — doğru cevap B
İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYÜK) m. 11’e göre, birden fazla kişinin aynı hukuki sebebe dayanan hakları varsa veya davanın konusu aynı ise, bu kişiler aynı dilekçeyle dava açabilirler. Bu nedenle, "mutlaka ayrı dilekçe ile dava açar" ifadesi kanuna aykırıdır ve B şıkkı yanlıştır.
Diğer şıkların neden yanlış olduğu (yani neden doğru oldukları): A) İYÜK m. 11/1-c uyarınca dilekçede davanın konu ve sebepleri ile deliller belirtilmelidir. C) İYÜK m. 11/1-d uyarınca, idari işlemin yazılı bildirim tarihi dilekçede gösterilmelidir. D) İYÜK m. 11/1-e uyarınca, mali yükümlere ilişkin davalarda uyuşmazlık konusu miktar dilekçede yer almalıdır. E) İYÜK m. 11/1-f uyarınca, vergi davalarında vergi nevi, yılı, tebliğ tarihi/numarası ve hesap numarası gibi bilgiler dilekçede belirtilmelidir.
Bilinmesi gereken kural: Aynı hukuki sebebe veya konuya dayalı davalar, İYÜK kapsamında tek bir dilekçeyle birlikte açılabilir; ayrı dilekçe zorunluluğu yoktur.